Hayvan, Kadın, Çocuk ve Doğa için Adalet Mitingi'ndeydik

Sokak hayvanlarının katledilmesinin önünü açacak düzenlemelere karşı Yenikapı'da düzenlenen mitinge; İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Sözcüsü Av. Bahtiyar Güner, Yürütme Kurulu ve Merkez üyeleri ile meslektaşlarımız da katıldı.
İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Sözcüsü Av. Bahtiyar Güner mitingde yaptığı konuşmada, "Sözde çözüm olarak dayatılan katliam tasarısına karşı canlar adına her zaman mücadelenin bu tarafında olduk, olmaya devam edeceğiz" dedi.
Güner, konuşmasında şunları söyledi:
"Sevgili hak savunucusu, ülkenin vicdanlı ve özgür insanları, Yalnızca kendi hakkınıza değil, toplumda ötelenmiş, mağdur edilmiş herkesin hakkına saygı duyma çağrısına katıldığınız için binlerce kez teşekkür ederim.
Mücadele birlikte güzeldir.
Bizler bizi mağdur durumuna düşürenlere karşı vicdanıyla bir araya gelmiş koca bir çoğunluğuz. Yaşatmayı beceremeyen ama konu öldürmek, eziyet etmek olunca
kollarını sıvayıp ellerini ovuşturanlara karşı tek yürek olmazsak teker teker hepimizin susturulacağını bilenleriz.
Her gün öfkeye, baskıya, şiddete, ölüme, tecavüze maruz kalan çocuklar, kadınlar ve hayvanlar... Bu kirlenmiş toplumun sokaktaki masumların kanıyla yıkanınca
temizleneceğini sananlar...
Devlet öldürmek değil daha iyi şartlarda yaşatmak için vardır. Biz İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi olarak hayvan katillerine karşı her alanda hukuki mücadelemizi azimle sürdürmekteyken görevi, yasayı uygulamak ve hayvanları daha iyi şartlarda yaşatmak olan devleti karşımızda görmekten büyük bir utanç duyuyoruz. Baro başkanımız Filiz Hanım’a, bizlere olan desteğinden dolayı yürek dolusu şükranlarımızı sunarız.
Artık eksikliğini en derinimizde hissettiğimiz siyasi disiplinsizlik ve liyakatsizlik bizi, 20 yıl önceki medeniyet seviyemizin de gerisine gitmeye yönlendirmekte.
Hayvan Hakları alanında bizi vicdanlı ve uygar bir toplum olmaya sevk eden yasa ne yazık ki uygulanmadı. Belediyelere, bakanlıklara, adli makamlara yaptığımız
şikayetler sonuçsuz kalmış, sorumsuzluk bir kar topu gibi büyüyerek kapımıza dayanana dek yetkililer gözünü kulağını kapatmıştır.
Biz biliyoruz ki köpek ömrünün 10-14 yıl, sokaktaki bir köpeğin ömrünün 3-6 yıl olduğu bir denklemde 20 yıldır süregelen bu problem yetkililerin
sorumsuzluğundan başka bir sebebe bağlı değildir. Siyasetin ve ülkenin en önemli gündem maddesiymiş gibi lanse edilen sokak hayvanı popülasyonu sorunu tüm
çağrılarımıza rağmen göz ardı edilmiştir.
Hayvanlarını sokağa terk edenlere, kaçak hayvan üretenlere, kısırlaştırma işlemlerini gerçekleştirmeyen belediyelere bizim tavsiye ettiğimiz üzere ağır yaptırımlar uygulanmamış, halihazırda var olan durum, yepyeni bir sorunmuş gibi tekrar masaya konulmuştur.
Bugün, ülkemizde 1.390 il ve ilçe belediyesi bulunmakta fakat yasadaki bakımevi kurma zorunluluğuna rağmen bunların yalnızca 290 tanesinde hayvan bakım evleri mevcut. Birçok belediyede buna ayrılmış bir bütçe ve kadro dahi yok.
Gerekli bütçeler ayrılsaydı, yetkin ve yeterli personel görevlendirilseydi, tavizsiz ve disipliner bir çalışma yürütülseydi bugün birilerini katil olmaktan vazgeçirmeye çalışmıyor olacaktık. El değiştiren belediyelerde lüks oturma grupları, jakuziler, pahalı makam araçları yerine 100-200 hayvanın kısırlaştırması sağlansaydı bugün sokaklarımızda yaşamak zorunda bırakılan bir tane dahi köpek görmeyecektik.
Bundan 20 yıl önce ortak ve vicdani bir siyasi akılla hazırlanan 5199 sayılı yasa çözüme elverişli ve ziyadesiyle yeterlidir. Hiçbir canlının yaşam hakkı asla tartışma konusu yapılamaz, bu konuda taviz verilemez. Hayvanların, barınak adı altında her biri birer Hayırsız Ada’ya dönecek etrafı çevrilmiş alanlarda toplanıp açlık, susuzluk ve hastalıklara maruz bırakılarak acı içinde ölmelerine göz yumulamaz. Başka ülkelerde başarıya ulaşan ancak ne yazık ki ülkemizde asla tam anlamıyla uygulanamayan fakat tek çare olan yöntem aşıla, kısırlaştır, yerinde yaşat yöntemidir. Hem üremenin hem agresyon davranışının önlenmesi ancak bu yolla mümkündür.
Başta çalışma arkadaşlarım olmak üzere bu mücadeleye emek veren, sahip olduğu sevgiyi ve vicdanı güce dönüştüren tüm hak savunucularına teşekkürlerimi
sunarım. Sözde çözüm olarak dayatılan katliam tasarısına karşı canlar adına sizlerle birlikte tekmelenerek öldürülen Eros için, yoğurt kovalarında ölü bedenleri bulunan Fatih kedileri için, Eyüp’te asitle yakılarak can veren masum hayvanlar için olduğu gibi her zaman mücadelenin bu tarafında olduk, olmaya da devam edeceğiz."


