Devrim Yasamız Medeni Kanun’un 94. Yılı Basın Açıklaması

Medeni Kanun’un yürürlüğe girişinin 94. yılında, laik hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti için, yurttaşlar için ve özellikle kadınlar için önemine ve değerine bir kez daha dikkat çekmek ve son dönemlerde yaşanan sorunları kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.
Medeni Kanun kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku ve eşya hukuku kurallarıyla, yurttaşların doğumundan başlayarak ölümünden sonrasına kadar özel yaşam ilişkilerinin düzenlendiği temel kanundur.
Atatürk’ün önderliğinde ulusal egemenlik temelinde kurulan Cumhuriyetimizin ilk yıllarında yapılan hukuk devriminin ilk akla gelen yasasıdır, Medeni Kanun. 17 Şubat 1926’da kabul edilen ve 4 Ekim 1926’da yürürlüğe giren Medeni Kanunumuz laik hukukun simgesidir ve aynı zamanda ülkede hukuk birliğinin yaşama geçirilmesini sağlamıştır.
94 yıl önce Medeni Kanun’un yürürlüğe girişiyle kadınlar, evlenme, boşanma, mal varlığı, miras gibi özel yaşamlarına ilişkin haklar açısından eşit yurttaş konumuna gelmişler; EVLİLİK YAŞI kuralı getirilmiş; erkeğin birden çok kadınla evlenebilmesi yerine TEK EŞLİLİK ve evlilik birliğinin “RESMİ NİKAH” ile kurulması kabul edilmiştir. “Erkeğin BOŞ OL” demesiyle boşanma yerine HAKİM KARARIYLA BOŞANMA”, kız ve erkek çocuklara “EŞİT MİRAS PAYI” gibi kurallar kadın haklarının güvencesi olmuştur.
Ne yazık ki günümüzde, Medeni Kanunun yok sayılmasına yol açan söylemlere ve yasalarda yapılmak istenen ve yapılan değişikliklere tanık oluyoruz.
Örneğin;
– Nüfus Hizmetleri Kanununda 17 Ekim 2017’de yapılan eğişiklikle “müftülere resmi nikah yetkisi” verilmesiyle Medeni Kanunun ve laik hukuk kurallarının ve hukuk birliğinin gözardı edilmesine yol açılmıştır.
– Son dönemde Medeni Kanunun 175 ve 176. maddelerinde düzenlenen yoksulluk nafakası hükmünün “Erkeğin hayatının ipotek altına almaktan kurtarılması” gerekçesiyle kaldırılması gündeme taşınmıştır. Oysa yasaya göre erkek eşlerin nafaka alması önünde bir engel yoktur, her iki eş de nafaka talep edebilir. Uygulamada genellikle nafaka talep eden tarafın kadın olmasının nedeni, ülkemizde kadının eğitim durumu, ekonomik durumu ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği sorunlarından kaynaklanmaktadır.
Kadın sorunlarına çözüm üreten Kadın Bakanlığı 2011 yılında kaldırılmıştır, yeniden kurulmasına ihtiyaç vardır.
–Adalet Bakanlığınca gündeme getirilen ancak Arabuluculuk Kanununda arabuluculuğun İHTİYARİ olduğu belirtilmesine rağmen,“Aile Hukukunda ZORUNLU Arabuluculuk” uygulamaya konulmak istenmektedir. Bunun ailede ve toplumda ve özellikle kadınlar açısından yol açacağı sakıncalara ve mağduriyete dikkat çekmek isteriz.
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği olarak, laik Cumhuriyetimizin kurucu değerlerini savunan herkesi bir kez daha kadın erkek eşitliğini bir demokrasi meselesi olarak dikkate almaya, kadını BİREY olarak gören zihniyetin yerleştirilmesine destek olmaya ve MEDENİ KANUNUMUZA SAHİP ÇIKMAYA çağırıyoruz.
İSTANBUL KADIN KURULUŞLARI BİRLİĞİ
İSTANBUL BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ


