İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Hukuki Yazılar: Medya Yayınlarına Karşı Cevap Ve Düzeltme Hakkı (Tekzip)

Cevap ve düzeltme hakkı, (diğer adıyla tekzip)

Hukuki Yazılar: Medya Yayınlarına Karşı Cevap Ve Düzeltme Hakkı (Tekzip)

Av. Coşkun ONGUN’un İstanbul Barosu Dergisi 2012/1. Sayısından Yayımlanan Yazısı

1. ANAYASAL BİR HAK OLARAK CEVAP VE DÜZELTME

Cevap ve düzeltme hakkı, (diğer adıyla tekzip) kişi ve kuruluşların, kendileriyle ilgili yayınlar konusunda, aynı araçtan yararlanarak düşüncelerini açıklama, kendilerini savunma ve böylece yanlış beyanları düzeltme olanağı sunan temel bir haktır. Söz konusu yayın, yasalarda bir suç ya da haksız fiil olarak tanımlanmasa bile, cevap ve düzeltme hakkı yoluyla etkin ve hızlı bir şekilde yayın sonucu ortaya çıkan yanlış anlaşılmalar ve kötü sonuçlar ortadan kaldırılabilir. Zaten cevap ve düzeltme hakkının temelinde diğer başvuru yollarına kıyasla daha etkin ve ivedi çözüm üretmesi yatar.

Söz konusu yayına karşı cevap ve düzeltme hakkının kullanılması diğer başvuru haklarını ortadan kaldırmaz ya da o başvurulara delil teşkil etmez.[2]

Cevap ve düzeltme hakkı dayanağını doğrudan Anayasa’dan alır. Buna göre Anayasa’nın 32. Maddesi’nde,  Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir.

Düzeltme ve cevap yayımlanmazsa, yayımlanmasının gerekip gerekmediğine hakim tarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde karar verilir.

Cevap ve düzeltmeye karar verecek yargılama makamının kararını kaç gün içinde vereceği hükmünü dahi belirleyen, Anayasa düzenlemesi, bu hakkın yasa koyucu tarafından ne derece önemsendiğinin göstergesi sayılabilir.

Cevap ve düzeltme hakkı yalnızca süreli/dönemsel yayınlar için öngörülen bir düzenleme olup süresiz yayınlarda örneğin kitap ya da el broşürü gibi basılı yayınlarda cevap ve düzeltme hakkı kullanılamaz. 

Türk hukuk uygulamasında cevap ve düzeltme hakkı Basılı eserler için 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14 ve 18. Maddelerinde; Özel radyo ve televizyonlar için 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunu’nun 8. ve 18. maddesinde; İnternet üzerinden yapılan yayınlar için 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 9. Maddesinde ve nihayet 2954 sayılı TRT Yasası’nın 27. Maddesinde düzenlenmiştir.

2. SÜRELİ-BASILI YAYINLARDA CEVAP VE DÜZELTME

a. Basın Yasası Düzenlemesi  

Süreli yayınlar için cevap ve düzeltme hakkının düzenlenmesi Basın Kanunu’nda yapılmıştır. Basın Yasası’nın 14. maddesi cevap ve düzeltme hakkının ne şekilde kullanılacağını, sade bir biçimde açıklamaktadır.

Maddenin ilk paragrafında, Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır.

Yasa maddesinden de anlaşıldığı üzere düzeltme hakkının kullanılması için öncelikle ortada hukuka aykırı bir yayın olmalıdır. Buradaki hukuka aykırılığın koşulunu, yasa koyucu şeref ve haysiyeti ihlal edici veya gerçeğe aykırı yayın şeklinde belirlemiştir. Bunun bulguları her olayın somut özelliklerine göre değişiklik gösterecektir. Hakkında yayın yapılan kişi, o yayından bir biçimde “incindiğini” düşünüyorsa, cevap ve düzeltme hakkını kullanabilecektir.   

Hakkında yayın yapılan kişi, yayım tarihinden itibaren iki ay içinde, bir düzeltme metnini yayın kurumunun sorumlu müdürlüğüne ulaştırmak zorundadır. Metnin doğrudan sorumlu müdür tarafından teslim alınması gerekmez. Tebligat Yasası hükümleri doğrultusunda kurumda sürekli çalışan birine de tebligat yapılabilir. Önemli olan cevap ve düzeltme metninin iki aylık süre içinde basın kuruluşuna ulaşmış olmasıdır. Eğer yayının künyesinde sorumlu müdür gözükmüyorsa, yayının sorumlusu olan Yazı İşler Müdürüne de ihtarname gönderilebilir. 

Bazı yayın kuruluşlarının künyelerinde “sorumlu Yazıişleri Müdürü” tanımı yerine “Tüzel kişi temsilcisi ve sorumlu müdür” ibaresi yer almaktadır. Bu tür durumlarda da ihtarname ile ekindeki cevap ve düzeltme metninin gönderileceği kişi burada yazandır.

b. Cevap ve Düzeltme Metni

Uygulamada, hazırlanan düzeltme metinleri, noterden bir ihtarname eşliğinde ilgili kuruma gönderilmektedir. Düzeltme yazısı, suç unsuru içermemeli ve de haberi yeniden düzeltme gerektirecek biçimde üçüncü kişilerin haklarını ihlal etmemelidir. Sorumlu müdür aldığı düzeltme metnini, günlük bir süreli yayında, aldığı tarihten itibaren üç gün içinde, günlük olmayan örneğin haftalık, aylık ya da iki aylık gibi süreli yayınlarda ise üç günden sonraki ilk sayıda haberin yayımlandığı sayfa ve sütun genişliğinde yani aynı ölçülerde yayınlamak zorundadır. Uygulamada sürmanşetten büyük puntolarla verilen bir haberin yayınlanmasına karar verilen düzeltme metni, genelde sürmanşetten değil, ilk sayfanın yakınlarında bir yerlerde yayınlanmaktadır. Kanımızca cevap ve düzeltme metninin bu şekilde yayınlanması yasaya uygundur. Ancak ilgili sayfada yayınlanması gereken haberin başka bir sayfada yayınlanması örneğin haberin birinci sayfada verilmesine karşın cevap ve düzeltme metninin iç sayfalarda verilmesi hukuka aykırılık nedenidir. Bu durumda Basın Kanunu 18. Maddedeki yaptırımların uygulanması zorunludur.  

Günlük yayın yapan basın organının, bu durumda tebliğden itibaren en geç basılacak üçüncü günkü sayısında düzeltme metnine yer vermesi gerekir.

Düzeltme ve cevap metninde cevap hakkının kullanılmasını gerektiren yayının günü ve sayısı belirtilir. İhtarname eşliğinde gönderilecek düzeltme ve cevap metninin ilgili yazıdan uzun olamayacağı, düzeltme ve cevaba neden olan eserin yirmi satırdan az yazı veya resim veya karikatür olması hallerinde düzeltme ve cevap otuz satırı geçemeyeceği yasanın aynı maddesiyle hükme bağlanmıştır.

Süreli yayının birden fazla yerde basılması halinde, düzeltme ve cevap yazısı, düzeltme ve cevap hakkının kullanılmasına sebebiyet veren eserin yayımlandığı bütün baskılarda yer alır. Ancak birden çok yerde basılıp da, ek niteliğinde farklı bölgesel yayın yapan gazetelerin sadece bir ekinde düzeltme gerektiren yayın yapılmışsa, bu durumda salt o bölgesel yayında düzeltme metninin kullanılması kanımızca yeterli olur.

c. Yargı Yolları

Cevap ve Düzeltme metninin yasaca belirlenen süreler içinde yayımlanmaması durumunda, yayım için tanınan sürenin bitiminden itibaren, belirlenen koşullara aykırı şekilde yayımlanması halinde ise yayım tarihinden itibaren on beş gün içinde cevap ve düzeltme talep eden kişiye yargıya başvuru hakkı doğar.

Kişi bu durumda, bulunduğu yer sulh ceza hâkiminden yayımın yapılmasına veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu istemi üç gün içerisinde, duruşma yapmaksızın, salt dosya üzerinden karara bağlar. Uygulamada bu sürenin aşıldığı ve yaklaşık olarak bir haftayı bulduğu görülmektedir.

