İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Diyarbakırda Gerçekleşen Gösteriler Hakkında Çocuk Merkezli İnceleme Ve Tespitlere İlişkin Rapor

28.3.2006 tarihlerinde Diyarbakır’da gerçekleşen gösteriler sırasında ve sonrasında çocukların maruz kaldıkları risklerle ilgili incelemede bulunmak üzere 19.4.2006 tarihinde İstanbul Barosu, Şanlıurfa Barosu ve Diyarbakır Barosundan bir grup temsilci ilde bulunan ilgili kurumlarla görüşme yaparak, konu ile ilgili incelemelerde bulunmuştur.

Diyarbakırda Gerçekleşen Gösteriler Hakkında Çocuk Merkezli İnceleme Ve Tespitlere İlişkin Rapor

28.3.2006 tarihlerinde Diyarbakır’da gerçekleşen gösteriler sırasında ve sonrasında çocukların maruz kaldıkları risklerle ilgili incelemede bulunmak üzere 19.4.2006 tarihinde İstanbul Barosu, Şanlıurfa Barosu ve Diyarbakır Barosundan bir grup temsilci ilde bulunan ilgili kurumlarla görüşme yaparak, konu ile ilgili incelemelerde bulunmuştur.

Emniyet Genel Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü, Diyarbakır Valiliği, Diyarbakır C. Savcılığı, İnsan Hakları Vakfı ve tutuklu olan ve tutukluluk sonrasında tahliye olan bir grup çocukla görüşme yapılmıştır.

Bu görüşmelerin amacı; Diyarbakır’daki gösteriler sırasında çocukların karşı karşıya kaldıkları tehlikeler, bunlara bağlı yaşanan hak ihlalleri ve bunların tekrarlanmasını önlemek üzere alınan tedbirler hakkında fikir edinmektir. 

Bu amaçla görüşmelerde özellikle şu noktalar üzerinde durulmuştur:

• Gösterilerde çocuklar nasıl yer aldı?
• Gösterilere müdahale sırasında çocuklar açısından ne tür riskler söz konusu oldu?
• Bu riskleri bertaraf etmek üzere ne tür tedbirler alındı?
• Bundan sonrasında çocukların benzer gösterilerde bu tür risklerle karşı karşıya kalmalarını önlemek üzere nasıl bir strateji geliştirilebilir? Olaylar sonrasında böyle bir strateji geliştirmek üzere özel bir çalışma başlatılmı? Başlatılabilir mi?

Yapılan görüşmelerde gösterinin başladığı andan itibaren 19.3.2006 tarihine kadar 208 çocuğun yakalandığı, bunlarda 5 tanesinin 12 yaşının altında olduğu ve yakalandıktan sonra ailesine teslim edildiği, 202 tanesinin savcılığa sevk edildiği, savcılığa sevk edilenlerden 108 tanesinin serbest bırakıldı, 94 tanesinin ise tutuklandığı bildirilmiştir. Tutuklanan 94 çocuktan 16 tanesi 12 – 15 yaş grubunda, 78 tanesi ise 15 yaşının üzerinde olduğu bildiirlmiştir. Tutuklanan 94 çocuğun 34 tanesi 19.3.2006 tarihine kadar serbest bırakıldığından, görüşmelerin yapıldığı tarihte toplan 60 tutuklu çocuk bulunmaktaydı. Ancak yapılan görüşmelerde halen yakalamaların ve tutuklamaya sevklerin devam ettiği bildirilmiş, görüşmelerin yapıldığı gün de bir tutuklama kararı daha verilerek, çocuğun sevk edildiği öğrenilmiştir.

Gösteride çocukların bulunması

Gösterinin cenaze töreni sonrasında mezarlıktan ayrılan bir grubun toplanarak mezarlığın arkasından olayların gerçekleştiği yere doğru toplanarak gitmeleriyle başladığı, bu sırada grubun içinde de çocukların bulunduğu, çocukların giderek grubun önünde toplandığı  dile getirilmiştir.

