İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

İstanbul Barosu Cmk Değişiklik Önerilerini Tbmm Adalet Komisyonuna Bildirdi

Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi arasında yer alan CMK değişiklikleri ile ilgili baromuzca hazırlanan öneriler listesi

İstanbul Barosu Cmk Değişiklik Önerilerini Tbmm Adalet Komisyonuna Bildirdi

Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi arasında yer alan CMK değişiklikleri ile ilgili baromuzca hazırlanan öneriler listesi TBMM Adalet Komisyonu Başkanlığı’na gönderildi.

Öneri listesinin başında, “Yapılan değişikliklerde olumlu bazı hükümlerin varlığı, kolluk ile hâkim-savcı meslektaşlarımızın uygulamada yaşadıkları sorunlarının çözümünü amaçlaması memnuniyet verici olsa da savunmanın temsilcisi olan avukat meslektaşlarımızın karşılaştıkları sorunların çözümlenmesini sağlayıcı norm ve görüşlerinin teklifte hemen hemen hiç yer almaması; dahası savunmanın kapsam ve etkinliğinin getirilmesi amaçlanan hükümlerle daraltıldığının” gözlendiği vurgulandı.

Maddelerin değerlendirme bölümlerinde çoğu madde için, baromuzca maddeler hakkında ayrı ayrı görüş belirtilen öneriler yazısında, değiştirilmesi düşünülen, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 146. maddesi hakkında Temel hak ve özgürlükler kural olarak ancak hâkim tarafından kısıtlanır,” denilirken, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hâkimden başka organlara işlem yapma yetkisi verilmesinin hukuken doğru olmadığı belirtildi.

Diğer madde önerileri için de özetle şu görüşlere yer verildi:

Teklifin üçüncü fıkrası, mevcut 5271 Sayılı Kanunun aynı numaralı maddesinde yer alan “üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren suçların soruşturma ve kovuşturma aşamalarında bir müdafiin bulunmaması halinde istem aranmaksızın müdafii görevlendirilmesi” düzenlemesinin yeni teklif ile “alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar” şeklinde daraltılması, savunma hakkının olmazsa olmaz koşulu olan müdafiin hukuki yardımından faydalanma hakkını açıkça kısıtlar nitelikteki bir geri gidişin ifadesidir.

 “Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik” 45/2 inci madde ile seçilmiş müdafiin soruşturma dosyasını incelemesi yönünden vekâletname şartı getirilerek 5271 sayılı kanun sistematiği açıkça yara almakta ve uygulamada savunma hakkının kullanılması önemli ölçüde fiilen engellenmektedir. Teklifte “müdafilik, hukuken kabul edilebilir herhangi bir şekilde ispat edilebilir” hükmünün yer almaması, teklifin uygulamadaki sorunları tek yanlı çözmeye çalıştığı, savunma hukuku açısından meydana gelen en ciddi sorunları bile dikkate almadığının bir göstergesidir.

4. fıkra ile Kolluk da taraflara uzlaşma teklifinde bulunabilmektedir. Bu yetki 5271 sayılı kanunun aynı maddesine göre sadece Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemeye aitti. Bu yetkinin kolluğa verilmiş olması uygulamada ciddi sorunlar yaratabilecektir. Uygulamada adli kolluk ile Cumhuriyet savcısı arasında sağlıklı diyalog sağlayıcı bir sistem olmadığı, daha çok telekomünikasyon araçlarına dayalı bir sistem olduğu için kollukta uzlaşma olumsuz sonuçlar verebilecektir.

9. fıkrada uzlaşmanın Cumhuriyet savcısı tarafından gerçekleştirilmesi benimsenmiştir ki kabulü mümkün değildir. Soruşturmanın yürütücüsü, kamu gücünün ajanı olan Cumhuriyet savcısının uzlaştırmacı sıfatını alması Cumhuriyet savcısının işlevi ile bağdaşmayacağı gibi onun saygınlığını da zedeleyecektir. Uzlaştırmanın, bu konudaki tekniğe en yakın meslek olan ve birikimi itibariyle uzlaştırmayı sağlayabilecek avukatlarda kalması sistemin işlevi açısından önemlidir.

9. fıkranın “Cumhuriyet Savcısı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaşma teklifini kabul etmesi halinde, tarafların uzlaştırmacı bir avukat üzerinde anlaşamamaları halinde uzlaştırmacı olarak avukat görevlendirilmesini barodan ister” şeklinde değiştirilmesini önermekteyiz.

14. fıkradaki Cumhuriyet savcısının uzlaştırmacıya talimat vermesi uzlaşmanın amacıyla bağdaşmamaktadır. Zira bu cümle ile uzlaştırmacı, Cumhuriyet savcısının talimatını yerine getiren kişi durumunda kalmaktadır. Oysaki tarafların önerileri ve uzlaştırmacının çözüm tarzının tek sınırı hukuka uygunluk olmalıdır. (…) Uzlaşma yargı dışı fakat adliye içi bir çözüm yoludur.

5320 Sayılı CMK Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanununun 13 üncü maddesinin değiştirilmesi hakkında...

Diğer taraftan CMK uygulamasındaki ücretlendirme yine avukatlık ücret tarifesinden ayrık tutulmaktadır. Böylece avukatlar asgari ücret tarifesi altında görev yapmak durumunda kalmaktadırlar ki asgari ücret tarifesinin anlamı ve işlevi kalmamakta ve avukatlar bizzat bu meblağın altında görev almak durumunda bırakılmaktadır. Bu durumda madde şu şekilde olmalıdır:

Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince Baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, görevin ifasından doğan masraflar hariç avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen ücret, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten Türkiye Barolar Birliğine aktarma yapılmak suretiyle ödenir. Bu ücret yargılama giderlerinden sayılır.”

Bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, Türkiye Barolar Birliğince, baroların görüşleri alınarak çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.”

Tasarı metnine aşağıdaki linkten ulaşılabilir.

Tasarı Metni

Kategori:Haberler