İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Geçmişten Geleceğe Avukatlık

Geçmişten Geleceğe Avukatlık

Geçmişten Geleceğe Avukatlık

İstanbul Barosunun 140. Kuruluş Yıl Dönümü ve 5 Nisan Avukatlar Günü etkinlikleri çerçevesinden “Geçmişten Geleceğe Avukatlık” konulu panel, 3 Nisan 2018 Salı günü saat 14.00’da baromuz merkez bina konferans salonunda gerçekleştirildi.

İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Necmi Şimşek’in kısa ve özlü açılış konuşmasından sonra oturumlara geçildi. Oturumları Av. Atilla Özen’in yönetti.

GEÇMİŞTE AVUKATLIK oturumunda ilk sözü kıdemli avukatlardan Salih Burhanettin Tüzel aldı.

İstanbul Barosunun 140 yaşında olduğunu belirten Tüzel, bu 140 yılın 70’inde kendisinin var olduğunu bildirdi. İkinci Dünya Savaşı Yıllarında, sonradan İstanbul Barosu Başkanlığı yapan Cahit Arif Tunger’in şirketinde çalışırken hukuk okuduğunu belirten Tüzel, avukat olduğu ilk yıllarda giydiği cüppeyi giydi ve şöyle dedi: “Bu cübbenin her tarafı siyah. Yakasında bir kırmız bir de yeşil düğme var. Kırmızı cezayı, yeşil hukuku simgeliyor. Türkiye Barolar Birliği bu cüppeyi değiştirdi yakayı kırmızıya boyadı ve herkesi cezacı yaptı”.

Çocukluk ve okul yıllarını anılarla anlatan Tüzel, Türkiye’nin demokrasiye geçiş yıllarındaki sıkıntıları ve daha sonra yaşanan gelişmeleri anlatarak tarihe tanıklık yaptı.

Av. Ayla Babila, okul yıllarındaki anılarla söze başladı, avukatlığının ilk yıllarına ilişkin anekdotlar anlattı. Her ilçenin bir adliyesi bulunduğunu ancak çalışma ortamının çok ilkel olduğunun altını çizen Babila, kadın örgütlerinde çalışmalar yaptığını, Süreyya Ağaoğlu’nu bu aşamada tanıdığını bildirdi ve Ağaoğlu hakkında ayrıntılı bilgi verdi.

Kadın haklarına ilişkin verdikleri mücadelelere de değinen Babila, bu mücadele sonunda 1990 yılında Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün kurulduğunu anlattı. Ayla Babila, Medeni Kanun’da yer alan ayrımcılıkla ilgili düzenlemeler yapılmasına ilişkin taleplerinin de 2000 yılında yapılan değişikliklerle gerçekleştiğini bildirdi.

Bu bölümün son konuşmacısı Avukat Müşür Kaya Canpolat, avukatlığı ‘anı biriktirme mesleği’ olarak niteledi. Meslek hayatı boyunca adil yargılamayı savunduğunu belirten Canpolat, “60 yıldır verdiğim mücadele sonunda geldiğimiz noktaya bakın. Daha adil bir yargılama ortamına kavuşmanın tersine bugün adil yargılamada neyi kurtarabiliriz noktasına geldik” dedi. 

Adil yargılama hakkı için Türkiye’de ilk kez Beyoğlu’ndan Taksim’e avukatların cüppeli bir yürüyüş gerçekleştirdiklerini hatırlatan Müşür Kaya Canpolat, 1975 yılından bu yana adil yargılama için verilen mücadelelerde olumlu bir sonuç alınamadığını bildirdi. Canpolat konuşmasında Yassıda Duruşmaları, Deniz Gezmiş olayı, Nazım Hikmet ve avukatı Mehmet Ali Sebük’le ilgili anılarını anlattı.

Geleceğin Avukatlığı oturumunda konuşan Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Volkan Dülger, yapay zekâ hayatımıza girse bile avukatlık mesleğinin devam edeceğini söyledi. Yapay zekâ yazılımlarının şu anda görevde olduğunu belirten Dülger, robotlar avukatlara her türlü yardımı yapsa bile robotların sonunda işi avukata havale ettiğini bildirdi. Yapay zekâ yazılımlarının henüz emekleme döneminde olduğunun altını çizen Dülger, gelecekte ihtiyacın üzerinde olan avukatların yarısının işsiz kalmasının muhtemel olduğunu anlattı.

İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Sertel Şıracı, yapay zekâdan çekinmediklerini çünkü şu aşamada asistan olacak seviyede bulunduklarını bildirdi. 

Türkiye’de avukatların birçok ülkenin sahip olamadığı UYAP gibi bir sistemi kullandıklarını belirten Şıracı, sistemin avukatların işlerini oldukça kolaylaştırdığını söyledi. Şıracı, “UYAP sistemiyle uzak doğudan bile dava açabiliyorsunuz. Bu bir gerçektir. İfadeleri online olarak gönderme imkanımız da var.  Buna rağmen bazı Ağır Ceza Reislerimiz, ‘benim onu görmem lazım, dilekçenin bana verilmesi lazım, ben ekrandan anlamıyorum’ diyor. Bunlar aslında yıkıcı yenilikler, gelecekte her şey değişecek ve bilişim rüzgârından etkilenecek. Bunun için bilişim hukuku okuryazarı olmak gerekiyor” dedi.

İstanbul Barosu Üyesi Av. Derya Durlu Gürzumar, dünyadaki ülkelerin bilişimdeki gelişme açısından bizden 5-10 yıl ötede göründüğünü, bizim bu arayı bir önce kapatmamız gerektiğini, yasal düzenlemelerin bir an önce hızlanıp yapay zeka ve bilişimi eğitim sistemine entegre etmek gerektiğini söyledi.

Durlu konuşmasında, avukatların rolünü teknoloji ve inavasyonu değerlendirirken nasıl yorumlamamız gerektiğini, hukukta yapay zekânın kullanım alanlarının nereleri olduğunu, dünyadaki büyük hukuk bürolarından örnekler vererek detaylandırmaya çalıştı. Durlu ayrıca,
yapay zekânın avukatlık uygulamasına girdiği noktada bunun etik sonuçlarının ne olabileceğini, yapay zekânın kullanımı, sonuçları ve açılımları nelerdir konularını anlattı.

AVUKATLIK ORTAKLIKLARI oturumunda konuşan Esin Avukatlık Ortaklığı Yöneticisi Av. İsmail G. Esin, avukatlık ortaklığının zor bir ortaklık olduğunu dile getirdi. Geçmişe sahip çıkarak geleceği şekillendirmek istediklerini belirten Esin, farklılıkları bir araya getirerek gelişmeyi sağlamayı amaçladıklarını bildirdi. Esin, “o nedenle ikimiz aynı şeyi düşünüyorsak birimize ihtiyaç yok demektir” dedi.

Avukatlık mesleğinin değiştiğini, bunun dışında kalmanın mümkün olmadığını kaydeden İsmail Esin, avukatlık ortaklıklarının da bu gelişmelere katkı sağlaması gerektiğini, ortaklık çalışmasının avantaj ve dezavantajlarını anlattı.

Moroğlu Arseven Avukat Ortaklığından Av. Ergun Benan Arseven, her şeyden önce ortağa güven duyulması gerektiğini söyledi. Avukat Ortaklığı olmasaydı bugünkü alt yapıya kavuşmanın mümkün olmadığını belirten Arseven, avukat ortaklığının burada çalışanlara güç verdiğini bildirdi. Alt yapının hazırlanmasında dış kaynaklardan da yararlandıklarını hatırlatan Arseven, Türkiye’deki avukat ortaklığı mevzuatını kendilerine dar gelen elbiseye benzetti. Ortaklık mevzuatıyla bankalarda ve UYAP’ta sorunlar yaşadıklarını, UYAP’ın avukat ortaklığını tanımadığını belirten Arseven, ortaklığın genç avukatlar için hazır bir alt yapı sunduğunu sözlerine ekledi.