Sulh ceza hâkiminin kararı, cevap ve düzeltme metninin yayımlanması yönünde olursa bu karara, yayını yapan basın kurumunca itiraz edilebilir. Kanun koyucu burada acele itiraz sözcüğüne yer verdiğinden, Ceza Muhakemesi Yasası 268. madde gereğince itiraz merci doğrudan Asliye Ceza Mahkemesidir. Burada kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde,  Sulh Ceza Mahkemesinin yargı çevresi içindeki Asliye Ceza Hakimliğine itiraz dilekçesi verilmelidir. Bir yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi var ise Yasa’nın 27. Maddesi doğrultusunda basın işlerine bakacak mercii iki nolu asliye ceza mahkemesi olacaktır. Asliye ceza hâkimi, üç gün içinde itirazı inceleyerek karar verir. Sulh Ceza hâkiminin kararı, cevap ve düzeltme hakkının kullanılmaması yönünde olursa bu kez de aynı yöntemlerle, başvuru sahibi tebliğden itibaren yedi gün içinde ilgili asliye ceza mahkemesine başvurabilecektir. Asliye ceza mahkemesinin vereceği karar kesindir. Temyiz edilemez. Bu karara karşı artık başka bir yargısal kuruma başvurulamaz. Sadece yazılı emir yoluna gidilebilir ki, uygulamada az başvurulan bir yasa yolu olduğu göz önünde bulundurulduğunda buradan sonuç çıkması hukuki ve fiili olarak oldukça güçtür.

Düzeltme ve cevabın yayımlanmasına hâkim tarafından karar verilmesi halinde, yayımlanmak için zorunlu olan süreler, sulh ceza hâkiminin kararına itiraz edilmemişse, kararın kesinleştiği tarihten itiraz edilmişse, yetkili makamın kararının tebliği tarihinden itibaren başlar.

Düzeltme ve cevap hakkına sahip olan kişinin mirasçılarından biri de bu hakkı kullanabilir. Bu durumda, yayının yapıldığı tarihten itibaren sorumlu müdüre gönderilmesi gereken metin, yayın gününden itibaren üç ay içinde gönderilmelidir.

Cevap ve düzeltme gerektiren yayının ilgili yayın kuruluşunda birden fazla yayın şeklinde yer alması durumunda her sayıda yer alan yayına ayrı ayrı cevap ve düzeltme başvurusunda bulunulabileceği gibi, söz konusu yayın örneğin bir yazı dizisi ise yazıların bitiminden itibaren genel ve tek bir başvuru da yapılabilir. Ancak bu durumda hangi günkü yayın için tekzip hakkının kullanıldığı özellikle belirtilmelidir. Cevap ve düzeltme metninin içeriği ve yasada belirtilen kapsamı belirtilen günkü yayına bakılarak belirlenir.  

d. Gerçek ve Tüzel Kişiler

Cevap ve düzeltme gerektiren yayın gerçek kişiler hakkında olabileceği gibi tüzel kişilerle ilgili de olabilir. Yasa’da açıkça belirtilmese de tüzel kişilerin de cevap ve düzeltme hakkını kullanabilecekleri asıldır. Cezai sorumlulukları bile bulunan tüzel kişilerin cevap ve düzeltme hakkını kullanamamaları çağdaş hukuk düzeninde yer bulabilecek bir uygulama olamaz. Kaldı ki Basın Kanunu’nda açıkça belirtilemese de Radyo ve Televizyon yayınlarında cevap ve düzeltme hakkını düzenleyen 3984 Sayılı Yasa, tüzel kişilerin de cevap ve düzeltme haklarının bulunduğunu belirtmiştir. Bu durumda radyo ve televizyon yayınları için tüzel kişilere cevap ve düzeltme hakkının kullanımını tanıyıp, gazete ya da dergiler için bu hakkı tanımamak yasa koyucunun amacı olarak değerlendirilemez ve de uygulamada eksiklik yaratır. Nitekim örnek olması bakımından İstanbul Barosu Başkanlığı hakkında yapılan yayınlara karşı Baro tarafından cevap ve düzeltme hakkı başvurusunda bulunulmuş ve yargı organlarınca bu istem kabul edilerek hüküm kurulmuştur.

Bu doğrultuda tüzel kişiler radyo ve televizyon yayınlarında olduğu gibi basılı yayınlarda ve de internet yayınlarında cevap ve düzeltme hakkından yararlanabilirler.

e. Tekzip Konusunda Verilmiş Yargı Kararları

                    OnBeş Günlük Süre

“04/11/2006 tarihli T.G de "Meclis'teki A. H." başlığı ile yayımlanan yazı nedeniyle ilgilisi T. vekilinin cevap ve düzeltme isteminin kabulü ile düzeltme ve cevap yazısının yayınlanmasına dair, Büyükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 16/03/2007 tarihli ve 2007/464 müteferrik sayılı kararına vuku bulan itirazın reddine ilişkin, Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 06/04/2007 tarihli ve 2007/61-61 müteferrik sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı’ndan verilen 27.8.2007 gün ve 43966 sayılı Kanun Yararına Bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24.9.2007 gün ve K.Y.B. 2007-179649 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.

Dosya kapsamından, gazetenin sorumlu müdürüne hitaben düzenlenen, cevap ve düzeltme metnini içeren 4.1.2007 tarihli ihtarnamenin 8.1.2007 tarihinde tebliğ edildiği, 5187 sayılı Basın Yasası'nın 14. maddesi uyarınca yayımlanması gereken süre içinde yayımlanmaması üzerine, cevap ve düzeltme isteyen vekili tarafından anılan maddenin 4. fıkrasında belirtilen 15 günlük süre içerisinde 26.1.2007 tarihinde "Büyükçekmece Sulh Ceza Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Şişli Sulh Ceza Mahkemesi’ne" Yasa’da öngörülen sürede başvuruda bulunulduğundan yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin reddine, 13.02.2008 günü oybirliğiyle karar  verildi.[3]

ii.    Cevap ve Düzeltme Metni Suç Unsuru İçermemeli 3. Kişilerin Haklarını İhlal Etmemeli

“5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca kullanılan düzeltme ve cevap hakkının, kişilik haklarına saldırı ve gerçeğe aykırı yayın yapılmasına karşı düzenlenmiş bir hak olduğu, ancak bunun haber verme hakkının sınırlanmasına yol açacak yaygınlıkta kullanılamayacağı, ilgilinin gerçeğe aykırılık iddiasının objektif ölçülere dayanılarak değerlendirilmesi gerektiği, düzeltme ve cevap hakkı kullanılırken suç unsuru içermeyen ve üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan ifadelerin kullanılması gerektiği, ayrıca tekzip metninin ilişkin olduğu yazının cevap vereni ilgilendiren kısmından fazla olamayacak biçimde düzenlenmesi zorunluluğuna uyulmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve CMUK’un 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuş bulunmakla gereği görüşülüp düşünüldü: Karar: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yazılı emre dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden, Sonuç : Adapazarı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.01.2005 gün ve 2005/42 müt. sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca Bozulmasına...[4]

iii.    Mahkemede Kullanılan Kanıt Gizli Değildir

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davalı T. T. tarafından davaya konu mektupların İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube Müdürlüğü’ne teslim edildiği, Murat ile ilgili olarak görülen ceza davalarında delil olarak değerlendirilmesi nedeniyle gizliliğinden söz edilemeyeceği,bu mektupların davacılara ait olmadığı, Daire ilamında belirtilen kararın davacısının M. olduğu, görülmekte olan davacıların önceki davada yer almadığı ve bu kişiler yönünden önceki davanın bağlayıcılığının bulunmadığı gibi, Y. M. D.l tarafından yapılan tedbir talebinin Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 21/11/2001 gün ve 2001/202 Değ. İş sayılı kararla reddedildiği, tekzip başvurusunun da Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 28/11/2001 gün ve 2001/296 Tekzip sayılı kararı ile reddedildiği, karara karşı yapılan itirazın Asliye Ceza Mahkemesince reddedildiği, bu kararlara karşı yapılan yazılı emir başvurularının da reddedildiği, bu nedenlerle yapılan yayında kişilik haklarına zarar veren ve özel hayatın dokunulmazlığını ihlal eden bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir."[5]

iv.    Eleştirel Yayınlar Cevap ve Düzeltme Hakkına Konu Olamaz

Mezkur ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 14/1. maddesinde, kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici yayın yapılması halinde, ilgili tarafından hazırlanan düzeltme ve cevap yazısını süreli yayın sorumlu müdürünün üç gün içerisinde yayımlaması zorunluluğu bulunduğu, aksi takdirde sürenin sona ermesinden itibaren 15 gün içinde cevap ve düzeltme talep eden kişinin bulunduğu yer sulh ceza hakiminden yayının yapılmasına karar verilmesini isteyebileceğinin öngörülmesi karşısında, Beyoğlu 10. Noterliği’nin 07.03.2005 tarihli ve 7102 sayılı ihtarnamesine ekli tekzip metninin muhatap gazetenin sorumlu müdürüne tebliğ olunduğu 07.03.2005 tarihini müteakip tekzip metninin yayımlanmasının zorunlu olduğu 10.03.2005 tarihi ile mahkemeye başvurulduğu 28.03.2005 tarihi arasında 15 günlük başvuru süresinin dolduğunun nazara alınmaması,

