İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

“İşgalci Güçler (Abd Ve Irak) Falluce Ve Musul’Da Sivil Halkı Katlediyor”

İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu düzenlediği basın toplantısında, hızla yapılan yasa değişiklikleri ve dünyanın gözleri önünde yaşanan insanlık dışı olaylara ilişkin görüşlerini açıkladı.

“İşgalci Güçler (Abd Ve Irak) Falluce Ve Musul’Da
Sivil Halkı Katlediyor”

İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu düzenlediği basın toplantısında, hızla yapılan yasa değişiklikleri ve dünyanın gözleri önünde yaşanan insanlık dışı olaylara ilişkin görüşlerini açıkladı.

Başkanın basın toplantısında, İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek, Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Nazan Moroğlu, Av. Süleyman Sefa Bilgiç ve Av. Muazzez Yılmaz Faikoğlu da hazır bulundu.

İstanbul Barosu Başkanının, Türkiye’nin gündemine oturan 7 önemli konuda yaptığı açıklamalar özetle şöyle:

IRAK KATLİAMINA KARŞI DUYARSIZLIK

İnsan haklarının duyarlı AB ülkelerinin Irak’ta devam eden soykırım, savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar, Felluce ve Musul baskınları karşısındaki duyarsızlıklarını anlamak mümkün değildir. Irak savaşı başladığında Uluslar arası Ceza Mahkemesi Savcılığına yapmış olduğumuz suç duyurusuna ek olarak bu kere Felluce ve Musul’da yaşanan katliamlarla ilgili dilekçemizi uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığına gönderdik. Bu dilekçemizde, işgalci güçlerin (ABD ve İngiltere) ayrım gözetmeksizin tüm sivil halka yönelik vahşetin sürdüğüne, savaş hukuku kurallarını da göz ardı eder biçimde Kızılhaç ve Kızılay’ın yardımlarına dahi izin verilmemesine dikkat çektik.

 

AB’YE GİRİŞTE TÜRKİYE’YE ÖZEL KOŞULLAR KABUL EDİLEMEZ

Hükümet, tüm umudunu ve beklentisini 17 Aralık’ta verilecek müzakere tarihine bağlamış, toplumu da buna koşullandırmış durumdadır.

AB’ne girme koşullarımız Kopenhag Kriterleri ile belirlenmiştir. Bu kriterler dışında ve bu kriterlere ek olarak yeni nedenler ve kriterler ileri sürülmesi kabul edilemez.

AB’ne üye olan diğer ülkelere uygulanan kriterlerin dışında, salt bize özgü olarak ileri sürülecek taleplerin asla kabul edilemeyeceğini Baromuz, Avrupa Baroları ve Uluslararası Baro ve Avukatlar toplantılarına katılarak anlatmaktadır.

 

DERNEKLER NİTELİK DEĞİŞTİRİYOR

Yeni dernekler kanunun 10. maddesinde yardım ve işbirliği adı altında yapılan bir düzenleme yer alıyor. Paralı ve güdümlü STK’lara yol açacağı endişesindeyiz.

Bu uygulama; dernek faaliyeti adı altında, yurt içi ve yurt dışından alacakları ayni ve nakdi yardımları kullanacak profesyonel kişi ve kadrolara serbestçe çalışma olanağı sağlayacaktır. Kurulmuş ya da kurulacak derneklerin diğer derneklerle, siyasi partiler, işçi ve işveren sendikaları ve mesleki kuruluşlarla ayni ve nakdi yardımlaşma ilişkileri de dahil iç içe olabileceklerdir. Bu durumun dernek kavramı ile bağdaşmayacağını kabul etmek gerekir. Yukarıda açıklamaya çalıştığımız bu yapı çok yanlış ve tehlikeli bir yapıdır. Her kılığa bürünebilecek ve her işlevi yerine getirebilecek profesyonel bir yapı dernek adı altında yasallığa kavuşturulmak istenmektedir.

 

ADİL YARGILAMA VE SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ İLKESİ

Son dönemde yasama organı tarafından kabul edilen diğer yasalar gibi Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (CMUK) ve Ceza İnfaz Kanunu (CİK) toplamda ve bilimsel düzeyde yeterince paylaşılmadan ve tartışılmadan çıkarılmaya çalışılmaktadır. Bu durum bir çok olumsuzluklara neden olacaktır. Bu çerçevede özellikle savunma görevini üstlenen avukatları ilgilendirdiği üzere sav ve savunmanın eşitliği ilkesinin yine göz ardı edildiği anlaşılmaktadır. Oysa adil yargılamadan söz edebilmek için AB İstişari Raporunda da belirtildiği gibi savcı ile avukatın konumlarının her açıdan eşit olması gerekir.