Çocukların gösteride bulunma nedenleri konusunda dile getirilenleri şu üç başlıkta toparlamak mümkündür:

• Diyarbakır’da sokakta zaman geçiren çocuk sayısı çok yüksek olduğu için sokak gösterilerinde yer alan çocuk sayısı da artmaktadır.
• Diyarbakır da çocukların da yetişkinlerin de kendilerini ifade etmelerine yönelik çok fazla olanak bulunmamaktadır ve lastik yakma gibi eylemler bir ifade biçimi olarak görülmektedir. Bu nedenle yegane ifade aracı olarak bu gösteriler ergenler için cazip hale gelmektedir.
• Yetişkinler tarafından çocuklar, gösterilere ve o gösteriler sırasında bazı eylemleri yapmaya teşvik edilerek istismar edilmektedirler.

Kolluk gösteriler sırasında çocuk ve kadınların ayrılması konusunda megafon ile anons yaptığını dile getirmiştir, ancak çocuklar böyle bir anons duymadıklarını bildirmektedirler.

Yakalama işlemi

Gösterilere müdahale edilirken, 9 çocuk ve gencin yaşamını kaybetmesi ve gözaltına alınmış bulunan çocukların önemli bir çoğunluğunda kötü muamele ve işkence izlerine rastlanmış olması nedeniyle, olaylara müdahale anında yaşananlar önem ifade etmektedir.

Gösteriler sırasında, göstericiler arasıdan taş ve molotof kokteylerinin atılmaya başlanması ile kolluğun gruba müdahale etmeye başladığı, bu müdahale sırasında çocuk ayrımı gözetilmediği ve kolluğun ilk müdahalesi grubun ön saflarından başlaması ve burada da çocukların bulunması nedeniyle çocukların çok fazla şiddete maruz kaldığı anlaşılmaktadır.

Gözaltına alma işleminin gösterilere müdahale eden genel kolluk görevlilerince başlatıldığı, yakalanan çocukların ilk önce Çarşı ve Bağlar Karakollarına götürüldüğü, oradan terörle mücadele şube müdürülüğünün gezici ekiplerince alınarak, gözaltı işlemleri için karakol haline getirilen Spor Salonuna götürüldükleri, spor salonunda çocuklar için ayrı bir bölüm oluşturulduğu bildirilmiştir. Daha sonra da, spor akademisinden alınan çocukların çocuk şubeye getirildiği ileri sürülmektedir. Ancak çocuklarla yapılan görüşmede bazı çocukların karakoldan doğrudan şubeye getirildikleri, bazılarının ise çocuk şubeye getirilmeden adliyeye sevk edildikleri öğrenilmiştir.

Çocuklar karakolda 12 saat ile 4 gün arasında farklı sürelerde gözaltında kaldıklarını bildirmektedirler.

Kötü muamele iddiasına ilişkin olarak doktor muayenelerinin spor salonuna getirilen doktor tarafından yapıldığı bildirilmektedir.

Çocuklar, gözaltında alınma anında ve hemen sonrasında tutuldukları karakolda işkence ve kötü muamele gördüklerini ayrıca tüm süreçte hakaret ve küçük düşürücü muameleye maruz kaldıklarını iddia etmektedirler. İddialar arasında soğuk su ile ıslatma, yere eğidirilerek tutma ve vurma, kaba dayak, hakaret, cinsel taciz bulunmaktadır.

Rutin uygulamalarda çocukların genel kolluk tarafından yakalanmasından sonra yaklaşık yarım saat içerisinde çocuk polisine durumun bildirildiği, çocuk polisinin de 15 dakika içerisinde çocuğu bulunduğu yerden alıp getirdiği bildirilmiştir. Ancak bu olaylar sırasında Çocuk Şube Müdürlüğü’nün hem polis memuru sayısı hem de nezarethane kapasitesinin gözaltına alınan çocukların tamamını kabule elverişli olmadığı için çocukların genel kollukta tutulduğu ifade edilmiştir. Olayların devam ettiği sırada polis araçlarına molotof veya taş atıldığı için sevk yapılmasında zorluk yaşanması da, çocukların çocuk polisine sevk edilmesinin engellerinden biri olarak gösterilmektedir. 

Çocukların korunmasına yönelik bir müdahalenin olup olmadığı ve yakalanan çocukların korunma gereksinimi olup olmadığı konusunda bir inceleme yapılıp yapılmadığı tespit edilmeye çalışılmış ve gözlatına alınan ve tutuklanan çocuklar ile işkence kötü muamele gördüğünü iddia eden çocuklarla ilgili koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanması amacıyla bir incelemenin hiç bir aşamada başlatılmadığı anlaşılmıştır.

Çocuk Koruma Kanunun, yakalanan her çocuk hakkında SHÇEK’na bildirimde bulunulmasına ilişkin hükmün 19.4.2006 tarihine kadar uygulanmadığı öğrenilmiştir. 

Yakalamalar sırasında çocukların ailelerine haber verilmediği, ancak çocuk şubeye gelen çocuklar için çocuk şubeye gelmelerinden sonra ailelerine haber verildiği öğrenilmiştir. Ancak bazı aileler kendilerine haber verildikten sonra görüştürme yapılmadığını dile getirmişlerdir. 

Tüm çocuklar için en erken avukat talebi yakalamalardan 12 saat sonra gerçekleştirildiği bildirilmiştir.

Bir çocuğun babası tarafından 4 gün süre ile aranmasından sonra morgta bulunduğu ve bir çocuğun halen kayıp olduğu ve kayıt dışı gözaltıların bulunduğu iddia edilmektedir.
 

Tutuklama

Olayların başladığı 29 Mart günü 36 çocuğun yakalandığı bildirilmiştir. İlk gün tutuklamaya sevk edildiği ve ilk gün tutuklamaya sevk edilenlerin hepsi hakkında tutuklama kararı verildiği, bu tutuklamalarda tutuklama sebeplerinin var olup olmadığının araştırılmadığı bildirilmiştir.

İlk gün tutuklamaya sevk edilen çocuklardan 15 yaşından küçük olanların ceza sorumluluğunun tespitine yönelik incelemenin aynı gün içinde bir adli tıp uzmanı tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Adli tıp uzmanının, aynı zamanda gözaltına alınan kimselerin kötü muamele – işkence iddiaları hakkında inceleme yapmak ve otopsileri gerçekleştirmekle de görevli olduğu bilinmektedir.

İlk günü takip eden günlerde de tutuklamaya sevklerin yoğun biçimde sürdüğü ancak tutuklama oranının düştüğü bildirilmiştir. İkinci günden sonra tutuklama sebeplerinin var olup olmadığı, ilk güne nazaran daha fazla incelenmeye başlandığı anlaşılmaktadır.

Yapılan görüşmelerde, 29 Mart günü ve sonrasında tutuklanan çocukların olaylar sırasında orada bulunup bulunmadıklarının, yapılan video kayıtlarının analizi ile saptanmaya çalışıldığı ve görüntülerin mahkemeye gönderildiği öğrenilmiştir.

Görüntü analizlerinin ise Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapıldığı daha sonra da çocuk şube müdürlüğünün aynı görüntüleri izleyerek çocuklarla ilgili tespitleri incelediği bildirilmektedir.

Gösterilen sırasında hayatına kaybeden çocuklar
Gösterile sırasında 2 çocuğun gaz fişeği (gösterici grubu dağıtmak üzere kullanılan), 2 çocuğun ateşli silah, diğerlerinin ise travma nedeniyle hayatını kaybettiği bildirilmektedir.

Göstericileri dağıtmak üzere 3 tip gaz silahı kullanıldığı, havaya atılan türünün kollukta yeterince bulunmaması sebebiyle grubun içine doğru ateş edilmesini gerektiren diğer 2 türünün yaygın olarak kullanıldığı ve bunların da atış biçimi nedeniyle tehlike oluşturduğu dile getirilmiştir. Ölen çocuklarda bulunan gaz fişeklerinin atışlarının kafa üstü veya ayak hizasından gruba doğru gönderilmesi gerektiği bildirilmiştir.