5187 sayılı Basın Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca cevap ve düzeltme hakkı, basının haber verme hürriyetinin sınırlanmasına yol açacak şekilde kullanılamayacağı gibi, eleştiri sınırları içersinde ele alınan ve objektif olarak verilen bir haberin de cevap ve düzeltme konusu yapılamayacağının gözetilmemesi,

Düzeltme ve cevap hakkının kullanılmasına ilişkin olarak düzenlenen ve aynen yayınlanmasına karar verilen tekzip metninde yer alan, " ... E'nin suçsuz olduğunu bildiği kişilere karşı iftira atmak suçunu işlediği kanısına varılmıştır ... " " ... E. Türk halkını senelerden beri yanıltmaya çalışmış, masum insanları yayında olduğu gibi kendisine şantaj yaptıkları iddiası ile suçlamıştır ... " gibi ifadelerin, anılan gazetede yayımlanan yazı metninde bulunmadığı, bu sebeple düzeltme metninin aynen yayımlanması durumunda yeni bir tekzip düzeltme talebine konu olabileceğinin değerlendirilmemesi,

Karşısında itirazın bu yönlerden kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü: Karar ve Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.05.2005 gün ve 2005/31 Tekzip 2005/66 Müt.sayılı kararının CMK'nın 309/4-d maddesi uyarınca Bozulmasına...[6]

v.    Cevap ve Düzeltmede Karşı Taraf Sorumlu Müdürdür.

“Dosya kapsamına göre, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesinde yer alan “Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiç bir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır.” Hükmüne aykırı olarak, cevap ve düzeltme yazısının Gazetesi Sorumlu Müdürü yerine, Basın Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş. adına Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve söz konusu haberi yapan gönderilmesinin ve tekzip talebinin kabulüne ilişkin Sulh Ceza Mahkemesinin kararında da karşı taraf olarak sorumlu müdür yerine bahsi geçen şahısların gösterilmiş olmasının, sorumlu müdürün itiraz hakkını ortadan kaldırmayacağı, dolayısıyla Küçükçekmece 1.Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararının Gazetesi Sorumlu Müdür vekili tarafından vuku bulan itirazın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 268. maddesinde belirtilen 7 günlük yasal süre içerisinde yapıldığının kabulü ile itiraz konusunda bir karar verilmesi gerekirken, Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararında taraf olarak gösterilen şahısların 3 gün içinde itiraz etmedikleri ve itiraz eden kararda taraf olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla gereği görüşülüp düşünüldü:…Bozulmasına…"[7]

vi.    Yayımlanan Gazetenin Fotokopisi Yeterlidir.

Dosya kapsamına göre, düzeltme istemine konu yazının hangi nüshada yayımlandığı hususun tekzip dilekçesinde belirtildiği ve yazının fotokopisinin eklendiğinin anlaşılması karşısında, yazının yer aldığı gazetenin nüshasının, tekzip talebine ilişkin dilekçeye eklenmemiş olmasının, tekzip isteminin reddini gerektirmeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde verilen karara vaki itirazın kabulü yerine reddine karar isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla gereği görüşülüp düşünüldü: Bozulmasına..."[8]

 vii.    Yayındaki Sözcükler Aşağılayıcı Olamaz.

5187 sayılı Basın Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca kullanılan düzeltme ve cevap hakkının, kişilik haklarına saldırı ve gerçeğe aykırı yayın yapılmasına karşı düzenlenmiş bir hak olduğu, ancak bunun haber verme hakkının sınırlanmasına yol açacak yaygınlıkta kullanılamayacağı, ilgilinin gerçeğe aykırılık iddiasının objektif ölçülere dayanılarak değerlendirilmesi gerektiği, düzeltme ve cevap hakkı kullanılırken suç unsuru içermeyen ve üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan ifadelerin kullanılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu'nun 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla gereği görüşülüp düşünüldü: Karar: Anayasa'nın 28. ve 5187 sayılı Basın Yasası'nın 3. maddesinde ifadesini bulan basının haber verme hakkı gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık unsurları ile sınırlıdır. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kaldığı sürece hukuka uygundur. Bu unsurlardan birini taşımayan haberin veya eleştirinin hukuka uygun olduğundan söz edilemez ve saldırıya uğrayan kişisel hak korunmaya değer bir üstünlük kazanır. Kanun yararına bozma istemine konu yazının güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi unsurlarını içermekte olduğunda kuşku yoktur. Konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık unsuruna gelince; bu unsur haber gerçeği yansıtsa dahi kullanılacak dil ve ifadenin, yapılacak niteleme ve yorumun haberin verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde bulunmasını öngörür. Öze ilişkin koşulların varlığı durumunda da biçimsel koşullara uyulması zorunluluğu vardır. Eleştirinin verilişinde gereksiz, yararlı olmayan beyan, niteleme ve değerlendirmelere gidilerek içerik ile uygun düşmeyen tahrik edici, yalın bir okuyucuda husumet ve kuşku yaratıcı dil ve ifade kullanılır, seçilen sözcükler aşağılayıcı, küçük düşürücü, incitici nitelikte olursa konu ile ifade arasındaki denge bozulur, haber veya eleştiri hukuka aykırı duruma gelir. Sonuç: Belirtilen hususlar gözönüne alındığında ve bütünü değerlendirildiğinde anılan yazının konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık unsurunu taşımadığı ve dolayısıyla Ö’nün kişilik haklarının ihlal edildiği anlaşılmakla kanun yararına bozma istemini içerir ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden Reddine…"[9]

 viii.    Sulh Ceza Mahkemesi Kararına Karşı İtiraz Süresi

Tüm dosya kapsamına göre, Mülga 5680 sayılı Basın Kanunu'nun 19. maddesi 3. bendi uyarınca, cevap ve düzeltmenin zamanında yayınlanmaması halinde ilgilinin yayınlanması gereken tarihten itibaren 20 gün içinde Sulh Ceza Mahkemesine başvurabileceğinin belirtilmiş olması karşısında, tekzip metninin tebliğ edildiği 19.04.2004 tarihinden itibaren yayınlanması gereken 3 günlük sürenin bitimi olan 22.04.2004 tarihinden sonra 12.05.2004 tarihinde 20 günlük sürenin dolduğu, bu nedenle 24.05.2004 tarihinde yapılan başvurunun süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, Kabule göre de, Sulh Ceza Mahkemesince verilen kararı müteakip, 26.6.2004 gün ve 25504 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 14/5. maddesinde, Sulh Ceza Hakimi’nin kararına karşı acele itiraz yoluna gidebileceğinin düzenlenmiş olması ve Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu'nun 304. maddesinde acele itiraz süresinin bir hafta olarak belirtilmiş bulunması karşısında, Sulh Ceza Mahkemesi kararının tebliğ edildiği 16.07.2004 tarihinden itibaren bir haftalık süre dolmadan 21.07.2004 tarihinde yapılan itirazın süresinde olduğu kabul edilerek, itirazın süre yönünden reddi yerine, esastan incelenerek bir karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmamasında isabet görülmemiş ve CMUK’un 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla adına gereği görüşülüp düşünüldü: Karar: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemine ilişkin ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Sonuç: Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 3.8.2004 gün ve 2004/102 müteferrik sayılı kararının CMK’nın 309/4-d. maddesi uyarınca Bozulmasına…”.[10]

ix.    Cevap Metninin Gazete Tüzel Kişiliğine Yollanması Ret Nedenidir.

Mülga 5680 sayılı Basın Kanunu'nun 19. maddesi 1.fıkrası hükmü uyarınca cevap ve düzeltme yazısının mevkutenin sorumlu müdürüne verileceği veya gönderileceği belirtilmekte olup, Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin yerleşik içtihatları da bu yönde iken, 26.06.2004 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5187 sayılı Basın Kanunu'nun düzeltme ve cevap başlıklı 14. maddesinde tekzip metninin gönderileceği mercii belirtilmemiş ise de, anılan maddenin 1.fıkrasında düzeltme ve cevap yazısını yayımlayacak olan kişinin sorumlu müdür olduğunun belirtilmiş olması karşısında, düzeltme ve cevap yazısının 5680 sayılı Kanun'da olduğu gibi yine sorumlu müdüre gönderilmesi gerektiği cihetle, somut olayda tekzip metninin ilgili gazetenin sorumlu müdürüne gönderilmesi yerine, gazetenin merkezinin bulunduğu adrese, gazete tüzel kişiliği adına gönderilmiş olduğu gözetilmeden, tekzip talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuş bulunmakla gereği görüşülüp  düşünüldü: Karar Ve Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yazılı emre dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden Silivri Sulh Ceza Mahkemesi’nin 28.1.2005 gün ve 2005/61-61 müt. sayılı kararının CMK’nın 309/4-d. maddesi uyarınca Bozulmasına..."[11]

f. Cevap ve Düzeltme Kararlarına Uyulmaması

Basın Kanunu’nun 18. maddesinde yargı kararlarını yerine getirmeyen basın kuruluşlarına uygulanacak yaptırımlar ayrı bir hüküm olarak düzenlenmiştir. Buna göre, Düzeltme ve cevabın yayımlanmasına ilişkin kesinleşmiş hâkim kararlarına uymayan sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkililer için para cezaları öngörülmüştür.

Sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili hakkında verilen ağır para cezasının ödenmesinden yayın sahibi, sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili ile birlikte müteselsilen sorumludurlar.

Düzeltme ve cevap yazısının yayımlanmaması veya 14. maddenin birinci fıkrasında belirtilen koşullara uyulmaksızın yayımlanması hallerinde hâkim ayrıca, masraflar yayın sahibi tarafından karşılanmak üzere, bu yazının tirajı yüz binin üzerinde olan iki gazetede ilân şeklinde yayımlanmasına da karar verir.

Basın Yasası’nın gerek 18/1. gerekse 18/2 maddesinde geçen ağır para cezası ifadesi, 04.11.2004 tarih ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5/1. Maddesi uyarınca “adli para cezasına” dönüştürülmüştür.[12]

Süreli Basılı Eserlerde Uygulamalı ve Örnekli  Cevap ve Düzeltmede Yöntem

Cevap ve Düzeltmeyi Gerektiren Yayın:

Tekzip Gazetesi 7.7.2010 günlü sayısında “Büyük Vurgun” başlığıyla yayımlanan haberde, aralarında Hakkı Hakyemez’in de bulunduğu bir şebekenin vergi kaçırdığı haberine yer verilir.

Hakkı Hakyemez vekili, İKİ AY içinde yani en geç 7.9.2010 gününe dek, hazırladığı cevap ve düzeltme metnini basın kuruluşunun sorumlu müdürüne ulaştırmak zorundadır.

İHTARNAME (Örnektir)

KEŞİDECİ          : Hakkı Hakyemez

Vekili                    :  Hakkı Hakarar

Muhatap              : Rasim Çarpıtır

 Tekzip Gazetesi Sorumlu Müdürü

Konu                     : 7.7.2010 Günlü Yayına Karşı Cevap ve Düzeltme Hakkının Kullanılması

                                                                                              Açıklama ve İstem

 1-       Tekzip Gazetesi’nin 7.7.2010 günlü sayısında Büyük Vurgun başlığıyla bir habere yer verilmiş ve haber içeriğinde, aralarında müvekkilimin de bulunduğu şirket yöneticilerinden oluşan bir şebekenin çökertildiği ifade edilmiştir.

2-       Haberde yer verildiği şekilde müvekkilin sözü edilen şirketle müşterilik ilişkisi dışında bir münasebeti bulunmamaktadır. Bu nedenle haberde yer verildiği biçimde adı geçen şirketin yöneticisi değildir.

3-       Aşağıda yer verilen düzeltme metnimizin Anayasa’nın 12, Basın Yasası’nın da 14. maddesi gereğince yayımlanmasını arz ederim.

Sonuç ve İstem   : İhtarname ekinde yolladığımız cevap ve düzeltme metnimizin tebliğden itibaren Basın Yasası gereğince üç gün içinde yayınlanmasını aksi takdirde yargı yoluna başvuracağımız ihtaren beyan ederiz.

Av. Hakkı Hakarar

Eki: Cevap ve Düzeltme Metni      

Cevap ve Düzeltme Metni

                Tekzip Gazetesi’nin 7.7.2010 günlü sayısının birinci sayfasında, “Büyük Vurgun” başlığıyla verilen haberde, müvekkilim Hakkı Hakyemez’in de aralarında bulunduğu bir şirket yöneticilerinin, naylon fatura düzenlemek suretiyle vergi dolandırıcılığı gerçekleştirdikleri belirtilmiştir.

                Müvekkilim Hakkı Hakyemez, sözü edilen şirketle müşterilik ilişkisi dışında bir ilgisi bulunmamaktadır. Haberde yer verildiği biçimde yöneticilik asla söz konusu değildir. Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur. 

Hakkı Hakyemez vekili,

Av. Hakkı Hakarar

UYGULAMA YOLU 

DÜZELTME GEREKTİREN SÜRELİ YAYIN

YAYINDAN İTİBAREN İKİ AY İÇİNDE YAYININ SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜNE GÖNDERİLECEK CEVAP VE DÜZELTME METNİ

DÜZELTME METNİNİ ALAN SORUMLU MÜDÜR EKLEME YAPMADAN GÜNLÜ SÜRELİ YAYINLARDA ÜÇ GÜN İÇİNDE, DİĞER SÜRELİ YAYINLARDA İSE ÜÇ GÜNDEN SONRAKİ İLK YAYINDA BU METNİ YAYINLAR.

GEREKEN SÜREDE YA DA HİÇ YAYINLANMAZSA, YAYIMLANMA SÜRELERİNİN BİTİMİNDEN İTİBAREN ON BEŞ GÜN İÇİNDE TEKZİP İSTEYEN İLGİLİ, BULUNDUĞU YER SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE BAŞVURUR.

SULH CEZA HAKİMİ KARARINI, ÜÇ GÜN İÇİNDE VE DURUŞMASIZ OLARAK VERİR.

SULH CEZA HAKİMİ KARARINA KARŞI, TEBLİĞDEN İTİBAREN YEDİ GÜN İÇİNDE ACELE İTİRAZ YOLUYLA ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE İTİRAZ EDİLEBİLİR. ASLİYE CEZA MAHKEMESİNİN VERECEĞİ KARAR KESİNDİR.

 SULH CEZA HAKİMİ KARARININ KESİNLEŞMESİNDEN YA DA İTİRAZ EDİLMİŞSE ASLİYE CEZA MAHKEMESİNİN KARARININ TEBLİĞİNDEN İTİBAREN GÜNLÜK SÜRELİ YAYINLARDA ÜÇ GÜN İÇİNDE, DİĞER SÜRELİ YAYINLARDA İSE ÜÇ GÜNDEN SONRAKİ İLK YAYINDA DÜZELTME METNİ YAYIMLANMAK ZORUNDADIR.

DÜZELTME METNİNİN AYNI ÖLÇÜ VE SAYFALARDA YAYINLANMAMASI DURUMUNDA CUMHURİYET SAVCILIĞI’NA SUÇ DUYURUSU

Süreli Basılı Eserler İçin Cevap Hakkı Dilekçe Örneği

KADIKÖY NÖBETÇİ ( ) SULH CEZA MAHKEMESİ

SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

TEKZİP TALEBİNDE

BULUNAN                                               :             Hakkı Hakyemez 

               ……

Kadıköy / İSTANBUL

VEKİLİ                                               :              Av. Hakkı Hakarar

ŞİŞLİ/İSTANBUL

KARŞI TARAF                                       :             Rasim Çarpıtır

(Tekzip Gazetesi Sorumlu Müdürü)

….Bağcılar/İstanbul

YAYIN TARİHİ                                      :             17.01.2010

KONU                                                       :                 Tekzip gazetesinin 17.01.2008 günlü sayısında baş sayfada  “Büyük Vurgun” başlığıyla ve devamında 8. Sayfada “Naylon Fatura soygunu” başlığıyla yayınlanan haberde yer alan hakaretamiz ve gerçek dışı iddialara karşı müvekkilime CEVAP ve DÜZELTME HAKKI VERİLMESİ istemi hakkındadır.