 

ADLİ KOLLUK KONUSUNDA BAROMUZUN ÖNERİLERİ DİKKATE ALINMALI

Adli kolluk konusunda Baromuzun hazırlamış olduğu taslak CMUK hazırlık çalışmalarında ne yazık ki değerlendirilmemiştir.

Bu aşamada; Adalet Bakanı ve hükümet sözcüsü Sayın Cemil Çiçek’in basına yaptığı açıklamada, İçişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında uzlaşmaya varıldığını beyan etmesi ve “polisi etkisiz kılmayacak ve zaafa uğratmayacak bir düzenleme konusunda uzlaştık” açıklamasıyla sorun çözülmemiştir. Bizim taslakta kurulmasını istediğimiz adli kolluk kuvvetinin oluşturulmayacağı anlaşılmış, hükümet tasarısıyla, sadece savcıların yetkileri biraz daha arttırılmış  olacaktır

 

EKONOMİDE ŞERİAT UYGULAMALARI

“İslami Özel Sektörün Geliştirilmesi Kurumu”nun kuruluş anlaşması 01 Eylül 2003 tarihinde ülkemiz adına Hazine Müsteşarı tarafından Kazakistan’ın Alma- Atı kentinde  imzalandı.

Bu kurum ülkemizin de üyesi olduğu İslam kalkınma Bankası’nın bünyesi içinde oluşturulmuş ve yeterli üyenin imzalamasıyla Temmuz 2000 tarihinde çalışmaya başlamış olup, 03 Kasım 2004 günü TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’ndaki görüşmeler nedeniyle de basının ve kamuoyunun gündemine girmiştir. Görüşmeler sonunda kanun tasarısı komisyon tarafından kabul edilmişse de yankıları ve tartışılması kamuoyunda sürmektedir.

“Öncelikle; sözleşmenin amacını belirten 3. maddesinin 1. fıkrasında, İslami Özel Sektörün Geliştirilmesi Kurumu’nun kuruluş amacının “İslam kurallarına uygun olarakmaddede belirtilen çalışmaların yapılacağını, “Yetkiler” başlıklı 5/b maddesinde “İslami araçlarla ve ….doğrudan yatırım yapmak” denilerek, yatırımlarda kullanılması düşünülenin İslami araçlar olduğunu, Faaliyet prensiplerinin belirlendiği 14. maddesinin 6. fıkrasında “Kurum madde 29 (1) de belirtilen İslam Hukuku Komitesi’nin islama göre uygun bulmadığı yatırım kategorisine giren, kurumun bu anlaşma veya bu anlaşmaya istinaden çıkarılacak düzenlemeler ile çelişik olduğunu düşündüğü faaliyetleri gerçekleştirmeyecektir Bir anlamda şirket ortaklarının islam kurallarını kabul edip etmemesini kontrol edecektir”, denilerek, uygulanabilirlik ölçütünün “islama göre uygu bulunma” olduğunun ve bunun karar organının da “İslam Hukuku Komitesi” olduğunun açıklanmış olması karşısında, bu anlaşmanın salt ticari amaçlı bir anlaşma olduğunun savunulmasını doğru ve içtenlikli bulmak zordur..

 

İSLAM FİNANS KURUMLARINA DİKKAT

Bankalar Yasası’nın yakın zamanda yapılan değişikliklerle hükümete ve onun denetimindeki fon yönetimlerine, insan hakları ve hukuk ilkeleriyle bağdaşmayan olağanüstü yetkiler vermiş olduğu bilinmektedir.

Buna rağmen Bankalar Yasası yeniden değiştirilmek ve daha çok yetkiler elde etmek istenmektedir. İşte bu düzenleme çalışmaları sırasında “İslam Finans Kurumları”na da söz konusu anlaşmadaki benzer olanaklar sağlanmak istenmektedir.

 

İNSAN HAKLARI DANIŞMA KURULU ÖZERK OLMALI

Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulunda yaşananlar gözler önündedir. Siyasi iktidarın bu kurula yaptığı son atamalar bağımsız kurumlar tarafından da eleştirilmektedir. Bu kurula son atanan kişilerin kimlik ve kişilikleri kamuoyu tarafından çok iyi bilinmektedir. Siyasi iktidar kendi anlayışındaki kişileri kurula atamakla güdümlü bir kurul oluşturmaktadır. İnsan hakları gibi evrensel bir konuda güdümlü kurullar oluşturmak sakıncalıdır. İnsan Hakları örgütleri bağımsız ve özerk olmalı, atamayla değil, seçimle oluşturulmalıdır.

Siyasi iktidar, insan hakları adı altında sürdürdükleri türban politikalarını ve laiklik karşıtı tutumlarını onaylayacak kurul oluşturmaktan vazgeçmelidir. 

 

Kategori:Haberler