Hollanda İstanbul Başkonsolosu İstanbul Barosu’Nu Ziyaret Etti
Hollanda İstanbul Başkonsolosu Onno Kervers

Hollanda İstanbul Başkonsolosu Onno Kervers,19 Aralık 2011 Pazartesi günü saat 19.00’da İstanbul Barosu’nu ziyaret etti.
İstanbul Barosu’nu ziyaret etmekten onur duyduğunu söyleyen Kervers’e, İstanbul Barosu hakkında kısa bir bilgi verildikten sonra toplantıya geçildi.
Dış İlişkiler Merkezi Başkanı Av. A. Metin Uracin tarafından İngilizce ve Flamanca tercüme edilen toplantıda yaptığı konuşmada, İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu ziyaretten duydukları memnuniyeti belirterek Hollanda İstanbul Başkonsolosu Onno Kervers’a hoş geldiniz dedi.
Daha sonra söz alan Kervers ziyaretten duyduğu memnuniyetini belirterek Avrupa Birliği içinde Hollanda’nın yeri, Hollanda Hukuk Sisteminde yerleşmiş çoğulculuk ve açık toplumculuğun demokrasi ve toleranslı yaşam kodlamalarıyla ilişkisi, politik siyaseten çok ekonomi siyasetine verdikleri önem ve öncelik ile bunların tarihsel sebeplerine değindi.
İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu’nun Hollanda-Türkiye ilişkileri, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde Hollanda dış siyasetinde Türkiye’nin yeri sorusuna cevaben Başkonsolos Kervers, Avrupa’da Türkiye konusunda farklı yaklaşımlar olduğunu, Hollanda’nın Türkiye’nin birlik üyesi olmasını istediğini belirterek, Türkiye–Hollanda ilişkilerinin tarihine değindi. Hollanda-Türkiye ilişkilerinin 400 yıllık bir mazisi olduğunu, bu ilişkilerin 1612 yılına kadar gidebileceğini belirten Kervers, “…Cornelius Kakoen ile Beyaz Gül…’’ hikayesini bir örnek olarak anlatarak tarihsel gelenek teamülünden söz etti.
Hollanda ekonomi siyasetini ve dış ticaretini önemsediklerine vurgu yapan Kervers, 1. Dünya Savaşı’nın dışında kalmayı başarabildiklerini, 2. Dünya Savaşı’na girmek istemediklerini, Nazi Almanı ordularının beş gün gibi kısa bir sürede ülkelerini işgal ederek savaşa girmek zorunda kaldıklarını, diğer sömürgeci ülkeler gibi olmadıklarını, sömürgeleri olan Endonezya’ya 2. Dünya Savaşı sonrasında bağımsızlık verdiklerini belirterek tarafsızlık politikalarının ekonomi siyasetinin ve dış ticaretin esası olduğunu sözlerine ekledi.
Kervers’in, Avrupa Birliği içinde Almanya–Fransa ilişkileri ve daha fazla birlik “ever closer union’’ sürecinde tarafsız ve merkezde yer aldıklarını belirtmesi üzerine Dış İlişkiler Merkezi Başkanı Av. A. Metin Uracin, Fransa–Almanya, Ecu–Euro, Avrupa Merkez Bankası’nın yeri konusunda Frankfurt–Strasbourg tartışmalarının dışında kalan Hollanda’nın Hollandalı Duizenberg’i Avrupa Merkez Bankası Başkanlığı’na seçtirebilmiş olmasının ekonomi siyasetinin başarısı, Duizenberg’in eşinin de Filistin sempatisi taşımasının toleransları olup olmadığını sordu. Kervers, Hollanda ve Türkiye’nin tolerans ve hoşgörü konularında birbirlerine benzedikleri ifade etti ve Iberik yarımadasında Habsburgh hanedanlığından 15. yüzyılda kaçmak zorunda kalan İspanyol Musevilerinin Osmanlı ülkesine, Portekiz Musevilerinin de Hollanda ülkesine geldiklerinden ve toleransla himaye edildiklerinden söz ederek toleranslarının tarihi sebepleri olduğunu belirtti.
Bir soru üzerine Kervers, küçük bir ülke olan Hollanda’nın, 150 sandalyeli bir parlamentoya sahip olduğunu, son genel seçimlerde en fazla oy alan partinin parlamentoda 31 sandalye kazanabildiğini ve azınlık hükümetini oluşturan Liberal ve Hristiyan Demokrat Koalisyonu’nun dışarıdan aşırı sağcı partiden destek aldığını belirterek, aşırı sağcı partinin %15 oy almasının, programında yer almayan yabancı düşmanlığının yanında, Hollanda halkının sosyal, ekonomik ve güncel memnuniyetsizliğinden ve küresel eğilimlerden kaynaklandığı kanaatini dile getirdi.
Avro bölgesi ve avro krizi, İtalya ve Yunanistan’da teknokrat yapılı iktidarlar, Hollanda Ticaret Hukuku’nda şirketlerin şeffaflığı, vize ve vize kolaylığı konusunda sorulan soruları cevaplayan Kervers, ekonomi siyasetinin ve dış ticaretin öneminden söz ederek, küçük ve barış yanlısı bir ülke olan Hollanda’nın savaşa karşı olduğunu söyledi ve ihtilafların barış yoluyla çözümünde ticaretin öneminin altını çizdi. Bu yıl 26 bin Türk vatandaşına vize verildiğini, bu sayının öneminin, 2008 yılı ile mukayese anlaşılabileceğini, vize alan Türk vatandaşlarının yarısına yakın kısmının ticari vize alan iş adamları olmasını çok önemsediklerini belirtti.
Avrupa Birliği Komisyonu Eş Başkanı Av. Cem Murat Sofuoğlu tarafından da İngilizce tercümesi yapılan ve toplu çekilen fotoğrafla son bulan toplantıya, İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. İsmail Altay, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hasan Kılıç, İstanbul Barosu Dış İlişkiler Merkezi Başkanı Av. A. Metin Uracin, Avrupa Birliği Komisyonu Eş Başkanları Av. Cem Murat Sofuoğlu ve Av. Ertuğrul Yeşilaltay, İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezi Yürütme Kurulu Sekreteri Av. Sinan Naipoğlu , Dış İlişkiler Merkezi ve AB Komisyonu Yürütme Kurulu Üyesi Av. Betül Gürsoy ile Merkez ve Komisyon üyeleri katıldılar.


