Denetimsizliğin ve İhmalin Adı: Kartalkaya Otel Yangını

Bolu Kartalkaya’da meydana gelen ve yetmiş sekiz yurttaşımızın yaşamını yitirmesine, pek çok kişinin yaralanmasına neden olan otel yangınının üzerinden bir yıl geçti. Bu faciadan geriye, yakınlarını kaybeden ailelerin dinmeyen acısı ve adalet arayışı kaldı.
Yargılama süreci açıkça göstermiştir ki bu felaket, tesadüfi bir olay değil; denetimsizliğin, ihmaller zincirinin ve kamu gücünün gereği gibi kullanılmamasının sonucudur. Çocuk, genç, yaşlı yetmiş sekiz yurttaşı hayattan koparan bu elim olay, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü bir kez daha çok acı bir şekilde hatırlatmıştır.
İstanbul Barosu olarak, geçen bir yıl boyunca hem yargılama sürecini yakından takip ettik hem de mağdur ailelerin yanında olduk. Yaşam hakkı gibi en temel ve vazgeçilmez hakkın bu denli ağır biçimde ihlal edildiği bir olayda, etkin, şeffaf ve sorumlulara ulaşan bir yargılamanın yürütülmesi yalnızca ailelere değil, tüm topluma karşı bir yükümlülüktür.
Bugün gelinen noktada; Bolu Belediyesi ve İl Özel İdaresi çalışanlarının tutuklu yargılanmasına karşın, aynı derecede sorumluluk taşıdığı açık olan Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki kamu görevlilerinin görevlerine devam ediyor olması, Kültür ve Turizm Bakanının istifa etmemesi adalet duygusunu zedelemektedir. Hukukun üstünlüğü, sorumluluğun makam ve unvana göre değil, fiil ve ihmale göre belirlenmesini gerektirir. Kamu görevlilerinin siyasal saiklerle korunması, adaletin tesisini engellediği gibi benzer felaketlerin önlenmesi bakımından da ciddi bir risk oluşturmaktadır.
İstanbul Barosu olarak bir kez daha vurguluyoruz: Toplum vicdanını derinden yaralayan bu tür olaylarda gerçek sorumluların ortaya çıkarılması ve tüm yönleriyle hesap verilebilirliğin sağlanması zorunludur. Adaletin gecikmeksizin ve eksiksiz biçimde sağlanması, yalnızca kaybedilen canların anısına saygının değil, gelecekte benzer acıların yaşanmamasının da ön koşuludur.
Faciada hayatını kaybeden yurttaşlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz.