AÇIKLAMALAR                                   :

1.             Tekzip gazetesinin 17.01.2010 günlü sayısında ilk sayfada “Büyük vurgun”  ve devamında 8. Sayfada “Naylon Fatura Soygunu” başlığı altında,  gerçek dışı olmasının yanı sıra, müvekkilimin kişilik haklarını ve itibarını zedeleyici nitelikte ağır hakaretler içeren bir yayın yapılmıştır. (EK–1: 17.01.2010 Günlü Tekzip Gazetesi)

2.  Müvekkil’e  yönelik gerçek dışı ithamlar içeren mezkur yazıya karşı hazırladığımız ihtarname ve tekzip metnini, 5187 sayılı, Basın Yasası’nın 14. maddesinin öngördüğü prosedür kapsamında,  Beyoğlu ….. Noterliği’nin ….. yevmiye numarası ile 05.02.2010 tarihinde mevkutenin sorumlu müdürüne göndermiş bulunmaktayız. (EK–2: Noter tarafından tebliğ şerhi düşülmüş İhtarname ve tekzip metni fotokopisi)

3.  İhtarname ve tekzip metnimiz, Gazete’nin sorumlu müdürüne tebliğ edilmiştir. Ancak söz konusu tekzip metni, yayınlanması

gereken tebellüğü takip eden üç günlük inceleme süresinde (06.02.2008- 07.02.2008- 08.02.2008) ve tebellüğü takip eden üç

günlük inceleme süresinin ertesi günü olan 09.02.2008 günlü sayıda yayınlanmamıştır.

(EK–3: 3 günlük inceleme süresi içerisindeki orijinal gazete nüshaları)

(EK–4: Tekzip metninin en son yayınlanması gereken 09.02.2010 tarihli orijinal gazete nüshası)

4. Tekzip Başvurumuza Konu Yayın, Müvekkilimin Kişilik Haklarını İhlal Etmiştir

Yayında, müvekkilin şahsiyet, itibar ve saygınlığına yönelik gerçek dışı ithamlarda bulunularak,  kişilik haklarına ağır saldırıda bulunulmuştur.

Gazetenin tekzip başvurumuza konu yazısına göz atıldığında, yazının somut verilere değil, tümüyle yanlış varsayımlara dayandığı açıkça görülmektedir. Yazıda kamuoyuna aktarılan bilgilerin hiçbirinin doğruluğu teyit edilmemiş, yazının konusu ile ilgili hiçbir araştırma ve soruşturma gerçekleştirilmemiş, kısacası basın meslek etiği hiçe sayılmıştır. Sonuç olarak da hem müvekkilimin kişilik haklarına ağır saldırıda bulunulmuş hem de kamuoyu yanıltılmıştır.

Dolayısıyla yayında sarf edilen bu sözlerin, “hakaret” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıkça ortadadır.

5- Haberde yer alan şirketle müvekkilim arasında yöneticilik ilişkisi söz konusu değildir. Yalnızca müşteri ilişkisi vardır. Yöneticilik sıfatının olmadığını kanıtlayan Ticaret Sicil Gazetesi delili ektedir. (Ek:5 …..Yanar Döner Ltd.Şti. Ortaklarını gösterir Ticaret Sicil Gazetesi Fotokopisi)

Sonuç itibariyle, tekzip başvurumuza konu yayın hukuka aykırıdır ve müvekkilimin kişilik haklarını hedef almaktadır. Yayın, ayrıca tamamıyla gerçek dışı iddialardan müteşekkildir. Bu itibarla, müvekkile cevap düzeltme hakkı tanınması gerektiği açıkça ortadadır.

SONUÇ ve İSTEM            :  Yukarıda ayrıntıları ile arz ve izah ettiğimiz gerekçelerle;

-          Söz konusu hukuka aykırı yayınla ilgili cevap ve düzeltme talebimizin kabulünü,

-          Ek’te mevcut tekzip metnimizin, kararın tebliğinden sonra Tekzip Gazetesi’nin ilk çıkacak sayısında, tekzibe konu hukuka aykırı haberin yayınlandığı şekilde,  

-          Basın Kanunu’nun 14. maddesinin gerektirdiği şekil ve şartlara uygun olarak, okumayı güçleştirmeyecek büyüklükte yayınlanmasını,

-          Tüm yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesini,

saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Tekzip İsteyen

Vekili

Av. Hakkı Hakarar

3. RADYO VE TELEVİZYONLAR AÇISINDAN CEVAP VE DÜZELTME HAKKI

Radyo ve televizyonlarda cevap ve düzeltme hakkının ne şekilde kullanılacağı yürürlükten kaldırılan 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’da basın hukukundan farklı olarak düzenlemiş idi. Mülga Yasa’nın 28. maddesinde yer verilen düzenlemeye göre, hakkında gerçeğe aykırı ya da kişilik haklarına saldırı şeklinde yayın yapılan özel ve tüzel kişilere, bu yayınlara karşı cevap ve düzeltme hakkı tanınması için ilgililere yargı yoluna başvurabilecekleri belirtilmiş yazılı basından farklı olarak burada önceden yayın kuruluşuna düzeltme metni göndermeye gerek görülmemişti.

3/3/2011 günlü ve 6112 sayılı Yeni Yasa bu konuda yeniden düzenleme yoluna gitmiştir. 6112 sayılı Radyo Ve Televizyonların Kuruluş Ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un “yayın hizmeti ilkeleri” başlıklı 8. Maddesinin “o” bendinde görsel ve işitsel yayın organlarının “kişi veya kuruluşların cevap ve düzeltme hakkına saygılı olmak zorunda” oldukları hüküm altına alınmıştır.

Yasa’nın Düzeltme ve Cevap Hakkı başlıklı 18. Maddesi de bu hakkın kullanımının sınırlarını açık biçimde düzenlemiştir. 

Her ne kadar TRT Yasası’nda cevap ve düzeltme hakkı ayrıca düzenlenmiş ise de bu madde hükmünün sonradan çıkmış olması ve de radyo ve televizyonlar hakkında ayrım yapılmamış olması nedeniyle bu maddedeki cevap ve düzeltme hakkı hükümlerinin özel radyo ve televizyon yayınlarının yanı sıra TRT yayınlarını da kapsayacağı düşünülmektedir.[13]

6112 Sayılı Yasa’nın Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun yükümlülüğü başlıklı 45.

Maddesi “8. maddede belirtilen yayın ilkeleri ile bu Kanun’un yayın hizmetlerinde ticarî iletişimi düzenleyen hükümleri, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu yayınları hakkında da uygulanır.  

Söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ihlâlin niteliği açıkça belirtilerek Üst Kurulca uyarılır ve yükümlülüğün gereğinin yerine getirilmesi ilgili Bakanlığa bildirilir.” Diyerek Yasa ile TRT’nin bağını ortaya koyar. 

Biz yine de aşağıdaki bölümde TRT yayınlarında cevap ve düzeltme hakkının ne şekilde kullanılacağını düzenleyen TRT Yasası’ndaki ilgili düzenlemeye de ayrıca yer vereceğiz.

a.    Uygulanacak Yöntem

6112 sayılı yeni RTÜK Yasası’nın 18. Maddesi ile cevap ve düzeltme hakkının düzenlenmesi süre ve şekil bakımından Basın Kanunu ile uyumlu hale getirdiğini görüyoruz. Ancak bu yeni düzenlemede başvurucuya seçimlik bir hak tanındığı da 18. Maddenin son fıkrasında hüküm altına alınmış.  

Düzeltme ve cevap hakkını kullanacak ilgili kişinin birinci fıkrada belirtilen cevap ve düzeltme hakkını, aynı süreler içinde doğrudan sulh ceza mahkemesinden de isteyebileceği vurgulanmıştır. Bu düzenleme doğrultusunda Yasa Koyucunun önceki yasa maddesini iki aylık süre uzatımı ve yetkili yer mahkemesi dışında koruduğunu görmekteyiz.

b.    Düzeltme ve Cevap hakkı başvurusu

Buna göre “gerçek ve tüzel kişiler, kendileri hakkında şeref ve haysiyetlerini ihlâl edici veya gerçeğe aykırı yayın yapılması hâlinde, yayın tarihinden itibaren altmış gün içinde, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmamak ve suç unsuru içermemek kaydıyla, düzeltme ve cevap yazısını ilgili medya hizmet sağlayıcıya gönderir.”

Basın Kanunu’ndan farklı olarak burada başvurusu süresinin son günü altmış gün olarak tayin edilmiştir.  

Basın Kanunu’ndaki sorumlu müdür kavramına karşılık gelen kavram burada medya hizmet sağlayıcısıdır. Yasa’nın 3. maddesinde medya hizmet sağlayıcısı kavramının tanımı, “Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmeti içeriğinin seçiminde editoryal sorumluluğu bulunan ve bu hizmetin düzenlenme ve yayınlanma biçimine karar veren tüzel kişi” olarak yer almaktadır. 

Burada medya hizmet sağlayıcılarına ne şekilde ulaşılacağı da bir soru işaretidir?

Yas’nın 6. Maddesinde “Medya hizmet sağlayıcıların, yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde künye bilgilerini, iletişim adresini, izleyici temsilcisinin adını ve iletişim bilgilerini Üst Kurula bildirmek ve internet sitelerinde yayınlamak zorunda,” oldukları hüküm altına alınmıştır. Bu künye bilgilerinden medya hizmet sağlayıcısı tüzel kişiliğini tespit etmek olasıdır.

