İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Ermeni İddiaları Ve Tarihi Gerçekler Paneli

İstanbul Barosunca düzenlenen “Ermeni İddiaları ve Tarihi Gerçekler” başlıklı panel 3 Ocak 2009 Cumartesi günü saat 14.00–19.00 arasında Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı. Geniş bir katılımla gerçekleşen paneli İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hüseyin Özbek yönetti.

Ermeni İddiaları Ve 
Tarihi Gerçekler Paneli

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İstanbul Barosunca düzenlenen “Ermeni İddiaları ve Tarihi Gerçekler” başlıklı panel 3 Ocak 2009 Cumartesi günü saat 14.00–19.00 arasında Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı. Geniş bir katılımla gerçekleşen paneli İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi

Av. Hüseyin Özbek yönetti.

 

Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, 1915 yılında tehcir sırasında yaşanan olayların soykırım olarak kabul edilemeyeceğini, bu konuda devlet politikası olması gerektiğini, oysa Osmanlı Devletinin böyle bir politikasının bulunmadığını bildirdi.

 

1915 olayları ile ilgili olarak İngiliz işgali sırasında 144 kişinin soykırım iddiasıyla Malta’ya sürüldüğünü, ancak soykırım yaptıklarına ilişkin delil bulunamadığı için beraat edip bırakıldıklarını hatırlatan Aydın, bir takım odakların bu tarihi gerçekleri görmek istemediklerini, asıl niyetlerinin ise toprak ve tazminat taleplerine zemin hazırlamak olduğunu söyledi.

 

Ermeni terör örgütü ASALA’nın uluslararası düzeyde görev yapan 41 Türk temsilcisini katletmesine, Bosna-Hersek’te Sırp terörünün binlerce müslümanı öldürmesine dünyanın seyirci kaldığını kaydeden Muammer Aydın, demokrasi şampiyonluğu iddiasındaki ülkelerin parlamentoları da Ermeni Diasporasının etkisinde kalarak 1915 olaylarını soykırım olarak kabul ettiklerini ve bunun inkârını suç sayarak hukuka ve ahlaka sığmayan davranışlarda bulunduklarını belirtti.

 

Ermenilerin yaklaşık 800 yıl Osmanlı Devletinde barış içinde yaşadıklarını, iş hayatında ve devlet hayatında söz sahibi olduklarını ifade eden İstanbul Barosu Başkanı, tehcirin savaşan bir orduya zarar vermeye çalışan çetecilere karşı uygulandığını, çıkar amaçlı bazı çapulcuların saldırılarını önlemek amacıyla da Ermeni vatandaşların daha güvenli bir bölgeye götürüldüğünü, tehcir uygulaması dışında kalan Ermenilere ise hiçbir zarar verilmediğini bildirdi.

 

Kamuoyunda geniş yankı bulan “özür kampanyası”na da değinen Aydın, “özür kampanyası anlamsızdır. Kim kimden,ne adına, kim için ve niçin özür diliyor. Bu konuda kafa karıştırmaya çalışmak kimsenin haddi ve hakkı değildir” dedi.

 

Paneli yöneten Av. Hüseyin Özbek, panelistleri teker teker tanıttı ve ilk sözü Milletvekili, Emekli Büyükelçi Onur Öymen’e verdi.

 

Türkiye’nin gündeminde daha önemli konular varken 1915’de yaşanan olayların tartışıldığını, oysa Ermenistan’ın Yukarı Karabağı işgal ettiğini, işgalde 20 bin Azerinin öldüğünü ve 1 milyon Azerinin de göç etmek zorunda bırakıldığını hatırlatan Öymen, Ermenistan’ın bu konuda bir adım dahi geri atmadığını ve asla ödün vermediğini söyledi.

 

41 dış temsilcimizi katleden ASALA militanlarının Erivan’da elini kolunu sallayarak dolaştığını, hiç birinin yargılanmadığını ve kendilerine kahramanlık payesinin verildiğini belirten Onur Öymen, “Bütün dünyanın gözleri önünde gelişen bu olaylarda biz kendimizi iyi anlatıyoruz, ama karşımızdaki bunları duymak istemiyor” dedi.  

 

1915 olaylarının 1894’de Ermeni Taşnak Örgütü’nün şiddet eylemlerine başlamasının bir sonucu olduğunu belirten Öymen, Ermeni iddialarının savunuculuğunu yapan Diaspora’nın dünya ile yakın ilişkiler kurduğunu, İngilizlerin “Mavi Kitap’ı gibi Türkiye’yi suçlayan pek çok propaganda malzemesi yayınlattığını, Parlamentoları etkilediğini söyledi.

 

Onur Öymen, bütün bu iddialara karşın Türkiye’den bir adım atmasının, milli maçta olduğu gibi jest yapmasının beklendiğini, oysa bu tür davranışların karşı tarafa “zaaf” izlenimi vermekten başka bir işe yaramadığını söyledi.

 

Gazeteci – Yazar Gürbüz Evren, bir siyaset bilimci olarak Ermeni İddialarının tamamen siyasallaştığını söyleyebileceğini, çünkü “Soykırımı İddiaları”nın Avrupa ülkelerinde ders kitaplarına konulduğunu ve öğrencileri bu bilinçle yetiştirdiklerini bildirdi.

