İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Hocalı Katliamı

Hocalı Katliamı

İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezince Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde Hocalı’da 613 kişinin katledilmesinin yıl dönümünde düzenlenen ‘Hocalı Katliamı’ konulu toplantı, 29 Şubat 2020 Cumartesi günü saat 14.00’de baromuz merkez bina konferans salonunda yapıldı.  

Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi Üyesi Ebru Ergül, toplantıya katılanları, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk, silah arkadaşları, Hocalı’da katledilen siviller ve İdlip Şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşı’na davet etti.

Toplantının açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, “Bugün acılarımızın çakıştığı bir gündür. Acıların da sevinçlerin de çakıştığı günlerde bunları birlikte anarak, birlikte konuşarak oluşturduğumuz ortak duygu ve düşüncelerimiz Türkiye - Azerbaycan dostluğunda temel taşı niteliğindedir” dedi.

Suriye’nin İdlip kentinde yitirdiğimiz 34 şehidimizin yasını tutarken, 26 Şubat 1992’de Hocalı’da kaybettiğimiz insanları da anmamız gerektiğini belirten Durakoğlu, İstanbul Barosu’nun bu duyarlılığı kaybetmemeye çok özen gösterdiğini, bu özende çok büyük bir payı olan Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Sayın Hüseyin Özbek’e teşekkür borcunu ifade etmek istediğini bildirdi.

Bu tür etkinliklerin ve çalışmaların Azerbaycan’la dostluğumuzu bir ölçüde pekiştirdiğini vurgulayan Durakoğlu, “Başkaları için tarihin basit bir sayfası olarak görülse de, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonraki dönemde, 1992 yılının 25 Şubatını 26 Şubata bağlayan gece Hocalı’da yaşanan katliamın hepimiz açısından unutulmaması, unutturulmaması gereken bir tarihi ifade ediyor” dedi.

Azerbaycan Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Hazar İbrahim, açılış konuşmasında özetle şunları söyledi: “Suriye’de 34 şehidimizi saygıyla anıyorum. Yıllardır Hocalı soykırımında şehit olan vatandaşlarımızı anan İstanbul Barosuna da çok teşekkür etmek istiyorum. Hocalı soykırımını bugün burada hocalarımız bize bir kez daha anlatacaklar. Hem tarih, hem siyaset, hem bilim alanında biz Hocalı’nın ne olduğunu önce kendimiz anlamalı, sonra da dünyaya anlatarak gerçeği yansıtmalıyız. Bu alanda Türkiye’nin çabalarını görmekten şeref duydum. Her konuda Türkiye ile birlikte yürüyoruz, birlikte hareket ediyoruz”.  

Açılış konuşmalarından sonra Hocalı katliamı ile ilgili belgesel film gösterimi yapıldı. Daha sonra oturuma geçildi. Oturumu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi Başkanı Av. Filiz Karaman yönetti. 

İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni, Hocalı katliamına gelinceye kadar tarihsel süreci anlatacağını söyledi. Hocalı katliamının temelinin 1957 yılında atıldığını, bunun Moskova tarafından geliştirilen bir plan olduğunu belirten Köni, Ermeni soykırım tasarısının 1967 yılında ABD Kongresine getirildiği, Kıbrıs olaylarından sonra uçak kaçırma, diplomatları katletme dönemi başladığını Ermeni terörünün hız kazandığını bildirdi. Sovyetler Birliğinin dağılma sürecinde Moskova’nın tek tutunacağı yerin Kafkaslar ve özellikle Ermenistan olduğunu kaydeden Hasan Köni, Ermenilerin Karabağ’da özerk yönetim kurma isteğine Moskova’nın destek verdiğini, Sovyetlerin dağılmasından sonra Karabağ’ın Otonom Bölge ilan edildiğini ve Moskova’ya bağlandığını anlattı. 1992’de Rus Ordusunun Azerbaycan’dan çekilmesinden sonra, Azerbaycan’ın toparlanamadan Hocalı Katliamının gerçekleştiğini vurgulayan Köni, “Bir yerde ulusal çıkar varsa, devletler hukuku bir hiçtir” dedi. 

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cavid Abdullahzade, Hocalı katliamını hukuk çerçevesinde değerlendirdi. Hocalı’nın Dağlık Karabağ otonom yönetiminde bir Azeri yerleşimi olduğunu, Sovyetler Birliğinin dağılma sürecinde Karabağ’ın Ermenistan’la birleşmek istediğini belirten Abdullahzade, Hocalı’nın buna kendi imkânlarıyla 4 ay direnmeye çalıştığını, ancak Ermenilerin katliamı sonunda teslim olmadıkları için 613 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Abdullahzade, “Karabağ Özerk Yönetimi, Rusların Azerbaycan’ın kalbine sapladığı bir bıçaktır” dedi.

Hocalı’da insanlığa karşı suç işlendiğini, bu suçun soykırım sözleşmesindeki unsurlarla örtüştüğünü belirten Abdullahzade, bunun bir soykırım olduğunu savundu. Sırbistan’da işlenen soykırım suçlarında olduğu gibi Hocalı olayları için de özel bir mahkeme kurulmasını isteyen Cavid Abdullahzade, Hocalı katliamı için de mahkeme kararına ihtiyaç bulunduğunu ve Hocalı için adalet istemeyi sürdüreceklerini bildirdi.

Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av. Hüseyin Özbek, Hocalı katliamına yol çan olayları 1915 öncesi ve sonrasını ele alarak değerlendirdi. Osmanlının son dönemlerinde devlette önemli görevler üstlenmiş Sait Halim Paşa, Talat Paşa’nın gibi devlet adamlarının ermeni tetikçiler tarafından öldürüldüklerini, 1974 Kıbrıs Barış harekâtından sonra ermeni terör örgütü ASALA’nın diplomatlarımıza karşı giriştiği katliamlarda 40 şehit verildiğini belirten Özbek, bundan sonra propagandaya ağırlık verdiklerini, bu çerçevede parlamentoların Ermeni soykırımını kabul eden kararları ve İstanbul Bilgi Üniversitesince düzenlenen Sempozyumda Türkiye’nin Ermeni soykırımını kabul ettiği yalanının ortaya atıldığını ve kara propaganda yapılmaya çalışıldığını bildirdi. Özbek konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Burada en büyük dezavantaj şoven bir dil kullanmaktır. Bir milleti aşağılamaktır. Bu tetikçiler, bu katiller, bu fiilleri işleyenler bulunmalıdır, lanetlenmelidir. Ama adalet istemekten ve hukuk meşruluğundan asla ayrılmamalıdır. Azerbaycan’ın da Türkiye’nin de elinde tutması gereken prestij kartı, hukuk meşruiyeti olmalıdır. Bir başka millete karşı kendi halkını kinlendirmemelidir. Barışçı bir söylemle adaleti aramalıdır”.

Sunumların tamamlanmasından sonra soru/cevap bölümüne geçildi, daha sonra İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu katılımcılara birer plaket sundu.

Galeri

Kategori:Haberler
Hocalı Katliamı | İstanbul Barosu