1 Eylül bütün dünyada “Barış Günü” olarak kutlanıyor.
“Barış” insanın en temel hakkı olan “yaşama hakkı”nın güvencesidir. Bu hak zaman zaman nedenlerle çıkarılan savaşlarla tehdit edilmektedir.
Egemen güçlerin barış ve demokrasi adına yaptıkları işgaller, binlerce masum insanın canına ve malına verilen zarar, insanlık onurunu ayaklar altına alan hak ihlalleri ve acımasızca işlenen insanlık suçları Irak’ta, Afganistan’da hala sürüyor. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Kafkaslarda ve Karadeniz’de olup bitenler ve “soğuk savaş” söylemleri bölge insanları üzerindeki tedirginliği daha da artırıyor. Böyle günlerde barış daha bir “anlam” kazanıyor.
Savaş, hak ve hukuku hiçe saymaktadır. Savaş ve hukuk çelişmektedir. Savaş, en temel insan hakkı olan “yaşama hakkı”nı ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle tüm insanlığın ortak bir paydada hiçbir ayrım gözetmeksizin barış için savaşa karşı koyma hakkını kullanması, bu yönde örgütlenmesi ve bunu başarması gerekir. Bunun için insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir hukuk devletinde insanların hak ve özgürlüklerine sahip çıkabilmeleri için bilinçlenmeleri gerekmektedir.
İnanıyoruz ki, halkın bilinçli gücü, barışı korumaya yetecektir.