Genel İzlenimler

Gösterilerde çok sayıda çocuk olması ve gösteriler sırasında hayatını kaybedenlerin çoğunluğunun çocuk olması, çok sayıda çocuğun işkence ve kötü muamele gördüğü iddiasının bulunması çocuklar için ciddi bir tehlikeyi göstermektedir. Aynı zamanda çocukların gösterilerde bulunmasının sebebi olarak dile getirilen ve raporun giriş bölümünde yer alan sebepler de çocukların genel olarak risk altında olduklarını ve bu sebeplerle olayların içinde yer alıp, bu tehlikelere maruz kaldıklarını göstermekle birlikte, yapılan görüşmelerde benzer olaylarda çocukların korunması bakımından yapılması gerekenleri tespite yönelik bir gündemin bulunmadığı gözlenmiştir.

Meydana gelen olaylarda yer alan çocuklara müdahalenin de koruyucu bir mantıktan çok cezalandırıcı bir yaklaşımla yürütüldüğü görülmüştür.

Olaylarda çocukların yer alması ile ilgili olarak, yetişkinleri tarafından çocukların istismar edildiklerine dair iddiaların soruşturma ve kovuşturma makamlarınca sıkça dile getirilmesine rağmen bu konuda başlatılmış bir soruşturma bilgisi elde edilememiştir.

Tutuklu bulunan çocuklar arasında eğitimlerine devam edenlerin de bulunduğu bilinmektedir. Bu durum, çocukların tutuklu olmaları dışında eğitim haklarının da önlenmesi nedeniyle önemli bir tehlikeye işaret etmektedir.

Ancak, tüm kurumlarda çocukların bu tür risklerden korunmaları bakımından öncelikle onların sokak yaşamından uzaklaştırılmasına yönelik sosyal hizmet faaliyetlerine duyulan ihtiyaç dile getirilmektedir.

Gösterilere katılan çocuklarla ilgili genel olarak her kişi ve kurum fikir beyan ediyor olmakla birlikte çocukların gereksinimleri konusunda bir araştırmanın bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Olaylar sonrasında kolluğun yaşadığı zorlukların Emniyet Genel Müdür yardımcılarının katılımı ile tartışıldığı ve personel ve yeni gaz silahları ile kolluğun geliştirilmesinin planlandığı dile getirilmiştir. Ancak çocuk konusunun özel olarak dikkate alınmadığı bildirilmiştir. Kolluğun çocukların bulundukları olaylara, koruyucu ve önleyici müdahalede bulunabilmesi için strateji geliştirilebilmesi amacıyla özel bir gündem yaratılması gerekmektedir. Aynı zamanda çocuk kolluğu dışındaki personelle de çocuğa özgü muamele konusunda bir eğitim çalışması yapılması önerilmiştir.

Görüşmeler sırasında edinilen izlenimlerden en kaygı uyandırıcı olanı ise bazı yetkililerin, haklarında soruşturma başlatılan bütün çocukları daha şimdiden “suçlu” olarak görmeleridir. Bu durum çocukların masumiyet karinesinden ve lehe olan delillerin toplanması hakkından ve özgürlüğü kısıtlayıcı tedbir ve cezaların son çare olarak uygulanması prensibinden tam olarak yararlanabilecekleri konusunda ciddi kaygı duyulmasına neden olmaktadır.

