Gazeteci Hakan Tosun Cinayetinin Karanlıkta Kalmasına İzin Vermeyeceğiz

Yıllardır doğanın, yaşam savunucularının, haksızlığa uğrayanların sesi olan Hakan Tosun’un bir saldırı sonucu beyin ölümünden sonra kaybettiğimizi derin bir kederle öğrenmiş bulunmaktayız.
Henüz nedeni belirlenemeyen bu menfur saldırı, yalnızca değerli bir basın emekçisini aramızdan almakla kalmamış, aynı zamanda ifade özgürlüğüne, basın emekçilerine ve halkın haber alma hakkına da açık bir saldırı oluşturmuştur.
Ekoloji aktivisti gazeteci ve belgeselci Hakan Tosun’un kaybı, arkasında çok fazla soru işareti bırakmıştır. Kendisine yapılan saldırının bir an önce aydınlatılması için Basın ve İletişim Hukuku Komisyonu olarak olayın takipçisi olacağımızı kamuoyuna buradan duyuruyoruz. Zira, gazetecilere yönelik bu tür belirsiz saldırılar basın emekçilerini sadece bir gazetecinin değil, yaptığı haberler nedeni ile kamuoyunun da bilgi alma hakkının hedefe alınması anlamına gelmektedir. Geçtiğimiz aylarda Evrensel gazetesinin İzmir bürosunun kurşunlanması, bugün Hakan Tosun’un sokak ortasında darp edilerek ölümüne sebep olunması, basına yönelik saldırıları başka bir boyuta taşımaktadır. Bu olayın aydınlatılmaması demek gazetecilerin yaşam hakkına yönelik saldırıların da önünün açılmasına sebebiyet vermek anlamına gelecektir.
Dolayısıyla olayın aydınlatılmasına sadece bir adli vaka olarak bakmak yetersiz kalacaktır. Burada haberleri nedeni ile saldırıya açık hale getirilen gazetecilerin güvenliğine dair yapısal sorunlar da ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde gazetecilerin yaşam hakkına yönelik saldırılar tam anlamı ile aydınlatılmayınca, cezasızlık politikası bu alanda da devam ettiği müddetçe, sadece faillerin değil, azmettiricilerin de ortaya çıkarılması için soruşturma yapılmayınca basına ve basın emekçilerinin hayatına yönelik bu saldırılara karşı tüm toplumsal kurumların ortak mücadelesinin varlığının önemi ortaya çıkmaktadır.
Hakan Tosun, meslek hayatı boyunca tarafsız, dürüst ve sorumlu habercilik anlayışıyla tanınmış; halkı doğru bilgilendirmek adına büyük bir özveriyle görevini yerine getirmiştir. Kendisine yapılan bu alçakça saldırının aydınlatılması gerekmektedir.
Basına yönelik her türlü baskı, tehdit ve şiddet; demokratik değerlere, insan haklarına ve aynı zamanda toplumsal barışa yapılmış bir saldırıdır. Ailesine, sevenlerine, basın camiasına baş sağlığı diliyor, bu cinayetin üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğimizi, sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz.
İSTANBUL BAROSU BASIN VE İLETİŞİM HUKUKU KOMİSYONU


