Devrim Yasamız Medeni Kanunumuza Sahip Çıkalım
İstanbul Kadın Hakları Merkezi ve İstanbul Kadın Kuruluşları Birliğince devrim yasamız Medeni Kanunun 93. Yılı nedeniyle düzenlenen basın toplantısında, Medeni Kanunumuza sahip çıkma çağrısı yapıldı.
15 Şubat 2019 Cuma günü saat 11.00’da İstanbul Barosunda yapılan basın toplantısında konuşan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Nazan Moroğlu, “Ne yazık ki günümüzde, Medeni Kanunun yok sayılmasına yol açan söylemlere ve yasalarda yapılmak istenen ve yapılan değişikliklere tanık oluyoruz” dedi.
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği çatısı altında yer alan Kadın Araştırmaları Derneği, Türkiye Soroptomist Kulüpleri Federasyonu, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği gibi kuruluş temsilcilerinin de yer aldığı basın toplantısında Nazan Moroğlu basın açıklamasını okudu.
Basın açıklaması şöyle:
Medeni Kanun’un kabulünün 93. yılında, laik hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti için, yurttaşlar için ve özellikle kadınlar için önemine ve değerine bir kez daha dikkat çekmek ve son dönemlerde yaşanası sorunları kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.
Medeni Kanun kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku ve eşya hukuku bölümlerinde yer alan kurallarla, doğumundan başlayarak ölümünden sonrasına kadar özel yaşam ilişkilerini düzenleyen temel kanundur.
Atatürk’ün önderliğinde ulusal egemenlik temelinde kurulan Cumhuriyetimizin ilk yıllarında yapılan hukuk devriminin ilk akla gelen yasasıdır Medeni Kanun.
17 Şubat 1926‘da kabul edilen Medeni Kanunumuz laik hukukun simgesidir ve aynı zamanda ülkede hukuk birliğinin yaşama geçirilmesini sağlamıştır.
93 yıl önce Medeni Kanun'un yürürlüğe girişiyle kadınlar, evlenme, boşanma, mal varlığı, miras gibi özel yaşamlarına ilişkin haklar açısından erkeklerle eşit yurttaş konumuna gelmişler; EVLİLİK YAŞI kuralı getirilmiş; erkeğin birden çok kadınla evlenebilmesi yerine TEK EŞLİLİK ve evlilik birliğinin “'RESMİ NİKÂH" ile kurulması kabul edilmiştir. Erkeğin “BOŞ OL” demesiyle boşanma yerine HÂKİM KARARIYLA BOŞANMA", kız ve erkek çocuklara "EŞİT MİRAS PAYI" gibi kurallar kadın haklarının güvencesi olmuştur.
Ne yazık ki günümüzde, Medeni Kanunun yok sayılmasına yol açan söylemlere ve yasalarda yapılmak istenen ve yapılan değişikliklere tanık oluyoruz. Örneğin;
- -Nüfus Hizmetleri Kanununda 17 Ekim 20!7’de yapılan değişiklikle “müftülere resmi nikâh yetkisi” verilmesiyle Medeni Kanunun ve laik hukuk kurallarının göz ardı edilmesine yol açılmıştır.
- -Son dönemde Medeni Kanunun 175 ve 176.maddelerinde düzenlenen yoksulluk nafakası hükmünün "Erkeğin hayatının ipotek altına almaktan kurtarılması' gerekçesiyle kaldırılması gündeme taşınmıştır. Oysa yasaya göre erkek eşlerin nafaka alması önünde bir engel yoktur, her iki eş de nafaka talep edebilir. Uygulamada genellikle nafaka alan tarafın kadın olmasının nedeni, ülkemizde kadının eğitim durumu, ekonomik durumu ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği gibi sorunlardan kaynaklanmaktadır. Kadın sorunlarına çözüm üretecek Kadın Bakanlığı kaldırılmıştır, yeniden kurulmasına ihtiyaç vardır.
- -Adalet Bakanlığınca gündeme getirilen ancak Arabuluculuk Kanununda arabuluculuğun İHTİYARİ olduğu belirtilmesine rağmen. “Aile Hukukunda ZORUNLU Arabuluculuk’' uygulamaya konulmak istenmektedir. Bunun ailede ve toplumda ve özellikle kadınlar açısından yol açacağı sakıncalara ve mağduriyete dikkat çekmek isteriz.
- Önemle dikkat çekmek istediğimiz diğer bir konu: 18 Ocak 2019 tarihinde TBMM gündemine alınan “İslam Kalkınma Örgütü Kadının İlerlemesi Teşkilatı Tüzüğü nün’
onaylanmasının uygun bulunduğuna dair Kanun Teklifi.
Tüzük kurullarına, amacına ve içeriğine bakıldığında laiklik ilkesinin benimsenmemiş olduğu ülkelerde kadınların ilerlemesine destek oluşturmak açısından böyle bir teşkilatın kurulması önemlidir. Ancak. Türkiye laik hukuk sistemini kabul etmiş ve uygulayan bir ülkedir. Anayasa. Uluslararası Sözleşmeler ve yasalarla kadınlara eşit haklar tanınmıştır. Bu açıdan, Türkiye taralından 2013 yılında imzalanmış söz konusu "İslam Kalkınma Örgütü Kadının İlerlemesi Teşkilatı Tüzüğünün çekinceli de olsa onaylanmasının ülkede hukuk birliğinin zedelenmesine yol açacağı dikkate alınmalıdır.
İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği ve İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak, tüm kadınlar ve laik Cumhuriyetimizi savunan herkesi kadın erkek eşitliğini bir demokrasi meselesi olarak dikkate almaya, kadını BİREY olarak gören zihniyetin yerleştirilmesine destek olmaya ve MEDENİ KANUNUMUZA SAHİP ÇIKMAYA çağırıyoruz.


