Endüstriyel Gıdalarla Sağlıklı Beslenme Şansı Yok
İstanbul Barosu Tüketici Hakları ve Rekabet Hukuku Merkezi

İstanbul Barosu Tüketici Hakları ve Rekabet Hukuku Merkezi ve Tüketiciyi Koruma Derneği’nin (TÜKODER) ortaklaşa düzenledikleri ‘Gıda Güvenliği’ konulu panel, 15 Mart 2011 Salı günü saat 13.00 – 17.00 arasında Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.
Panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek, tüketim kültürü ile tüketim şartlanmasının bir çelişki oluşturduğu günümüzde, insanları neleri tüketeceklerine karar verenlerin bulunduğunu söyledi.
TÜKODER Genel Başkanı ve İstanbul Barosu Tüketici Hakları ve Rekabet Hukuku Merkezi Üyesi Av. Şükran Eroğlu’nun yönettiği ilk oturumda konuşan Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Ahmet Atalık, tarım ve gıdanın tarihsel gelişimini anlattı.
1940-1970 yılları arasında Birinci Yeşil Devriminin gerçekleştiğini, üretimin iki kat arttığını belirten Atalık, gıda üretiminin belli şirketlerin egemenliği altına girmesinden sonra bir milyara yakın insanın açlık sınırına geldiğini ve her yıl 25 milyon insanın da açlıktan öldüğünü bildirdi.
Yanlış sulama ve yapay gübrenin toprağın yapısını bozduğunu, Türkiye için en büyük tehlike olan erozyon yüzünden tarım topraklarının giderek azaldığını hatırlatan Atalık, dünyada 24 milyar ton toprağın erozyona uğradığını, bunun 60 milyon hektarlık bir toprağa eşit olduğunu bunun sadece ¼’ünün ise Türkiye’ye ait olduğunu vurguladı.
İkinci Yeşil Devrimde ise insanlığın GDO ile tanıştığını, bu devrimin hala üzeri kapalı bir muamma olduğunu belirten Atalık, bu dönemde ülkemizde bir tarım politikasının bulunmadığını, tarıma verilen desteğin oldukça küçüldüğünü, tarımı severek yapan küçük çiftçinin tarihe karıştığını, bu konuda yapılan uyarıları da kimsenin dinlemediğini sözlerine ekledi.
Gıda Mühendisleri Odası Marmara Bölge Şubesi’nden Onur Akbulut da konuşmasında, gıdaların tarladan tüketiciye ulaşması aşamasında Türk Gıda Kodeksine göre denetimler yaptıklarını, gıda üretimlerinde yapılan hileleri bulmaya çalıştıklarını, sağlıklı gıda üretimi için yapılması gerekenler hakkında uyarılarda bulunduklarını bildirdi. Akbulut, bu alandaki yasaların ve uygulama yönetmeliklerinin yetersizliği yüzünden etkin denetimin yapılamadığını kaydetti.
İstanbul Barosu Tüketici Hakları ve Rekabet Hukuku Merkezi Başkanı Av. Reşat Erkul’un yönettiği ikinci oturumda konuşan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Demirkol da, gıda güvenliği kavramının anlamı üzerinde durdu.
Tohum bankacılığına karşı çıkan ve tohumun en iyi tarlada korunacağını belirten Demirkol, dünyada herkese yetecek kadar gıda üretilmesine rağmen, uluslar arası şirketlerin politikası yüzünden bir milyar insanın açlıkla boğuştuğunu, fakir ülkelerden zengin ülkelere göçü zorunlu hale getirdiğini, AB üyesi ülkelerin bu göçü önlemek için örgüt kurduğunu bildirdi.
Gıda güvenliğini, ‘insanın, insanlık onuruna yakışır şekilde beslenmesi’ olarak tanımlayan Demirkol, gelişmiş ülkelerin açlık sorununu içselleştirmedikleri takdirde açlığı, dünyadan silip atmanın mümkün olmadığını kaydetti.
Güvenliği olmayan gıdalarla sağlıksız beslenmenin sonucu ortaya çıkan hastalıkları tedavi için Türkiye’de 20 milyar dolar harcandığını anımsatan Prof. Dr. Demirkol, dünyada bazı bilim adamlarının kapitalizme hizmet ettiklerini, bu nedenle de bilimin iflas etme noktasına geldiğini sözlerine ekledi.
Kanser Hastaları ve Hasta Yakınları Dayanışma Derneği Başkanı Dr. Yavuz Dizdar ise, uluslar arası şirketlerin siyasal erke baskıları ve bilim adamlarının da katkılarıyla GOD’ları araştırmanın sona erdiğini söyledi.
Gıda güvenliği açısından suyun ve sütün kaynaktan kullanılması gerektiğini belirten Dizdar, üretim tekniği yüzünden basınç uygulayarak sütün 140 dereceye kadar kaynatılmasıyla ekşimeyen süt ve yoğurt yapıldığını, hatta yoğurda sahte kaymak eklendiğini bildirdi.
Yediklerimizin çoğunun karışık olduğunu, bunlar bilindiği halde daha önce sağlık bakanlığınca kullanılan gıda denetimleri yetkisinin Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına devredilmesiyle denetimlerin de yapılmadığına dikkat çeken Dr. Dizdar, “Sütü, yoğurdu kaybettik. Meyvelerin ise ne hale geldiğini bilmiyoruz. Endüstriyel ülkelerde şeker, yüksek tansiyon, kanser gibi hastalıklar artıyor. Tedavi için büyük paralar harcanıyor. Bizim gibi ülkelerde Tüketicilerin kendilerini savunabilir bir durumları yok. Bu koşullarda sağlıklı beslenme şansı ise hiç yok” dedi.
Soru-cevap bölümünden sonra panel sona erdi. Oturum sonlarında İstanbul Barosu Tüketici Hakları ve Rekabet Hukuku Merkezi Başkanı Av. Reşat Erkul ve Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Başkanı Av. Şükran Eroğlu tarafından birer Teşekkür Belgesi verildi.


