İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Her Yönüyle Ermeni Sorunu

İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezince düzenlenen

Her Yönüyle Ermeni Sorunu

İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezince düzenlenen ‘Geçmişten Günümüze

Tarihi, Siyasi ve Hukuki Boyutuyla ERMENİ SORUNU’ konulu panel, 4 Haziran 2014 Çarşamba günü saat 16.00’da İstanbul Barosu Bakırköy Hizmet Binası Konferans Salonunda yapıldı.

Panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi (CUMER) Başkanı Av. Ertuğrul Kazancı, 99 yıldır sürdürülen haksız ve yersiz bir ithamın çok değerli panelistlerce tarihi, hukuki ve siyasi boyutuyla ele alınarak irdeleneceğini söyledi.

Paneli yöneten CUMER Yürütme Kurulu Üyesi Av. Vecihe Tunca, Ermeni Soykırımı iddialarının 1780’li yıllarda başlayan nefret temelli haksız bir önyargı olduğunu söyledi. Ermeni sorununu dün Osmanlıya, bugün de Türkiye’ye karşı kullanan emperyalist ülkelerin sorunu olduğunu belirten Tunca, “Dün hedef Osmanlı topraklarıydı, bugünkü hedef ise Türkiye’nin üniter yapısıdır. Ermeni yurttaşlar Büyük Ermenistan vaadi ile kandırılmışlardır” dedi.

Ermeni Sorununun uluslararası nitelikli belirli yüksek yargı kurumlarını etkilemediğini kaydeden Tunca, yabancı ülkelerde arka arkaya Ermeni Soykırımını tanıma kararları alındığını, bu kararlar ile yenidünya düzeni siyasetini uluslararası yargının üstüne çıkarılma çabalarının görüldüğünü bildirdi. Vecihe Tunca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 17 Aralık 2003 tarihinde verdiği Doğu Perinçek-İsviçre kararının Ermeni iddialarına iyi bir cevap olduğunu anlattı.

İpek Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Çiçek, sorunu tarihi açıdan değerlendirdi. Meselenin politik bir konu haline getirilme çalışmalarına dikkat çeken Çiçek, bunu çok tehlikeli bulduğunu, meselenin tarihi boyutuyla ele alınması gerektiğini bildirdi. 22 ülkede ermeni soykırım iddialarının kabul edildiğini belirten Çiçek, bunların büyük bir kısmının Ermeni propagandası altında alınmış siyasi kararlar olduğunu vurguladı. Prof. Dr Kemal Çiçek, Tarihi bir çerçevede ‘Ermeni Sorunu’ yaratmanın ‘batı’nın bir projesi olduğunun altını çizdi. 

Emekli Büyükelçi Pulat Tacar, Ermeni Sorununa hukuksal açıdan yaklaştı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Perinçek-İsviçre kararını irdeleyen ve mahkemenin İsviçre’yi ikiye karşı beş oyla mahkûm ettiğini belirten Tacar, İsviçre’nin kararı temyiz ettiğini ve AİHM Büyük Dairenin temyiz talebini 5 Kasım 2014’de karar bağlayacağını bildirdi. Büyük Daire kararının merak konusu olduğunu kaydeden Tacar, uluslararası mahkemelerin de siyasal etki altında kalabildiğini belirtti ve Bosna örneğini anlattı. Ermeni Sorununu uluslararası tahkime götürme çabalarına da değinen Pulat Tacar, “Uluslararası Ceza Mahkemesinin yetkisinde olan bir konunun Uluslararası Tahkime götürülmesi çok yanlıştır” dedi.

Emekli Büyükelçi Onur Öymen, Ermeni Sorununu siyasal açıdan değerlendirdi. Bir sorunu doğru anlayabilmek için karşı tarafın niyetini, politikasını iyi bilmek gerektiğinin altını çizen Öymen, Ermeni Sorununun misyonerler eliyle başlatıldığını, Osmanlı döneminde İzmirde faaliyete geçen misyonerlerin ‘Bu günah imparatorluğunu yıkmak ahdim olsun’ andıyla çalışmaya başladıklarını anlattı. Ermeni gençlerin ABD’de militan olarak yetiştirildiklerini ve müthiş bir propaganda faaliyetinin yürütüldüğünü hatırlatan Öymen, İngiltere’nin ABD’yi savaşa sokmak için Wellington House’u kurduğunu, savaştaki rakipleri Almanya ve Türkiye için Ermeni iddialarıyla ilgili yalanlardan oluşan Mavi Kitap’lar hazırlanarak dünya kamuoyunun aldatıldığını bildirdi. Öymen, Savaşın bitiminde Almanya ile ilgili Mavi Kitap’ın yok edildiğini, Türkiye hakkındaki Mavi Kitaba ise her kitaplıkta rastlamanın mümkün olduğunu kaydetti. Öymen, ancak bu arada bir küçük kitabın yok edilmesinin unutulduğunu, bunu da Amerikalı Profesör Justin Mc Carthy’in bulduğunu, bu kitapta Ermeni yalanlarının tümünün kaynağı ve şifrelerinin yer aldığını ve gerçeğin ortaya çıkarıldığını anlattı.

İstanbul Barosu Genel sekreteri Av. Hüseyin Özbek, konuşmasına ‘vekâletsiz iş görme’ esprisiyle başladı ve Ermeni Sorununa ilişkin İstanbul Barosu’nun yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. Ermeni Sorununda üçüncü dönemin yaşandığını belirten Özbek, ilk dönemde ermeni çetelerinin faaliyetleri ve tehcir olayının yaşandığını, ikinci dönemde ASALA terörünün yaşandığını, üçüncü dönemde ise teröre boyun eğmeyen Türkiye’nin kolektif direncinin kırılması için çalışmalar yapıldığını söyledi. Halktan kopmuş kişilerin ve bunların medyadaki temsilcilerinin Türk milletinin ruhunu bozmak için toplu hipnoz seansları düzenlediklerine dikkat çeken Özbek, 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesinde yapılması planlanan, ancak Bilgi Üniversitesinde gerçekleştirilen semineri hipnoza bir örnek olarak gösterdi. Bu seminere katılan Türk konuşmacıların tüm iddialara karşı çıkmalarına rağmen, uluslararası medya ‘Türkler soykırımı kabul etti’ yalanını dünyaya duyurmuşlardı. Özbek konuşmasını, “Kararlı bir dış politika uygulanmadığı ve sürekli tavizler verildiği için ulus devlet, üniter devlet ilkelerine sahip çıkmanın tam zamanıdır. Dik durmalıyız. Atatürk’ün pusulasından şaşmamalıyız” sözleriyle tamamladı.

Daha sonra soru-cevap bölümü uygulandı. Panelin sonunda konuşmacılara birer TEŞEKKÜR BELGESİ sunuldu.

Galeri

Kategori:Haberler
Her Yönüyle Ermeni Sorunu | İstanbul Barosu