İdarenin Doğal Afetler Karşısında Sorumluluğu
İstanbul Barosu Başkanlığınca, Eylül ayında İstanbul’da yaşanan ve büyük kayıplara yol açan sel felaketinin de ele alındığı “İdarenin Doğal Afetler Karşısında Sorumluluğu” başlıklı panel, 16 Ekim 2009 Cuma günü saat 16.00’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

İstanbul Barosu Başkanlığınca, Eylül ayında İstanbul’da yaşanan ve büyük kayıplara yol açan sel felaketinin de ele alındığı “İdarenin Doğal Afetler Karşısında Sorumluluğu” başlıklı panel, 16 Ekim 2009 Cuma günü saat 16.00’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.
Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, “Öngörülen bir doğal afetin ezici etkilerini ortadan kaldıran nitelikte bir eylem ve işlem içine girmeyen idare elbette ezici etkilerden sorumlu tutulacaktır” dedi.
Anayasanın "İdarenin hiçbir eylem ve işleminin yargı denetimi dışında" tutulamayacağı kuralını açıkça vurguladığını belirten Aydın, bu eylem ve işlemler var olan eylem ve işlemler olabileceği gibi yapılması gerekirken yapılmayan ya da sessiz kalmaktan doğan eylem ve işlemlerin de olabileceğini vurguladı.
Deprem, sel baskını gibi doğal afetlere "kader" ya da "mücbir sebep" diyerek bunu geçiştirmenin ve sorumluluğu üzerinden atmanın sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmadığını kaydeden Muammer Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir eylemin neden sonuç ilişkisine bakmak gerekir. Bir doğal afet önceden sezilebiliyor mu? Seziliyorsa önlemi alındığı takdirde aynı etkiyi gösterecek mi? Doğal afetin sezilmesi ve beklentisinin anlaşılması ile doğal afetin meydana gelmesi arasında geçen zaman önlem almaya yetiyor mu? Devletin ya da İdarenin yaptığı ya da yapmadığı eylem ile meydana çıkan zarar arasında nedensellik bağı var mı? Bu sorulara verilecek yanıtlar idarenin sorumluluğunu ve derecesini açıklamaya yetecektir”.
Türkiye’de devlet idaresinin, hizmet sorumluluğu altında olduğu insanlara karşı yabancılaştığını, yakın zamanda gerçekleşen Marmara Depreminden bilim adamlarının yaptığı uyarılara karşın duyarsızlığın devam ettiğini anlatan İstanbul Barosu Başkanı Aydın, üstü üste yaşanan Ayamama deresi taşkınlarında da yerel ve genel yönetimin hala ayamamış olduğunu üzüntüyle izlediklerini sözlerine ekledi.
Paneli yöneten Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dr. Av. Selçuk Demirbulak, Türkiye’de kentleşme oranının %70’lere çıktığını, ancak bu kentleşmenin sağlıksız geliştiğini ve pek çok sorunu da beraberinde getirdiğini söyledi.
Yerel yönetimlerin kaçak ve ruhsatsız yapılaşmayla baş edemediklerini, bir anlamda buna göz yumduklarını belirten Demirbulak, öngörülebilir afetlere karşı önlem almayan idarenin popülizm politikalarından en çok vatandaşın büyük zarar gördüğünü bildirdi.
Konuşmasında iyimser mesajlar verebilecek durumda olmadığını belirten İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Öğretim Üyesi Dr. Hasan Sınar da, doğal afetlerin öngörülebilirliğine aykırı davranışların ceza hukuku açısından yargılanıp cezalandırıldıklarını gözlemleyemediğini söyledi.
Doğal afetlerden sonra sorumlular aleyhine açılan davaların zamanaşımına uğratılması için büyük savaşlar verildiğini, davanın zaman aşımına uğramaması içinse hiçbir şey yapılmadığını hatırlatan Sınar, 1999 yılında meydana gelen Marmara Depremi ile ilgili Kocaeli, Sakarya ve İstanbul’da toplam 2338 dava açıldığını, bunların çoğunun zamanaşımına uğratıldığını, toplam 18 kişi hakkında hüküm verildiğini, 10 aya kadar verilen cezaların da tecil edildiğini anlattı. Dr. Sınar doğal afetin neden olduğu zararlara bir de hukuk faciasının eklendiğini belirterek bütün bunlara ceza adalet sistemindeki yetersizlikle zaman aşımı konusunun sebep olduğunu bildirdi.
Doğal afet sonrası yaşanan olumsuzluklarda payı bulunanları cezalandırmada temel sorunun yargıdan kaynaklandığına dikkat çeken İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kahraman Berk, tazminat davalarını zamanında sonuçlandırmanın idarenin sorumluluk anlayışını etkileyebileceğini, doğru imar planları yapılıp doğru uygulanır ve sağlıklı bir kentleşme politikası izlenebilirse, önlenebilir felaketlerin çıkaracağı faturanın da o kadar ağır olmayabileceğini savundu.
İdarenin doğal afet sonrası ortaya çıkan zararları gidermek ve yeni felaketleri önlemek için ıslah planları yaptığını, kaçak ve ruhsatsız yapılar için adeta af çıkardığını belirten Berk, yasa yapıcının da hep doğal afet sonrasını düşünerek hareket ettiğini ve her doğal afetten sonra ortaya çıkan eksiklikleri tamamlamaya çalıştığını bildirdi.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Burak Gemalmaz, konuyu uluslararası hukuk ve insan hakları boyutuyla ele aldı. Doğal afetler konusunda uluslararası hukukta düzenlemeler bulunduğunu belirten Gemalmaz, uluslararası hukukun afetlerin önlenmesi ilkesini rehber edindiğini, olası zararları önleme ilkesini belirlediğini ve bu konuda bir çerçeve çizdiğini bildirdi.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde doğal afetlerle ilgili bir hüküm bulunmamasına karşın AİHM’in yaşam hakkını koruma yükümlülüğü yüzünden bu tür davalara da baktığını kaydeden Gemalmaz, doğal afetlerden zarar görmüş kişilerin bu mahkemeye açtıkları davalara ilişkin çeşitli örnekler verdi.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Turgay Demirci ise panelin genel değerlendirmesini yaptı. Yaşanan doğal afetlere genel olarak bakıldığında idarenin insan yaşamına gereken önemi vermediğinin açıkça görüldüğünü belirten Demirci, bu alanda yapılan yasal düzenlemelerde insanı öne alan bir kültür anlayışının bulunmadığını bildirdi.
Açılan davaların zamanaşımına uğramasının önlenmesi ve caydırıcı cezaların öngörülmesi gerektiğini belirten Demirci, yargıda dar görüşlü yorumlar yapıldığını, oysa yapılan yorumların hukuku geliştirici nitelikle olması gerektiğini söyledi.
Demirci, idarenin yargı kararlarını kendine kültür edinmiş bir anlayışta olması, bunun yanı sıra vatandaşların da sahip oldukları hakların bilincinde olarak idareyi sorgulamaları ve sandık başına gittiklerinde de oylarını buna göre kullanmaları gerektiğini vurguladı.
Panelin tamamlanmasından sonra İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, ilgilerinden dolayı katılımcılara teşekkür etti ve panel konuşmacılarına da birer Teşekkür Belgesi verdi.