 

Özür Kampanyası”nı başlatanların Türkiye’de her olumsuz taşın altından çıktığını hatırlatan Evren, bu kampanyanın Ermenileri ötekileştirdiğini, bunun psikolojik savaşın bir parçası olduğunu ve Türkiye’yi çok tehlikeli bir yola sokabileceğini söyledi.

 

Ermeni Diasporası’nın tüm dünyada soykırımı kabul ettirmek için çalıştığını, olayların 100. yılı olan 2015’de büyük bir kampanya planlamalarının beklendiğini anımsatan Gürbüz Evren, bu çerçevede Türkiye’nin karşılaşabileceği politikaları şöyle sıraladı:

 

·        Türkiye’de soykırım savunucuları yaratmak ve onları desteklemek,

·        Banka ve sigorta şirketleri aleyhine hayat sigortası davaları açarak Türkiye’yi zor durumda bırakmak,

·        Soykırımı ve inkâr yasasını kabul eden parlamento sayısını artırmak, Bu konuda ABD’nin yeni yönetimine baskı yapmak,

·        Türkiye’nin soykırım yaptığına ilişkin konuları ders kitaplarında yaygınlaştırmak,

·        Atatürk’ün Ermenilere ilişkin söylediği sözleri çarpıtmak,

·        Nüfus bilgilerinin kitaplarda yer almasını sağlamak ve Anadolu’nun genleriyle oynamaya yönelik çabalarda bulunmak.

 

Emekli Büyükelçi Ömer Engin Lütem, “Ermenilerden Özür Dileme Kampanyası”na 2008’in son günü itibariyle 26 bin, karşı kampanyaya ise 600 bin imza atıldığını, arada ciddi bir fark bulunduğunu bildirdi.

 

Soykırım olayının 2. Dünya Savaşı’nda Yahudi katliamıyla ortaya çıktığını, 1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen sözleşmenin 2. maddesiyle hukuki bir temele oturtulduğunu ve bugüne kadar sözleşmeyi 200’e yakın devletin imzaladığını belirten Lütem, sözleşmeye göre soykırımın etnik, dinsel, ulusal ve ırksal nedenlerle yapılması gerektiğini kaydetti.

 

Soykırımın bir katliam olduğunu, ancak boyutla değil nedenle ilgili bulunduğunu, bazen soykırım nedeniyle iki kişiyi öldürmek bile soykırım suçunu oluşturabileceğini anlatan Lütem, “Belirlenen nedenlere dayalı olarak aynı gruba mensup olanların öldürülmesi, fiziksel, ruhsal işkenceye tabi tutulması, doğumlarının önlenmesi ve çocuklarının bir başka gruba verilerek yaşam koşullarının değiştirilmesi soykırım suçu sayılır” dedi.

 

1948 Sözleşmesi çerçevesinde dünyada Yahudi katliamı, Bosna ve Raunda katliamlarının soykırım sayıldığını belirten Lütem, hukuki açıdan 1915 olaylarını değerlendirirken şunları söyledi:

 

“1915 olayları bir soykırım değildir. Çünkü onları yok edecek bir örgüt ve tesisler yoktur. Türklerin toplu mezarları ortaya çıkarılmıştır ve Ermenilere ait toplu mezar yoktur. 1915 olaylarını soykırım olarak kabul eden bir mahkeme kararı yoktur. Osmanlı döneminde gerçekleşen olaylardan Türkiye Cumhuriyeti manen dahi sorumlu değildir. Bazı ülkelerin aldıkları soykırım kararlarının ise yaptırımı yoktur”.

 

Av. Gülseren Aytaş, ortak tarih komisyonu kurulmasına ilke olarak karşı çıktığını, komisyon kararının hukuki sonuç doğurabileceğini, bunu kabul etmemenin mümkün olamayacağını savundu.

 

Türkiye, Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan arasında imzalanan Kars Antlaşması’nın Ermeni sorununu çözdüğünü belirten Aytaş, Türkiye’nin hiçbir komşusuyla sınır sorununun olmadığını, Türkiye’nin kimsenin toprağında ve kaynağında gözünün bulunmadığını bildirdi.    

 

 Av. Kegam Karabetyan ise konuşmasında aydınların özür dileme kam­panyasını eleştirerek "Ben Ermeni olduğu­mu anlamadan büyüdüm. Bu yaşıma gel­dim hatırlattılar. Bizim her zamandan daha çok bir­lik ve beraberliğe ihtiyacımız var" dedi.

 

Asıl amacın Türkiye'nin zayıf düşürülmesi ve Türkiye'deki Ermenileri basamak olarak kullanıp hedef yapmak olduğunu anlatan Karabetyan, şunları söyledi: "Bu şartlar al­tında sözde soykırım olduğu görüşünde de­ğilim. Bu çapulcuların ve katliam yapan bu insanların yüzünden maalesef biz basamak olarak kullanılmışız. Merdiven ve maşa olarak kullanılmışız. Bu dış güçler imparatorlu­ğu parçaladılar. Şimdi diyorsunuz ki, 'Türkiye tazminat ödesin.' Bu tazminatı Türkiye'ye onlar öde­yecek."

 

Panelistlerin konuşmalarından sonra soru - cevap bölümüne geçildi. Panelin sonunda oturumu yönetim İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hüseyin Özbek tarafından konuşmacılara birer plaket sunuldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Galeri

Kategori:Haberler
Ermeni İddiaları Ve Tarihi Gerçekler Paneli | İstanbul Barosu