İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Hukukun Üstünlüğü Ve Kuvvetler Ayrılığı

İstanbul Barosu Cumhuriyet Hukuku ve Kültürü Merkezi’nce (CUMER) düzenlenen panellerin altıncısı 30 Nisan 2010 Cuma günü saat 16.00 – 19.30 arasında Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

Hukukun Üstünlüğü Ve Kuvvetler Ayrılığı

İstanbul Barosu Cumhuriyet Hukuku ve Kültürü  Merkezi’nce (CUMER) düzenlenen panellerin altıncısı 30 Nisan 2010 Cuma günü saat 16.00 – 19.30 arasında Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü kavramlarının, insanlığın tarihi gelişiminden ve uzun savaşımlar sonucunda edinmiş olduğu birikimler doğrultusunda bugünkü aşamaya eriştiğini söyledi.

Bu aşamayı toplumsal örgütlenmenin ulaştığı en ileri ve çağdaş düzey, çoğulcu, demokratik hukuk devleti olarak nitelemenin mümkün olduğunu kaydeden Aydın, bu kavramların içi boş kavramlar olmadığını belirterek bu kavramların ortaya atılışı, oluşumu ve gelişimi hakkında ayrıntılı bilgi verdi. 

Atatürk Cumhuriyetinin de bu kavramlar üzerine oturtulduğunu ve geliştirildiğini belirten Aydın, bütün demokratik kural ve kavramların anayasada bütünleştirildiğini, ancak günümüzde millet adına egemenlik haklarını kullanan güçler dengesinin küreselleşme lehine bozulmaya çalışıldığını anlattı.

Halkın egemenliğinin her zaman halkın özgürlüğü demek olmadığının altını çizen Muammer Aydın şunları söyledi: “Çoğunluğun azınlığı ezdiği yerde özgürlük yoktur. Orada artık bir baskı rejimi söz konusudur. Bu kuvvetler tek elde, bir kişi ya da kurumda toplanırsa, bunlar kötüye kullanılır. Demokrasi ortadan kalkar, özgürlükler zedelenir”.

Parti kapatmanın zorlaştırılması, Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın yapısının değiştirilmesinin altında yatanın yasama, yürütme ve yargı erkini tek elde toplamaya yönelik olduğuna değinen Aydın, “Bu durum kuvvetler ayrılığı ilkesini temelden dinamitlemekte ve ortadan kaldırmaktadır" dedi.

Açılışta konuşan CUMER Yürütme Kurulu Üyesi Av. Alev Tuna da hukukun üstünlüğü, Hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı, bağımsız ve tarafsız yargı konularında ayrıntılı açıklamalar yaptı.

Konuşmasının sonuç bölümünde Tuna şunları söyledi: “İnsan haklarına gerçek anlamda etkili koruma sağlanabilmesinin ön koşulu devletlerin tüm organ-kurum ve kuruluşlarıyla hukuka bağlı olmaları ya da hukukun üstünlüğünü kabul etmeleridir. Bu da yetmez, doğru uygulamayla yaşama yansıtılmasıdır. Belirtmek gerekir ki, ortaya konan yazılı normlar ne olursa olsun, bunlara hayatiyet kazandıracak olan bu normların uygulayıcılarıdır. Bunu hayata geçirecek kurumlara etkin bir biçimde işlerlik kazandırılması şarttır”.

CUMER Başkanı Av. Burhan Öğütçü’nün yönettiği panelde ilk sözü İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tevfik Özcan aldı.  Özcan konuşmasında, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde liberal ve sosyal hukuk devleti açısından İngiltere, Fransa ve Almanya örneğini irdeledi. Yasaların hukuk üretmediğine dikkat çeken Özcan, küreselleşmenin etkisi altındaki Malezya örneğini vererek, küresel iktisadi network’un ulusal sınırları zorladığını, Türkiye’deki kuvvetler ayrılığı sistemini kuvvetler birliğine dönüştürmeyi küreselleşmenin bir dayatması olarak gördüğünü sözlerine ekledi. 

Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süheyl Batum, Hukuk devleti, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı konusunda bilen bilmeyen herkesin ahkâm kestiğini, en şaşırtıcı yorumların da hukukçulardan geldiğini söyledi. 

Sözü anayasa değişikliklerine getiren Batum, parti kapatmayı siyasi iradenin kararına bırakmanın yanlış olduğunu, HSYK ve Anayasa Mahkemesinin yapısında yapılmak istenen değişikliklerin hukuka aykırı bulunduğunu bildirdi.

Bugün Türkiye’de küresel sermayenin istediklerini savunanlarla, ulus devleti, hukuk devletini savunanlar arasında bir kavganın devam ettiğini belirten Batum, “Tarihsel süreç değiştikçe elbette kavramlar da değişecektir. Artık kurumsal çoğulculuktan söz edilmektedir. Kurumsal çoğulculuk devlet iradesinin farklı dile getirilmesidir. Kuvvetler ayrılığı, bağımsız kurumsal çoğulculuk niteliğine dönüşmüştür” dedi.  

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Korkut Kanadoğlu ise anayasa değişikliklerinin teknik değerlendirmesini yaptı. Değişikliklerin küresel sermayenin dayatmasıyla yapıldığı izleniminin bulunduğunu, yargının siyasi çekişmelerden uzak tutulması gerektiğini belirten Kanadoğlu, anayasada değişiklik öngören parti kapatma, HSYK ve Anayasa Mahkemesinin yapısında yapılacak değişikliklerin hiçbir mantığının bulunmadığını, karşılaştırmalı hukukta da yer almadığını söyledi.

Anayasa değişikliklerinde büyük bir kandırmacanın bulunduğuna işaret eden Kanadoğlu, “Umarım ikinci oylamada sağduyu üstün gelir ve bu üç madde düşer. Bu olmadığı takdirde Anayasa Mahkemesi ayıklar. O da olmazsa umarım referandumda reddedilir” dedi.   

Panelde daha sonra soru – cevap bölümüne geçildi.

Galeri

Kategori:Haberler
Hukukun Üstünlüğü Ve Kuvvetler Ayrılığı | İstanbul Barosu