İnceleme ziyaretleri sonrasında savcılığın çocuklar hakkındaki iddianamesi hakkında basından edinilen bilgilere göre; gösterilere katılan çocukların aşağıda yazılı suçlardan cezalandırılması talep edilmiş bulunmaktadır:

 Silahli Orgute Uye Olmak,
 Kamuya ait yer bina tesis ve diger esyaya zarar vermek,
 Kamu gorevlisinin gorev yapmasini engellemek,
 2911 sayili yasaya muhalefet etmek


DEĞERLENDİRMELER VE ÖNERİLER

3 gün içerisinde gerçekleşen gösterilerde 9 çocuğun hayatını kaybetmesi ve 200’den fazla çocuğun gözaltına alınması, 100’den fazla çocuğun tutuklanması, önemli bir kısmının işkence, kötü muamele ve aşağılayıcı ve onur kırıcı muamele görmüş olmaları ve şiddet içeren bir gösteride bulunan yetişkinlerin çocukların ortamdan uzaklaştırılıp, güvenliklerinin sağlanması konusunda etkili bir müdahalede bulunmamaları çocuklar açısından çok ciddi bir tehlikeye işaret etmektedir. Bu bilanço, .... tarihlerinde yaşanan olaylar sırasında çocukların başına gelenlerin büyük bir dikkatle ele alınmasını gerektirmektedir.

Yaşam Hakkı İhlali

Öncelikle, bu olaylar sırasında hayatını kaybeden çocukların durumlarını değerlendirmek gerekmektedir. Bu olaylarda 2 çocuk ateşli silah, 2 çocuk gaz fişeği, 1 çocuk saçma, 4 çocuk da darp sebebiyle hayatını kaybettiği bildirilmiştir.

Çocukların yaşam haklarının güvence altına alınamaması ve silahlı çatışma ortamında korumasız kalmaları en önemli sorun alanlarından birini oluşturmaktadır.

B.M. Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi (ÇHS), her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul eder ve Taraf Devletlerden çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı göstermesini ister.

Polis Vazife ve Salahiyeti Hakkında Kanunun 1. maddesi de, polise yardıma muhtaç çocukları koruma görevini vermektedir.

Gösteriler sırasında yapılan kolluk müdahalelerinde çocukların korunmasına yönelik bir müdahalenin olmaması ve çok sayıda çocuğun yaşamını yitirmesi çocukların can güvenliklerinin sağlanmasına yönelik yeterli tedbir alınmadığını göstermekte ve bu konunun adli ve idari merciler kadar kamuoyunun da dikkatle üzerinde durması gereken bir konu olduğuna işaret etmektedir.

Bu kapsamda olmak üzere gaz silahlarından çıkan fişekle ölümlerde atış yakınlığı, bu tür silahlarla müdahale yapılan gösterilerde yaşamını kaybeden insan sayısına ilişkin dünya istatistikleri gibi konuyu aydınlatcak çok yönlü bir araştırmaya gereksinim bulunmaktadır.


Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının İhlali

Yakalanan ve tutuklanan çocuklarla ilgili uygulamaların, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) 5. maddesi ile güvence altına alınan ve ÇHS’nin 37. maddesi ile çocuğa özgü prensipleri belirlenen kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı bakımından ele alınması gerekmektedir.

Çocukların özgürlüklerinin kısıtlanması en son çare olarak ve mümkün olan en kısa süre ile başvurulması gereken bir yöntemdir. Bunun için çocukların özgürlüklerine müdahale etmeyi gerektiren hallerin yasa ile sınırlandırılmış olması, alternatif yolların bulunması, yasa uygulayıcıların çocukların özgürlüğünü kısıtlamaktan kaçınmak konusunda özel bir duyarlılığa sahip olması gerekmektedir.

Yakalanan çocuk sayısındaki yükseklik, çocukların kendilerine özgü olmayan bir makam tarafından yakalanması ve gözaltında tutulması ve gözaltı sürecinde işkence, kötü muamele ve onur kırıcı muamele iddialarını gösterir raporların bulunması, uluslararsı prensiplere de ulusal mevzuata da uyulmadığını göstermektedir.

Öte yandan, Tutuklama kararlarının verildiği aşamada yakalam tutanağı dışında bir suç işlenmiş olduğuna dair hiç bir delil olmaksızın verilmiş olması, delillerin sonradan tamamlanmaya çalışılması, yakalamalar sonrasında ailelere ve SHÇEK’na haber verilmemesi, avukatla görüşmenin en erken 12 saat sonra gerçekleştirilmesine yönelik iddialar da ayrıca bu sürecin tamamının İHAS ve ÇHS standartları başta olmak üzere hukuka uygunluk incelemesine tabi tutulmasını gerektirmektedir.
 