BAĞLI AVUKATLIK oturumunu açarken oturumu yöneten Av. Atilla Özen, bu oturumda konuşulacak konunun iyi anlaşılabilmesi için özetle şu bilgiyi verdi: “Bağlı çalışan avukatlar için Kanunda bir madde var. Bir madde ile de olsa bağlı avukatlığı anlatıyor. Ve buna bağlı bir yönetmelik var. Bağlı çalışan avukatla ilgili hiçbir yasal düzenleme yok. TBB bağlı çalışan avukatların hukukunu düzenleyen bir yönerge yaptı. Danıştay bu yönergenin yürütmesini durdurdu. Gerekçe olarak da bu konularda bir yönerge yapılamaz dedi. Bununu üzerine TBB bu kez bir yönetmelik hazırladı.  Resmi Gazetede yayınlandı. Danıştay bu yönetmeliği de yasal dayanağı bulunmadığı için iptal ettiğini bildirdi”.

Oturumun ilk konuşmacısı Av. Deniz Aktaş, bağlı avukat yerine işçi avukat kavramını kullanmanın kendisine göre daha doğru olduğunu söyledi. İşçi avukatlığı, avukatlık mesleğinin piyasaya açılması olarak niteleyen Aktaş, son on yılda YÖK Teşkilat kanununun 3. Maddesinde yapılan değişiklikle üniversitelerin kurulmasının kolaylaştırıldığını, yüzün üzerinde üniversite bulunduğunu ve her üniversitede bir hukuk fakültesi bulunduğunu, bu bollukta mesleğin piyasaya açıldığını anlattı.

İstanbul Barosu Çalışan Avukatlar Kurulu Başkanı Av. Özge Demir de, elde bir istatistik olmadığı için kaç bağlı çalışan avukat olduğunun bilinmediğini söyledi. Bağlı avukatların maaşlarının kimi zaman eksik, kimi zaman da geç ödendiğini belirten Demir, bunların sigortalarının en alt düzeyden yapıldığını bildirdi. Özge Demir, Kurul olarak bağlı çalışan avukatlarla ilgili yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

STAJYER AVUKATLIK oturumunda konuşan İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Stj. Av. Şeyda Tüysüz, eğitim sisteminden kaynaklanan bozulmanın muhatabı olmadıklarını söyledi. Stajın avukat yanında ve mahkemelerde geçen bölümü ile Staj Eğitim Merkezinde geçen bölümünde yaşananları ayrıntılı bir şekilde anlatan Tüysüz, sonuç olarak çok verimsiz bir staj dönemi yaşadıklarını anlattı. Tüysüz konuşmasında ilginç önerilerde de bulundu. Staj Eğitim Merkezinin bir kütüphaneye ihtiyacı bulunduğunu belirten Tüysüz, stajyerlerin katıldığı barolar arası mesleki yarışmalar düzenlenmesini, gelecekte avukat olacak, baro üyesi olacak hukuku fakültesi öğrencilerine baronun daha onlar öğrenciyken sahip çıkması önerisinde bulundu. 

Stj. Av. Nahide Beyza Çelik de özellikle adliye stajı döneminde karşılaştığı olumsuzlukları anlattı. Stajyerlerin ekonomik sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çelik, stajyerlere ilk altı ay devletin belirli bir ücret ödemesi ve bunun bir mevzuata bağlanması gerektiğini vurguladı.

Son 5 yılda avukat sayısının neredeyse 2 katına çıktığını, bu sayıların avukatlık mesleğinin geleceğini ciddi anlamda tehlikeye attığını belirten Çelik, avukat sayısındaki artışla birlikte mesleki kalitede de düşüş yaşandığını bu nedenle avukatlık sınavının getirilmesinin şüphesiz ki çok önemli bir adım olduğunu bildirdi. Beyza Çelik, konuşmasının son bölümünde Almanya, Belçika, Avusturya, Fransa ve İsviçre’de uygulanan stajlar hakkında ayrıntılı bilgi verdi. 

Oturum sonlarında İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu tarafından konuşmacılara,

İstanbul Barosunun 140. Kuruluş Yıldönümü ve 5 Nisan Avukatlar günü nedeniyle üretilmiş anı pulları sunuldu.

 

Galeri

Kategori:Haberler
Geçmişten Geleceğe Avukatlık | İstanbul Barosu