Eğer künye bilgileri tespit edilemiyorsa konuyu RTÜK’e bildirmek sonuç verebilir.

Ayrıca Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun internet sitesinde yer alan Karasal Ortamdan Yapılan Radyo ve Televizyon Yayınlarına Ait Kanal/Frekans Listesi ile Uydu ve Kablo Ortamından Yayın Lisansı Olan Kuruluşlar Listesi’nden yararlanılabilir. Burada hangi televizyon kanalının hangi tüzel kişiliğe ait olduğu ve de adres bilgileri yer almaktadır.

Yine bu bilgilerin 4982 sayılı Bilgi Edinme Yasası gereğince de doğrudan Kurul’dan istenebileceğini düşünüyoruz.

Yanlış yere gönderilen örneğin yalnızca kanalın adını yazarak ilgili adrese gönderilen cevap ve düzeltme hakkı başvurularının reddedilmesi gibi bir tehlike ile karşılaşmamak bakımından tv kanalının medya hizmet sağlayıcısının öğrenilmesi kaçınılmazdır. 

Başvuru sırasında cevap ve düzeltme istenen yayının bir kopya da RTÜK’ten istenebilecektir. 6112 sayılı Yasa’nın “yayın kayıtlarının muhafazası” başlıklı 25. Maddesi gereğince “özel medya hizmet sağlayıcılar, yaptıkları her yayının kaydını bir yıl süreyle muhafaza etmekle yükümlüdür. Gerçek ve tüzel kişiler yapacakları işlemlere esas olmak üzere bu süre içinde yazılı olarak Üst Kurula başvurmak ve Üst Kurulca belirlenecek ücreti ödemek suretiyle yayın kaydından bir kopya alabilir.”

Alınan kopya ve de kağıda dökülmüş çözümü hakim incelemesine sunulmak üzere dosyaya konmalıdır.

Yasa’nın devam maddelerinde de “özel medya hizmet sağlayıcılar, Üst Kurulun talep etmesi hâlinde, istenen yayın kaydının bir kopyasını, buna ilişkin yazının kendilerine tebliğ edilmesinden itibaren on gün içinde Üst Kurula ulaştırmakla yükümlüdür.

Aynı maddenin üçüncü fıkrasında da “Yayının herhangi bir şekilde soruşturma veya kovuşturma konusu yapılması hâlinde, bu işlemlerin sonuçlandığının yetkili mercilerce ilgili medya hizmet sağlayıcı kuruluşa yazılı olarak bildirilmesine kadar soruşturma veya kovuşturma konusu yayın kaydının saklanması zorunludur.” Hükmünü taşımaktadır.

c.    Medya hizmet sağlayıcısının yükümlülüğü

Yasa’nın 18. Maddesinin devamında, Medya hizmet sağlayıcıların, hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, düzeltme ve cevap hakkı yazısını aldıkları tarihten itibaren en geç yedi gün içinde, cevap ve düzeltmeye konu yayının yapıldığı saatte ve programda, izleyiciler tarafından kolaylıkla takip edilebilecek ve açıkça anlaşılabilecek biçimde düzeltme ve cevabı yayınlayacakları, düzeltme ve cevap hakkı doğuran programın yayından kaldırıldığı veya yayınına ara verildiği durumlarda, düzeltme ve cevap hakkı, yedi günlük süre içinde anılan programın yayın saatinde kullandırılacağı ve düzeltme ve cevapta, buna neden olan yayının belirtileceği, hüküm altına alınmıştır.

d.    İhtar Başvurusuna Rağmen Metnin Yayınlanmaması

Düzeltme ve cevabın birinci fıkrada belirtilen yedi günlük süre içinde yayınlanmaması hâlinde bu sürenin bitiminden; birinci fıkra hükümlerine aykırı şekilde yayınlanması hâlinde düzeltme ve cevabın yayınlandığı tarihten itibaren on gün içinde ilgili kişi, mahkemeden cevap ve düzeltmenin birinci fıkra hükümlerine uygun olarak yayınlanmasına karar verilmesini isteyebilir. Yetkili ve görevli mahkeme; başvuru sahibinin ikamet ettiği yerdeki sulh ceza mahkemesi, başvuru sahibinin yurt dışında ikamet etmesi hâlinde Ankara Sulh Ceza Mahkemesi’dir.

Önceki yasa yetkili ve görevli yer mahkemesini ulusal yayın yapan kanallar için Ankara Sulh Ceza mahkemesi, yerel ve bölgesel yayın yapan Tv ve radyolar içinse ikamet yeri mahkemesini belirlemiş idi. 6112 Sayılı Yasa’daki bu yeni düzenlemenin bu ayırımı kaldırdığını ve  basılı süreli yayınlar için yetkili yer mahkemeleri ile özdeşleştirdiğini görüyoruz.

e.    Yargısal Aşama

18. maddenin 3. Fıkrası, Sulh ceza hâkiminin, istemi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlayacağını, bu karara karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde yetkili asliye ceza mahkemesine itiraz edilebileceğini, asliye ceza mahkemesinin ise itirazı üç iş günü içinde inceleyerek kesin karara bağlayacağını düzenlemiştir.

Hâkim tarafından düzeltme ve cevabın yayınlanmasına karar verilmesi hâlinde, birinci fıkradaki yedi günlük süre, sulh ceza hâkiminin kararına itiraz edilmemişse kararın kesinleştiği tarihten; itiraz edilmişse asliye ceza mahkemesi kararının tebliği tarihinden itibaren başlar.

Asliye ceza mahkemesi kararı da kesin nitelikte olup yazılı emir yoluyla bozma girişimi dışında herhangi bir başvuruda bulunulamaz. Yazılı emir yoluna başvurulması verilmiş yayın kararının yukarıdaki süreler içinde yayınlanması zorunluluğuna engel teşkil etmez.

f.     Mirasçıların Hakları

Maddenin beşinci fıkrasında, “Düzeltme ve cevap hakkına sahip olan kişinin bu hakkı kullanmadan ölmesi hâlinde, bu hak mirasçılarından biri tarafından kullanılabileceğini, bu durumda, ölümün altmış günlük düzeltme ve cevap hakkı süresi içinde gerçekleşmiş olması kaydıyla, kalan düzeltme ve cevap hakkı süresine otuz gün ilâve edileceği düzenlenmiştir.

g.    Yayın Organlarının Tazminat Sorumluluğu

6112 sayılı yeni RTÜK Yasası’nın 18. Maddesinin altıncı fıkrasında Gerçek ve tüzel kişilerin kişilik haklarını ihlâl eden yayın hizmetlerinden doğan maddi ve manevi zarardan dolayı, medya hizmet sağlayıcı kuruluş ile birlikte programın yapımcısının da müştereken ve müteselsilen sorumlu tuttuğunu görüyoruz.

Kural olarak kişilik haklarının ihlalinden doğan sorumluluk hallerinde Türk Medeni Kanunu 24 ve 25. Maddeleri ile Borçlar Kanunu’nun 49. Maddesi esas alınmakla birlikte temel yasaların bu maddelerine dayanılarak medya hizmet sağlayıcılarına karşı açılacak davalarda, davalı kısmına yazılacak kişilerin kimlerden ibaret olacağı bu madde ile hüküm altına alınmıştır.

Kanımızca bu durumda tüzel kişi yetkilisi, programın sorumlusu ve 46. Maddedeki  sorumlu müdürün adları yazılmalıdır. Adı geçen madde “yayından doğan sorumluluğun yayını yöneten veya programı yapanla birlikte sorumlu müdüre ait olduğu, bu hükmün yayın kuruluşunun bu Kanundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını ancak, şirketi idare ve temsile yetkili kişiler, sorumlu müdürün incelemesinden geçmeden veya rızası hilafına bir yayına karar vermişlerse, bu durumda sorumluluğun yayına karar veren söz konusu kişilere geçeceği belirtilmiştir.

h.    Yayınlarda Sorumlu Müdür 

6112 sayılı yeni Rtük Yasası 46. Maddenin devamında özel radyo ve televizyon kuruluşlarının, sunacakları yayın hizmetlerinin özellik ve önemini değerlendirerek bir veya birden çok sorumlu müdür görevlendirebilecekleri düzenlenmiştir. Sorumlu müdür veya müdürlerin; Türk vatandaşı olmaları, Ulusal ve bölgesel düzeyde faaliyette bulunan yayın kuruluşlarının sorumlu müdürlerinin yüksek öğrenim mezunu olmaları, Yerleşim yerlerinin Türkiye’de bulunması, Kamu hizmetlerinden yasaklı olmamaları veya kısıtlı bulunmamaları, gerektiği de aynı madde de hüküm altına alınmıştır.

i.      Düzeltme ve Cevap Hakkına Uyulmaması

Yargı kararlarına rağmen düzeltme ve cevap hakkına uyulmaması durumunda medya hizmet sağlayıcılarına idari yaptırımlar öngörülmüştür. İlgili yayın kuruluşunun mahkeme kararını yerine getirmemesi durumunda, o yayın kurumuna uygulanacak yaptırım Yasa’nın 32. Maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre 8. maddenin birinci fıkrasının düzeltme ve cevap hakkına saygılı olmayı gerektiren bentlerinin de yer aldığı düzenlemeler ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Yasa’nın diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcılarının uyarılacağı,  uyarının ilgili kuruluşa tebliğinden sonra ihlalin tekrarı hâlinde medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar idari para cezası verileceği düzenlenmiştir. İdarî para cezasının da radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları içinse on bin Türk Lirasından az olamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Para cezalarına karşı idari yargı yoluna gidilebileceği ancak bunun ödeme zorunluluğunu durduramayacağı ve de ceza oranlarının en geç bir ay içinde ödeneceği belirtilmiştir.