Ayrıca Boumar – Belçika Kararında da incelendiği üzere, çocukların özgürlüklerinin kısıtlandığı durumlarda bulundukları kurumların eğitimlerinin izlenmesi amacına elverişli olması İHAS’nin 5. maddesinin gereklerindendir. Çocukların şu anda tutuklu bulundukları kurumun bu standartlara sahip olmaması, tutuklu bulunan çocukların önemli bir kısmının halen eğitimine devam eden çocuklar olması ve bu sürecin onların eğitim haklarını olumsuz yönde etkileyecek olması da eğitim hakkı bakımından ele alınması gereken bir başka hukuki tartışma alanını oluşturmaktadır.

Bu konuda özel olarak üzerinde durulması gereken bir başka konu da, ÇHS’nin 39. maddesi ile dile getirilen işkence, kötü muamele mağduru çocukların tedavisine ilişkin yükümlülüktür. Bu maddye göre Taraf Devletler, her türlü ihmal, sömürü ya da suistimal, işkence ya da her türlü zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulaması ya da silahlı çatışma mağduru olan bir çocuğun, bedensel ve ruhsal bakımdan sağlığına yeniden kavuşması ve yeniden toplumla bütünleşebilmesini temin için uygun olan tüm önlemleri almalıdırlar. Yapılan görüşmelerde işkence, kötü muamele ve onur kırıcı muamele mağduru olduğunu bildiren çocukların sağaltımı için herhangi bir program uygulanmadığı, buna yönelik hazırlanmış hizmetlerin bulunmadığı bildirildiğinden ÇHS’nin 39. maddesine aykırılık konusu üzerinde de durmak gerekmektedir.

İlk gün 36 çocuğun ve toplamda da 100 kişiden fazla çocuğun tutuklanmış olması ve bu tutuklamaların yasal gerekçelerin bulunmasına bakılmaksızın yapılmış olması, tutuklamalardan yaklaşık 3 hafta sonra tutuklamalar için delil ararştırılmasına çalışılmasının kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı kapsamında önemli bir ihlalin göstergesidir.

Korunma Hakkının İhlali  

ÇHS 15. maddesi her çocuğun barışçıl amaçlı toplanma özgürlüğüne sahip olduğunu bildirir. Aynı sözleşme, çocuğun her tür tehlike ve sömürüden korunma hakkına sahip olduğunu bildirmekte ve bu korumayı sağlamak bakımından asıl görevli olan ailenin sorumluluğunu yerine getirebilmesi için devlet tarafından desteklenmesini öngörür. Ailenin bu görevini yerine getiremediği durumlarda ise devletin gerekli korumayı sağlaması gerekmektedir.

Çocuklarla ilgili bu raporda saptanan durumların çocuğun ifade özgürlüğü, barışçıl amaçlı toplanma hakkı ve korunma hakkı kapsamında ele alınması gerekmektedir.

Toplantının şiddet içeren hale gelmesi durumunda, bu gösteride bulunan çocuklar için bir tehlike söz konusu olmaya başladığından kolluğun öncelikle bu ortamda bulunan çocukların güvenliklerini sağlamak üzere önleyici kolluk görevleri kapsamında müdahale ederek çocukların korunmasını sağlamaması, çocuğun yararına önceliği verici bir stratejinin bulunmaması çocuğun korunma hakkının ihlali kapsamında ele alınmasını gerektiren bir başka sorun alanını oluşturmaktadır.

SONUÇ VE ÖNERİLER
 
1. Öncelikle 28 – 29 Mart tarihlerindeki gösteriler sırasında ve sonrasında çocukların başlarına gelenlerin çocuğun yaşam hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, her türlü işkence, kötü muamale, onur kırıcı ve aşağılayıcı muameleden korunma hakkı, eğitim hakkı, korunma hakları bakımından meydana ihlaller açısından incelenmesi gerekmektedir.

