İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Feyzioğlu: “Cmk, Savunma Hakkını Kısıtlıyor”

İstanbul Barosu, Türk Ceza Hukuku Derneği ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ortaklaşa düzenledikleri Pazartesi Forumları’nın üçüncüsü, 12 Ocak Pazartesi günü saat 17.00’da İstanbul Barosu Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

Feyzioğlu: “Cmk, Savunma Hakkını Kısıtlıyor”

İstanbul Barosu, Türk Ceza Hukuku Derneği ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ortaklaşa düzenledikleri Pazartesi Forumları’nın üçüncüsü, 12 Ocak Pazartesi günü saat 17.00’da İstanbul Barosu Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

Emekli İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Atilla Hekimoğlu’nun yönettiği forumda Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin FeyzioğluSavunma Hakkı ve Gizli Tanık” konusunu ele aldı.

Forumun açılış konuşmasını yapan Türk Ceza Hukuku Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Köksal Bayraktar, forum başkanı ve konuşmacısı hakkında tanıtıcı bilgiler verdi.

Gizli Tanık” kavramının CMK’ya 58. maddeyle girdiğini, yasanın üç yıldır yürürlükte olmasına rağmen uygulamada böyle bir şeyle karşılaşılmadığını belirten Emekli İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Atilla Hekimoğlu, Terörle Mücadele Kanununda da benzer düzenlemeler bulunduğunu ancak 58. madde kapsamının çok farklı olduğunu söyledi.

Maddi gerçeği ortaya çıkarma sırasında hukuka uygun deliller elde etmek gerektiğini vurgulayan Hekimoğlu, gizli tanık uygulamasının buna ne yönde katkı vereceğinin ve savunma hakkını ne ölçüde örseleyeceğinin bilinmediğini bildirdi.

Ergenekon Davasındaki kadar kuşku uyandıracak bir biçimde soruşturma yapılmasının görülmediğini kaydeden Hekimoğlu, bu davada çetelerle mücadele eden kamu görevlilerinin çetecilerle aynı kefeye konulmasının hayret uyandırdığını, bu konuda TBB ve İstanbul Barosu’nun çıkışlarını takdirle karşıladığını anlattı.  

Konuşmasında CMK 47 ve 58. maddeleri yorumlayan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Feyzioğlu da, CMK’nın ilgili maddelerinin duruşma aleniyetine ve savunma hakkına sınırlamalar getirdiğini bildirdi.

CMK 47. maddenin “Devlet Sırrı”nı düzenlediğini, bu maddenin maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla konulduğunu, ancak uygulamada savunma hakkını kısıtladığını belirten Feyzioğlu, “Savunma hakkı olmazsa ceza muhakemesi amacına ulaşamaz, bu kutsallıktan öte bir durumdur. Devlet sırrını açıklama yöntemi sanığın aleyhine ve onu mahkûm etmeye yönelikse bunu kabul etmek mümkün değildir. Bu ürkütücü düzenlemedir ve hiçbir çağdaş ülkenin hukuk sisteminde yoktur, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine de yüzde yüz aykırıdır” dedi.  

CMK 48. maddenin “Gizli Tanık”la ilgili düzenlemeyi hukukumuza soktuğunu hatırlatan Feyzioğlu, tanığa sorulacak sorular ve tanığın korunmasına ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı:

    Tanığa, ilk önce adı, soyadı, yaşı, işi ve yerleşim yeri, işyerinin veya geçici olarak oturduğu yerin adresi, varsa telefon numaraları sorulur. Gerekirse tanıklığına ne dereceye kadar güvenilebileceği hakkında hâkimi aydınlatacak durumlara, özellikle şüpheli, sanık veya mağdur ile ilişkilerine dair sorular yöneltilir. Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa; kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınır. Kimliği saklı tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve vesile ile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı tutulması için, tanığa ait kişisel bilgiler, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından muhafaza edilir. Hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi, tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu tehlike başka türlü önlenemeyecekse ya da maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından tehlike oluşturacaksa; hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığı dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma yapılır. Soru sorma hakkı saklıdır. Tanıklık görevinin yapılmasından sonra, kişinin kimliğinin saklı tutulması veya güvenliğinin sağlanması hususunda alınacak önlemler, ilgili kanunda düzenlenir. İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri, ancak bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.

Gizli Tanık dinlemeleriyle ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarından örnekler de sunan Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, önemli olanın adil yargılanma hakkına dayalı bir sistemin getirilmesi olduğunu, ancak CMK ile getirilen sistemin ceza muhakemesinin çağdaş anlamına aykırı ve savunuma hakkını da kısıtlayıcı olduğunu sözlerine ekledi.

Galeri

Kategori:Haberler
Feyzioğlu: “Cmk, Savunma Hakkını Kısıtlıyor” | İstanbul Barosu