Radyo ve Televizyonlar Açısından Cevap ve Düzeltme Hakkı

Basitleştirilmiş Uygulama Yolu

Şeref Veya Haysiyeti İhlal Eden Ya Da Gerçek Dışı Bir Program

***

İlgilisi Tarafından Yayından İtibaren, ALTMIŞ GÜN İçinde Bulunulan Yer Sulh Ceza Mahkemesi’ne tekzip metniyle birlikte yapılan Başvuru Ya Da Kanalın Programcı Şirketine Gönderilen İhtarname

***

Medya Hizmet Sağlayıcısının düzeltme metnini almasından itibaren YEDİ GÜN içinde aynen yayınlama zorunluluğu

***

Medya hizmet sağlayıcısının yedi gün içinde metni yayınlamaması durumunda yedinci günün bitiminden, eksik ya da yanlış yayınlanması durumunda ise yayımdan itibaren ON GÜN içinde başvurucu oturduğu yer sulh ceza mahkemesine başvurması

***

Sulh Ceza Hakiminin üç gün içinde dosya üzerinden duruşmasız olarak karar verme yükümlülüğü

***

Tebliğden İtibaren YEDİ GÜN İçinde Kararı Veren Sulh Ceza Hakimliği’nin Üst Mahkemesi Olan Asliye Ceza Hakimliği’ne İtiraz Yolu

***

Asliye Ceza Mahkemesi’nce Üç Gün İş Günü İçinde Duruşmasız Olarak Verilecek Kesin Karar.

***

Cevap Ve Düzeltme Kararını Tebliğ Alan Yayın Kuruluşu Tarafından Kararın Tebliğden İtibaren YEDİ GÜN İçinde program ile aynı saatte açık ve anlaşılır biçimde Yayınlanma Zorunluluğu

    İNTERNET ÜZERİNDEN YAPILAN YAYINLAR İÇİN CEVAP VE DÜZELTME HAKKI

İnternet yayınlarından dolayı kişilik hakları saldırıya uğrayan kişiler için başvuru yollarının ne şekilde gerçekleşeceği uzun süre kıyas yoluyla giderilmeye çalışılsa da bu konu hakkındaki boşluğun giderilmesi asıl olarak 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi hakkında Kanun ile giderilmiştir.

Uygulamada “uyar/çıkart” olarak da anılan yöntem sayesinde hakkında gerçek dışı ya da kişilik hakları zedeleyici yayın yapılan kimse arama motorları sayesinde milyarlarca kişiye ulaşma potansiyeline sahip bir yayını ya da veriyi internet ortamından çıkarma olanağına kavuşmuşlardır.

Sosyal medya olarak tanımlanan internet sitelerinin insanların hayatlarında önemli yer tutmasıyla birlikte internet ortamındaki kişilik hakları ihlallerini gidermek daha da hayati bir konuma ulaşmıştır.  

a. İnternet Ortamı Kavramı ve Sorumluları

İnternet ortamında cevap ve düzeltme hakkının ne şekilde kullanılacağını anlatmadan önce bu alandaki hangi kavramın neye karşılık geldiğini belirlemek gerekecektir. 5651 Sayılı Yasa’nın bu konuda kavramları açıklayıcı tanımlamaları söz konusudur.

Bu Yasa’nın 2. Maddesine göre,

internet ortamı, haberleşme ile kişisel veya kurumsal bilgisayar sistemleri dışında kalan ve kamuya açık olan internet üzerinde oluşturulan ortamı;

internet ortamında yapılan yayın, internet ortamında yer alan ve içeriğine belirsiz sayıda kişilerin ulaşabileceği verileri;

erişim sağlayıcı; kullanıcılarına internet ortamına erişim olanağı sağlayan her türlü gerçek veya tüzel kişileri;

içerik sağlayıcı, internet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişileri

ve nihayet

Yer sağlayıcı da; hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel  kişileri ifade etmektedir.

Yasa’nın Bilgilendirme yükümlülüğü başlıklı 3. maddesinde, içerik, yer ve erişim sağlayıcıları, yönetmelikle belirlenen esas ve usûller çerçevesinde tanıtıcı bilgilerini kendilerine ait internet ortamında kullanıcıların ulaşabileceği şekilde ve güncel olarak bulundurmakla yükümlüdür diyerek bu konudaki belirsizliği gidermek istemiştir. Aynı maddenin devamında bu yükümlülüğü yerine getirmeyen içerik, yer veya erişim sağlayıcısına Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır.

Yasa’nın 4. maddesinde içerik sağlayıcının sorumluluğu düzenlenmiştir: “İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur. İçerik sağlayıcı, bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten sorumlu değildir. Ancak, sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumludur.”

Cevap ve düzeltme hakkının içerik sağlayıcıya karşı kullanılacağı ileride ele alınacaktır.

Yer sağlayıcının yükümlülükleri de 5. maddede düzenlenmiştir: “Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Yer  sağlayıcı,  yer  sağladığı  hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler  saklı  kalmak  kaydıyla,  bu  Kanunun 8. ve 9. maddelerine göre haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdür.”

Erişim sağlayıcının yükümlülükleri başlıklı 6. Madde Erişim sağlayıcı’nın yükümlülüklerini şu şekilde belirlemektedir:

a) Herhangi bir kullanıcısının yayınladığı hukuka aykırı içerikten, bu Kanun hükümlerine uygun olarak haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak engelleme imkânı bulunduğu ölçüde erişimi engellemekle,

b) Sağladığı hizmetlere ilişkin, yönetmelikte belirtilen trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla,

c) Faaliyetine son vereceği tarihten en az üç ay önce durumu Kuruma, içerik sağlayıcılarına ve müşterilerine bildirmek ve trafik bilgilerine ilişkin kayıtları yönetmelikte belirtilen esas ve usûllere uygun olarak Kuruma teslim etmekle,yükümlüdür.

 (2) Erişim sağlayıcı, kendisi aracılığıyla erişilen bilgilerin içeriklerinin hukuka aykırı olup olmadıklarını ve sorumluluğu gerektirip gerektirmediğini kontrol etmekle yükümlü değildir.

 (3) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde yer alan yükümlülüklerden birini yerine getirmeyen erişim sağlayıcısına Başkanlık tarafından idarî para cezası uygulanacağı burada da hüküm altına alınmıştır.”

b. İçeriğin Yayından Çıkarılması ve Cevap Hakkı

5651 Sayılı Yasa’nın 9. maddesi, İçeriğin yayından çıkarılması ve cevap hakkı başlığını taşır. Yasa, internet yayınlarından dolayı cevap hakkını kullanmak isteyen kişiyi, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde de yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebileceğini hükme bağlamıştır. Bu başvurudan itibaren İçerik veya yer sağlayıcı kendisine ulaşıldığı andan itibaren iki gün içinde, talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Bu kurumlara yapılacak başvuruların şekli konusunda bir açıklama bulunmadığından, basın yoluyla cevap hakkının kullanılmasında belirttiğimiz noter aracılığıyla ihtarname yöntemi daha yararlı olacaktır.

