İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Hain Saldırıyı Şiddetle Kınıyoruz!

İstanbul Barosu mensubu Avukatlar olarak; Şırnak’ta 13 askerimizin şehit olmasıyla sonuçlanan hain saldırıyı şiddetle kınıyoruz.

Hain Saldırıyı Şiddetle Kınıyoruz!

İstanbul Barosu mensubu Avukatlar olarak; Şırnak’ta 13 askerimizin şehit olmasıyla sonuçlanan hain saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Bu saldırıyı, öteden bu yana devam etmekte olan terörün yeni bir aşaması olarak değerlendiriyor ve bu niteliği itibariyle de gelinen bu son noktanın özenle değerlendirmeye muhtaç bulunduğunu düşünüyoruz.

ABD’nin, uluslararası hukuki meşruiyeti olmaksızın Irak’ta yarattığı siyasal ortamın bugün ulaştığı nokta, ülkemizdeki terörün artık bir başka biçimde algılanması gereğini işaret etmektedir. Artık net olarak bilinmelidir ki, güneydoğuda bölücü terör örgütü eliyle yürütülen bu eylemler, sıradan bir terör eylemi değil, bir siyasal projedir.

Bu terör projesi, Irak’ta yaratılan yeni siyasal ortam nedeniyle, ülkemize ve onun bölünmez bütünlüğüne yönelik bir tehdit oluşturmanın da ötesine taşmış, Türkiye için de bir “dış politika” sorunu olma noktasına vardırılmıştır. Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılması çabaları ile, “ılımlı İslam” söyleminde ifadesini bulan bu son gelişmelerin zorunlu olarak geldiği konjonktür, bölücü terörün yeni bir anlayışla kavranmasına vesile olmalıdır.

Artık, sorunun bir “demokratik hak arayışı” ile ifade edilmesi noktası geride kalmıştır. Bilinmelidir ki, güneydoğu için gündeme gelecek  “yeni hak talepleri” ne ölçüde karşılanırsa karşılansın, proje uygulamadan kaldırılmayacaktır.

Bu nedenledir ki, terörle ilgili olarak bir dizi önlem talep ettiğimiz sözde dostlarımızdan, yanıt alamamaktayız. Bir süre sonra, aynı mihrakların başka açılımları sergilemekte olmaları sürpriz olmayacaktır.

Bu nedenledir ki, PKK’yı bölücü terör örgütü olarak niteleyen ABD, bu nitelemenin tam da tersini anlatan bir senaryonun yönetmeni konumundadır. Bölücü terör eylemlerinde ABD silahlarının kullanılması da yakında kanıksanacaktır.    

Bu nedenledir ki, Irak’ta artık tasarım boyutunu aşan federatif yapılanmanın oluşturduğu yeni anayasal konum, petrolü pazarlayan ve ondan “aslan payını” koparan bir konuma gelebilmiştir. Yarınlarda oluşacak bir “fiili durum”, bu sorunu daha ciddi noktalara taşımaya gebedir.

Tahmin etmek kehanet olarak nitelenmemelidir ki, değişen parametrelerin Ortadoğu’nun oluşumu ile ilgili olarak çizdiği bu yeni tablo, yakın bir gelecekte, bu “adi ve kalleş” eylemleri, “başka tanımlarla” da izah etmeye başlayacaktır.

Bütün bu sonuçlar, sorunun askeri temelden çok siyasal temelde ele alınmasını gerektiren bir boyuta taşınmış bulunduğunu anlatmalıdır. Sorun, bu “çok uluslu siyaseti” reddederek başlanacak bir yaklaşımla çözümlenebilir. Bu siyasetin bir ucundan parçası olarak, çözülemez. 

Gelinen bu son noktada, uluslararası hukukun, terörün önlenmesi bağlamında olanak tanıdığı “sıcak takibi”, Irak ile Türkiye arasındaki bir sözleşme konusu olmaya indirgeyerek mevcut hakkından vazgeçmeyi düşünmek, teröre teslim olmaktan başka bir anlam taşımayacaktır. Sadece bu somut durum bile, geleceğin öngörülmesinden ne denli uzak olunduğunu göstermeye yeterlidir.

İstanbul Barosu’na mensup Avukatlar olarak, seçkin evlatlarımızın kaybından dolayı yüreklerimizde duyduğumuz sızıyı ulusumuzla paylaşırken, şehit askerlerimize Allah’tan rahmet, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI
Kategori:Haberler