İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Gbt Uygulamaları Kişi Özgürlüğü Ve Güvenliğini İhlal Ediyor

İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu’na yazdığı yazıda, kolluk tarafından yapılan GBT uygulamalarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5.maddesine aykırı olduğunu, uygulamanın kişi özgürlüğü ve güvenliğini ihlal ettiğini bildirdi.

Gbt Uygulamaları Kişi Özgürlüğü Ve Güvenliğini İhlal Ediyor

İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu’na yazdığı yazıda, kolluk tarafından yapılan GBT uygulamalarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5.maddesine aykırı olduğunu, uygulamanın kişi özgürlüğü ve güvenliğini ihlal ettiğini bildirdi.

Yazıda, aynı mekânda GBT uygulamalarıyla birkaç kez karşı karşıya kalan vatandaşlarda, söz konusu uygulamanın onur kırıcı, aşağılayıcı ve kötü muamele etkisi bıraktığı, seyahat özgürlüğünü kısıtladığı ve insanlara maddi yük yüklediği anlatıldı.

İstanbul Barosu Başkanı Aydın’ın İstanbul Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu’na yazdığı 23 Mart 2009 tarih ve 11294 sayılı yazı şöyle:

İSTANBUL VALİLİĞİ

İL İNSAN HAKLARI KURULU SAYIN BAŞKANLIĞINA

İLGİ: 03.03.2009 gün ve 18899 sayılı yazınız.

İlgi yazınız ile ………… "ın GBT aramaları ile ilgili Başkanlığınıza başvurusu hakkında Baromuzdan gerekli incelemenin yapılarak bilgi verilmesi istenilmiştir.

GBT uygulamaları temelde üç değişik şekilde ortaya çıkabilmektedir.

1.       Polisin devriye gezerken veya belirli durum veya tesadüfe bağlı olarak vatandaşa kimlik sorması ile başlayan uygulama.

2.       Polisin yaya trafiğinin akışkan olduğu belirli bir mekânda yolu kesip gelen geçen şahıslar içinden seçtiklerine kimlik sorması ve GBT sorgulaması esnasında tutması şeklinde yapılan uygulama,

3.       Polisin belirli bir istikamete giden toplu ulaşım aracını durdurması ve araçların içinde bulunan insanların GBT sorgusunun yapılması için aracı bütün olarak alıkoyması şeklinde yapılan uygulama.

Bunlardan birincisi, kişinin günlük yaşamda nadiren karşılaştığı durumlardan olmakla birlikte münferit olaylara bağlı olarak gelişebilmektedir. Vatandaş tarafından etkisi en az hissedilen uygulama şeklidir. Belirli bir adli olaya bağlı olarak veya olmayarak olay mahallinde veya devriye esnasında, havalimanı gibi özel mekânlara giriş çıkışta yapılan sorgulama şeklidir. Bu tür sorgulamaların şekil itibariyle tamamen tesadüf ve günlük yaşamın akışına bağlı olduğu düşünülür ve iç hukukta yapılmış yasal düzenlemelere bağlı kalınırsa tek başına bir ihlal oluşturması zor gözükmektedir.

İkinci durum ise yaya trafiğinin akışkan olduğu belirli mekânda polisin konuşlanması şeklinde gerçekleşmesi, büyük zorluklar çıkarabilmektedir. Özellikle bu mekânların yaya trafiği için zorunlu mekânlar olması ve belirli bir amaca yönelik olmayıp kalabalık içinden sadece tesadüfen seçilen kişilere yönelik yapılması son derece dikkat çekicidir. Rast gelinen durumlar içinde kadınlara değil sadece erkeklere sorulduğu, sadece belli bir yaş aralığında insanlara sorulduğu, belirli bir dış görünüm arz eden insanlara sorulduğu gibi ayrımcı yaklaşımların bulunduğu gözden kaçmamaktadır. Kadıköy rıhtım bölgesinde. Eminönü-Karaköy vapurlarına giden istikamette yapılan ve yaya trafiğini keser şekilde gerçekleşen böyle bir uygulama bunun en klasik örneklerinden birini oluşturmuştur. Aynı gün aynı saatte vapura binen kişiler orada sürekli tekrarlanan bir tutulma sürecine maruz kalabilmelerinden dolayı seyahat özgürlüğü ve kişi özgürlüğü açısından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin beşinci maddesinde güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali olarak değerlendirilebilir.