Basın Kanunu ile RTÜK Kanunu’ndan farklı olarak burada başvuru için öngörülen bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Başvurucu hakkındaki yayını fark ettiği anda itibaren içerik ya da yer sağlayıcıya başvuracak, ancak bu tarihten itibaren belirli sürelere uymak gerekecektir.

c. İçerik ve Yer Sağlayıcı

İçerik ya da yer sağlayıcı, iki gün içinde cevap hakkını kullanmak isteyen kişinin talebini yerine getirmezse, bu istem reddedilmiş sayılacaktır. Bundan sonrası için kişi, on beş gün içinde yerleşim yeri sulh ceza mahkemesine başvurarak, içeriğin yayından çıkarılmasına ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabın bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasına karar verilmesini isteyebilecektir. Sulh ceza hâkimi bu talebi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Sulh ceza hâkiminin kararına karşı yedi gün içinde bağlı olunan Asliye Ceza Mahkemesi’ne itiraz yoluna gidilebilecektir. 

Asliye ceza mahkemesi doğrultusunda, sulh ceza hâkiminin kesinleşen kararının, birinci fıkraya göre yapılan başvuruyu yerine getirmeyen içerik veya yer sağlayıcısına tebliğinden itibaren iki gün içinde içerik yayından çıkarılarak hazırlanan cevabın yayımlanmasına başlanır.

d. Cevap Metninin Yayınlanmaması Yaptırımı

Yasa koyucu, internet ortamında cevap ve düzeltme kararını mahkeme kararına rağmen yerine getirmeyen içerik ya da yer sağlayıcısı sorumlusuna hürriyeti kısıtlayıcı ceza öngörmüştür. Buna göre Sulh ceza hâkiminin kararını belirtilen koşullara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İçerik veya yer sağlayıcının tüzel kişi olması halinde, bu fıkra hükmü yayın sorumlusu hakkında uygulanır.

İnternet Üzerinden Yapılan Yayınlarda Basitleştirilmiş Cevap Ve Düzeltme Hakkı

Düzeltme Ve Cevap Hakkı Gerektiren İçerik

***

İlgilisi Tarafından, Yanlış Habere Yer Veren İnternet Sitesinin İçerik Sağlayıcı Ya Da Yer Sağlayıcıya Gönderilecek Düzeltme Metni Ve İhtarname

***

İçerik Ya Da Yer Sağlayıcının Tebliğden İtibaren İKİ GÜN İçinde Düzeltme Metnini Bir Hafta Süreyle Yayımlama Zorunluluğu

***

Düzeltme Metninin Yayınlanmaması Durumunda Yerleşim Yeri Sulh Ceza Mahkemesine Ve (İki Yukarıdaki İki Günlük Süreden Sonra Başlayacak) ON BEŞ GÜNLÜK Süre İçinde Yapılacak Başvuru

***

Sulh Ceza Mahkemesinin Üç Gün İçinde Karar Vermesi

***

Kararı Tebliğ Alan Yayın Kurumunca Düzeltme Metnini

İKİ GÜN içinde  Yayınlanma Zorunluluğu

1. TRT YAYINLARINDA CEVAP VE DÜZELTME HAKKI

2954 sayılı Türkiye ve Radyo Televizyon Kanunu’nun 27. Maddesi cevap ve düzeltme hakkını düzenlemiştir.

Buna göre yayınlarda bir kişinin haysiyet ve şerefine dokunulması veya kendisi ile ilgili olarak gerçeğe aykırı hususlar bulunulması halinde;

a) Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu, o kişinin yayın tarihinden başlayarak yedi gün içinde göndereceği düzeltme ve cevap metnini, Genel Müdürlükçe alınmasından başlayarak üç gün içinde yayınlamakla yükümlüdür.

b) Bu düzeltme ve cevap metninde, yayının niteliğinin yukarıdaki fıkra kapsamına girdiği, yayında kendisine gerçeğe aykırı olarak bir husus atfedildiği veyahut şeref ve haysiyetine dokunulduğu veya gerçeğin ne olduğu kısaca açıklanır. Cevap ve düzeltme metni, cevap ve düzeltmeye esas olan yayın süresinin ilgili bölümünün süresini aşamaz.

c) Düzeltme ve cevap metninin bu hükümlerine uygun olmaması veya suç niteliğindeki ifadeler taşıması veyahut yeni bir düzeltme ve cevap hakkı doğurur nitelikte olması halinde, Genel Müdürlük bu talebi reddettiğini, yayınlamakla yükümlü olduğu üç günlük sürenin bitiminden itibaren iki gün içinde ilgilisine bildirir.

d) İlgili, bu red kararına karşı, iki gün içinde Ankara Sulh Ceza Hakimliği nezdinde itiraz edebilir. Hak sahibi, itirazını, Ankara Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmek üzere bulunduğu yer mahkemesine de verebilir.

e) Ankara Sulh Ceza Hakimi, en geç iki gün içinde düzeltme ve cevap metnini; suç niteliği olup olmadığı, yayın ile ilgisi bulunup bulunmadığı, bu maddede yazılı şartlara uygun olup olmadığı, yeni bir düzeltme ve cevap hakkı doğurur nitelikte olup olmadığı ve süresi içinde Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna gönderilip gönderilmediği yönlerinden inceleyerek karar verir. Hâkim cevap veya düzeltme metninin aynen yayınlanmasına karar verebileceği gibi uygun göreceği değişiklikleri bizzat yaptıktan sonra yayınlanmasına da karar verebilir. Bu kararın birer örneği taraflara gönderilir.

f) Taraflar, bu karara, kendilerine tebliğinden başlayarak iki gün içinde Ankara Asliye Ceza Hâkimliği nezdinde itiraz edebilirler. Bu itiraz ve karar hususlarında yukarıdaki (d) ve (e) bentleri hükümleri aynen uygulanır.

g) Asliye Ceza Hâkiminin verdiği karar kesindir. Bu kararın Genel Müdürlüğe tebliğinden itibaren en geç iki gün içinde cevap ve düzeltmenin yayınlanması zorunludur.

h) Düzeltme ve cevap hakkını kullanmadan ölen kimsenin bu hakkını mirasçıları birlikte veya bunlardan yalnız ilk başvuranı kullanabilir.

i) Bu madde uyarınca ilgililere yapılacak tebligatlarda 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır.

Özel hukuk tüzelkişilerince gönderilecek düzeltme ve cevap metinleri hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.

Bu Kanunun 19. maddesi uyarınca yapılan yayınlar nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunan fakat Hükümete dahil olmayan siyasi partiler, düzeltme ve cevap hakkı taleplerini yayın tarihinden başlayarak üç gün içinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliği nezdinde yaparlar. Bu talepler hakkında bu maddenin (d), (e) ve (f) bentleri hükümleri uygulanır.

Siyasi partilerin radyo ve televizyondan özel kanunları uyarınca yapacakları seçim propaganda konuşmaları ile bu kanunun 18. maddesi uyarınca yayınlanan Hükümet bildirisi veya konuşmaları hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.

Görüldüğü üzere TRT yayınlarının tabi olduğu ilkeler gözetilerek cevap ve düzeltme hakkının kullanımı özel olarak yasayla uyarlanmıştır.

KAYNAKÇA

1.    Coşkun Ongun, Yargı Kararları Işığında Medya Hukuku, Legal, İst. 2010

2.    İçel / Ünver Kitle Haberleşme Hukuku, Beta, 8. Bası, İst. 2009

3.    İstanbul Barosu Dergisi

4.    Şeyda Dursun, AB Uyum Sürecinde Ceza Hukuku, Türk Hukukunda Cevap ve Düzeltme Hakkı, İstanbul Barosu Yayınları, İst. 2010

5.    Atilla Coşkun, Cevap Hakkı, 2002, 1. Basım, Legal, İstanbul

6.    Coşkun Ongun, Basın Davaları El Kitabı, İstanbul Barosu Yayınları, İst. 2008

[1]İstanbul Barosu Avukatlarından 

[2] AB Uyum Sürecinde Ceza Hukuku, İstanbul Barosu Yayınları, Türk Hukukunda Cevap ve Düzeltme Hakkı, Ş. Dursun, 2010 İst. 

[3] 7. CD. 1297 K. 13.02.2008 T. 

[4] 7. CD. 15469 K. 27.09.2006 T.  

[5] HGK. 349 K. 07.06.2006 T.  

[6] 7. CD. 2638 K. 04.03.2009 T. 

[7] 7. CD. 18582 K. 06.12.2006 T. 

[8] 7. CD. 18587 K. 06.12.2006 T. 

[9] 7. CD. 18255 K. 29.11.2006 T. 

[10] 7. CD. 17044 K. 08.11.2006 T. 

[11] 7. CD. 16475 K. 18.10.2006 T. 

[12] İçel /Ünver a.g.e. Sf. 211 

[13] İçel /Ünver a.g.e. Sf. 419
 

Kategori:Haberler
Hukuki Yazılar: Medya Yayınlarına Karşı Cevap Ve Düzeltme Hakkı (Tekzip) | İstanbul Barosu