İstanbul Barosu Başkanlığı Basın Açıklaması "İzlemeler Derhal Durdurulmalıdır"
Son günlerin gündeminde yer alan güvenlik güçlerinin “dinleme operasyonları” ile ilgili iddialar konusunda yetkili kişilerce yapılan açıklamalardan, hukuk adına derin üzüntü duyduğumuz bir noktaya gelinmiş olduğumuzu anlıyoruz.

Son günlerin gündeminde yer alan güvenlik güçlerinin “dinleme operasyonları” ile ilgili iddialar konusunda yetkili kişilerce yapılan açıklamalardan, hukuk adına derin üzüntü duyduğumuz bir noktaya gelinmiş olduğumuzu anlıyoruz.
Bu vesilelerle kamuoyumuz açıkça öğrenmiştir ki, ülkemizde, “tüm ülke”nin yetki alanı olarak belirlendiği ve alınan karar ile bu yetki sınırı içinde uygulanan bir izleme söz konusudur. Yine bu açıklamalardan öğrenilmektedir ki, izlemeler için bir yandan Emniyet Genel Müdürlüğü ile MİT ve bir yandan da Jandarma Genel Komutanlığı talepte bulunmuş ve bu taleplerin tümü karşılanmıştır. Ancak, Jandarma Genel Komutanlığı’nın talebi üzerine alınan karar, Adalet Bakanlığı tarafından itiraz konusu yapılmış ve bu çerçevede Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından verilen “örnek karar” ile yerel Mahkeme kararı bozulmuştur.
Bu son durum itibariyle, aynı amaçlı ve aynı sınırdaki iki ayrı düzenlemeden birisi, “salt itiraz yoluna başvurulmuş olduğu için” bozulurken, diğeri böyle bir itiraza konu olmadığı için “hukuken” uygulama olanağına sahip imiş gibi anlaşılmaktadır. Oysa Yargıtay 9. Ceza Dairesinin kararı dikkatle irdelendiğinde, izleme talep eden kurumların niteliklerinden kaynaklanan bir ayrımdan değil, izlemenin “sınırlarından” kaynaklanan bir “hukuksuzluktan” söz edilmektedir. Daha açık deyişle, bu kararın hukuki tahlili sonucunda, Emniyet Genel Müdürlüğü veya MİT’in aldığı karar gereğince sahip bulunduğu olanaklardan Jandarma Genel Komutanlığının yararlandırılmaması, onun kurumsal niteliğinden veya yetkilerinden değil, doğrudan kararın içeriğindeki koşullardan kaynaklanmaktadır. Söz konusu yargı kararı dikkate alındığında ilgili kurumlar, önleme niteliğindeki yasada sayılan tedbirlere başvurabilecek, ancak her halükarda bu tedbirlerin sınırları, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde gerçekleşecektir.
Yargıtay 9. Daire Başkanlığı tarafından verilen karardan sonra, yeni bir itiraz ile açılacak tartışmalar da, gerek zaman ve gerekse içerik açısından tam anlamıyla “kaos” olarak nitelendirilecek bir aşamaya gelinmesine neden olabilecektir. Bu anlamda bir erken uyarı olarak, söz konusu kaosa işaret etmeyi görev sayıyoruz.
Bu koşullar karşısında hukuk devletinde yapılması gereken “tek” uygulama, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT tarafından yapılan izlemelerin “derhal” durdurulmasıdır. Yargıtay Kararı, bu açılardan bir “emsal” karar niteliğindedir. Kamu Hukukunda “iyi idare” olarak tanımlanan kavram, tam da bu noktada aranması gereken bir nitelik arzetmektedir.
Bu karar, ülkemizin hukuk devleti olup olmadığının sınandığı bir aşamayı ifade etmektedir.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


