İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi 3 Aralık Dünya Engelliler Günü Basın Açıklaması

Bir günlüğüne hatırlanan her 3 Aralık’ın amacı engellilerin insan haklarının ihlalinin tespiti ve bu utancın yüze vurulmasıdır.
Günümüz hukuk düzeninde evrensel olarak kabul edilen insan haklarının kaynağını insanın doğuştan gelen temel haklara sahip olduğu düşüncesi oluşturur. Devredilemez ve vazgeçilemez olan bu temel haklar, tüm insanlar için eşit olarak sağlanmalı, insanların özgür ve onurlu yaşama hakkı korunmalıdır. Kişilerin yaşam hakkının güvenceye alınması, korunup gelişitilmesi yaşlılar ve çocuklar gibi dezavantajlı olarak nitelendirilen gruplar için önemli olmakla beraber, özellikle engelli kişiler için önem arz etmektedir.
Hal böyle iken, günümüzde hakim olan uygulama ve anlayış, zamanla yüzeysel ve sembolik olarak attığı adımları dahi atmaz olmuş, kazanılmış haklar birer birer geri alınmış, artan sorunlar karşısında sorumluların sorumsuzluğu kronikleşmiştir. Hatta öyle ki, engelli vatandaşlarımızın temel insan hakları alenen çiğnenebilir duruma getirilmiştir.
Bugün engellilerin eğitim hakları neredeyse yok sayılmakta ve büyük ölçüde karşılanamamakta, engelli bireyler gönderildikleri eğitim kurumlarında kendi kaderine terk edilmektedir. Özellikle özel eğitim sınıflarında eğitim adına utanılacak tablolar söz konusudur. Bu kurumlarda eğitimci sıfatıyla bulunan kişiler engellileri eğitecek bilgi, beceri ve donanıma sahip değildir. Kurumlarda uygun araç gereç bulunmamakta, mekan sorunları dikkate alınmamakta ve çözülememektedir. Rehabilitasyon ve özel eğitim kurumları adeta gecekondu tarzıyla ve devletten para almak amacıyla faaliyet göstermekte olup, ihtiyacı karşılamaktan daha çok, yeni sorunlara sebep teşkil etmektedir. Yıllardır dile getirdiğimiz bu sorunlar göz ardı edilmekte ve son olarak Aksaray ilinde bulunan Mehmetçik İlköğretim Okulu’nda ortaya çıktığı gibi, yurdun her yanında utanç dolu hadiseler meydana gelmektedir.
İstihdam politikaları engellilerin iş sahibi olmasını sağlamaktan uzaktır. Gerçekten de kamu sektöründe ve özel sektörde engelli kontenjanları doldurulamamıştır. Özel sektörde engelliler kağıt üzerinde istihdam edilmekte, diğerleri ise mesleki yetenekleriyle alakasız konumlarda çalıştırılmaktadır. İstihdam şartlarını karşılamayan işverenlere kesilen cezalar engellilerin istihdamı için etkin şekilde kullanılamamaktadır. İşkur tarafından yapılan faaliyetler sorunun çözümüne yeterli katkı sağlayamamaktadır.
Erişilebilirliğe dair standartların karşılanması bir yana, kamu başta olmak üzere sonradan yapılan kamuya açık çevre düzenlemeleri, yeni inşa edilen yapılarda dahi bu kurallara uyulmamakta, denetim görevi lafta kalmaktadır. Erişilebilirliğin denetimleri sonucu kesilen para cezaları erişilebilirliğin sağlanması faaliyetlerini etkin olarak desteklememektedir. Bu alanlarda atılan her adım, yapılan her faaliyet bir yerde ölü bir maliyete dönüşmekten kurtulamamakta, karmaşa bir türlü giderilememektedir. Nihayetinde tüm bu alanlarda tam bir keşmekeşlik hakimdir.
Dezavantajlı grupların, anayasadan, yasalardan ve uluslararası sözleşmelerden doğan haklarının karşılanması en başta devletin temel fonksiyonu hatta varlık sebebidir. Bu husus sosyal hukuk devleti olmanın, vatandaşlarının eşitliğini gözetme yükümlülüğünün ve nihayetinde insan hakkına saygının da bir gereğidir.
Sorun sosyo-ekonomik, politik ve kültürel alanda sağlanacak iyileşmeyle doğru orantılı olarak çözümlenebilir. Çözümün itici gücü Devlet erkinin iradesi, nitelikli örgütlenme ve farkındalığın sağlanmasıdır.
Nihayet asıl sorun, ihtiyaçları tespit edip çözümleri üreten siyasal bir anlayış ile işlenen suçların yaptırımını sağlayan yasal normların var olmaması, ihmal ve ihlalleri denetleyen bir sistemin bulunmamasıdır. Ne acıdır ki; yakın gelecekte de sorunların çözümünü sağlayacak bir irade ufukta görünmemektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İstanbul Barosu
Engelli Hakları Merkezi