2. Çocukların benzer durumlarda gösterilerin ortasında kalması ve zarar görmesini önleyici stratejilerin geliştirilmesi gerekmektedir. Böyle bir stratejini geliştirilmesi için merkezi düzeyde içişleri bakanlığı, adalet bakanlığı, sosyal hizmetlerden sorumlu bakanlığın biraraya gelmesi, il düzeyinde de kolluk, adli makamlar ve çocuğun korunmasından sorumlu idari makamların birlikte çalışması gerekmektedir.

Öte yandan böyle bir strateji herkesin sorumluluk almasını zorunlu kılar. Bu kapsamda olmak üzere;

• Gösterilerde çocuğun bulunduğu durumlarda, gösteri şiddet içerir ve çocukları için tehlike oluşturur hale geldiğinde çocukların güvenliklerini sağlayacak ve şiddet mağduru olmalarını önlyecek bir müdahale yöntemi geliştirilmelidir.

• Bu tür olaylara müdahale eden kolluk görevlileri, çocuğun ve onun yararının korunması ve müdahalenin çocuğun korunmasına odaklı bir bakış açısı ile müdahalede bulunabilmelerini sağlayıcı becerilerini geliştirmek üzere eğitim verilmelidir. 

• Çocukların istismar edildiğini düşündürtecek yeterli delilin bulunduğu taktirde istismar edenin bulunup, cezalandırılmasını, çocuğun ise korunmasını sağlayacak bir soruşturma esası benimsenmelidir.

• Gösteride çocukların bulunduklaır durumlarda, şiddet kullanılması riski doğduğunda bu gösteride bulunan bütün yetişkinler çocukların bu ortamdan uzaklaştırılmasını sağlamakla yükümlüdür.

• Aileler de çocukların risk taşıyan gösterilerden korunması konusunda özen gösterme mükellefiyetleri vardır.

3. Özellikle kolluk ve adli makamlarda çocuğun korunmasına odaklı bir müdahale programının oluşturulması ve gündem oluşturulması gerekmektedir.

4. Bu olaylarda kötü muamele, işkence, aşağılayıcı muamele gören çocuklara tedavi hizmetleri sunulmalıdır.

5. Bu olaylarda zarar gören çocuklar arasında koruyucu ve destekleyici tedbirlere gereksinimi olanların tespit edilmesi ve bu tedbirlerden yararlanmalarını sağlayıcı hizmetlerin sunulması için SHÇEK ile adli mekanizmalar arasında bir işbirliği yapılması gerekmektedir.

6. Çocuklar çok ciddi cezalar almalarına neden olabilecek suçlarla suçlanmaktadırlar. Bu durum karşısında çocuklar hakkında yapılacak yargılama ve neticesinde alınacak tedbirler veya verilecek cezalar hem çocukların kendileri için hem de çocuk koruma sisteminin bir parçası olan adalet sistemine ilişkin bir emsal oluşturması bakımından önem ifade etmektedir. Bu önemi nedeniyle davaların izlenmesi önem ifade etmektedir. Aynı zamanda da ilgili kuruluşların adalet mekanizması ile işbirliği içinde çalışmasına gereksinim bulunmaktadır.

7. Hak ihlali niteliğindeki durumlar için etkili bir hukuki takip süreci başlatılmalıdır. Özellikle yaşam hakkı, işkence yasağı, eğitim hakkı, korunma hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ihlali niteliğindeki eylemlerle ilgili olarak etkili bir hukuki takip sürecinin bulunması ve elde edilecek içtihatlar, çocukların benzer risklerden korunması bakımından büyük önem ifade edecektir. Bu nedenle bu nitelikteki davaların çocuk haklarına duyarlı bir grup hukukçu tarafından izlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu konuda Baroların çocuk hakları merkez ve komisyonlarına büyük bir görev düşmektedir.

Kategori:Haberler