İdare böyle bir durumda gerekli teknik düzenlemeyi yaparak aynı kişiye tekrarlanan sorgular yapılmasının önüne geçmelidir. Bu yine özellikle mobilize çalışan, gün içinde seyahat etmek zorunda kalan kişiler için aynı gün içinde birden fazla GBT taramasına maruz kalmak şeklinde dahi gerçekleşiyor ki bu sadece kişi güvenliği özgürlüğü değil, insan onurunun korunması açısından da sakıncalar yaratabilmekte ve kişide Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından tanımlandığı üzere "acizlik ve korku" duygusu yaratabilmektedir.

Üçüncü uygulama şekli ise seyir halinde bir toplu ulaşım aracını durdurma ve GBT taraması yapma şeklindedir. Bu durumda ulaşım aracı gidiş istikametinden alıkonulmakta ve içindeki şahıslardan kimlik istenip GBT taraması yapılabilmektedir. Bu uygulama şekli bazen yolun daraltılıp araçlar durdurulup veya yavaşlatıldıktan sonra içine bir göz atılması şeklinde orantılı bir biçimde gerçekleştirilebilirken bazen otobüsteki 50 -60 yolcu sırayla GBT taramasına tabi tutulmakta ve kişi özgürlüğü hakkı açısından ciddi bir ihlal meydana gelebilmektedir. Zira bizzat yaşadığımız olayda dahi kişi çok uzun bir süre tüm otobüs yolcularının GBT taramasının tamamlanmasını beklemek zorunda kalabiliyor, işine geç kalabiliyor ve hatta toplu ulaşım kullanma hakkından mahrum kaldığı için gitmek istediği istikamete taksi ücreti ödeyerek gitmek zorunda kalabiliyor ki bu son durum ayrıca mülkiyet haklarına bile dokunmaktadır. Burada seyahat özgürlüğü ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin beşinci maddesinde güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali söz konusudur.

………..'ın yapmış olduğu başvuru göz önüne alındığında, kasıt olmasa bile sırf idarenin hizmet kusuru ve gerekli teknik düzenlemeyi yapmaması sonucu oluşan ihlallerin kasıtlı olarak bir birey üzerinde gerçekleşmesi söz konusudur. Nitekim başvuru konusu olayda başvuranın kardeşi daha önce bir suçtan dolayı cezasını çekmiş ancak ondan sonra hiç bir kabahat dahi işlemeyerek infaz sürecini tamamlamıştır. Buna rağmen GBT taramasında eğer bu gözüküyor ve bu sonuca bağlı olarak da idareyi temsil eden kişilerce onur kırıcı-aşağılayıcı veya kötü muameleye, dilekçede belirtildiği gibi sataşmalara ve kaba davranışa maruz kalıyorsa burada zaten sadece sözleşmenin beşinci değil üçüncü madde çerçevesinde dahi bir ihlal oluşturmaktadır. Bunun günde en az iki defa yaşıyor olmanın getirişi ise yaşanılan ruhsal acı ve zarar açısından üçüncü maddede tanımlanan üç değişik ihlalin ikinci derecesi olan insanlık dışı muamelenin kapsamında dahi düşünülebilir.

Söz konusu ihlaller sadece ………….'ın kardeşi veya kendisi için değil, kentimizde yaşayan birçok kişi için de söz konusudur. Bu ihlaller, günlük uygulamalarda devletin sübjektif sorumluluğu içinde gerçekleşmektedir. İç hukukta ismi ne olursa olsun, bu denli yaygın bir uygulama, uluslararası insan hakları standartları çerçevesinde ihlal oluşturmaktadır. Kişinin ortalama olarak haftada 3 -4 kez GBT sorgulaması yapılan noktadan geçmek zorunda kalmasına neden olacak şekilde yaygınlaştırılmış bu uygulama, Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinde belirtilen hakkın sınırlamasında "demokratik toplum” geleneklerine uygun olma şartının açık ihlali olarak değerlendirilebilir. Zira bugün demokratik toplum gelenekleri açısından uzun geçmişe sahip batı Avrupa ülkelerine bakıldığında, benzer bir uygulamanın örneği olmadığı görülmektedir.

Bilgilerinize rica ederim.

Saygılarımla.

Av. Muammer AYDIN

İstanbul Barosu Başkanı

Kategori:Haberler
Gbt Uygulamaları Kişi Özgürlüğü Ve Güvenliğini İhlal Ediyor | İstanbul Barosu