Cumhuriyet’İn 90. Yılı Panel
1923’ten 2013’e 90 yılı geride bırakan Cumhuriyet’in siyasi, ekonomik, hukuki,

1923’ten 2013’e 90 yılı geride bırakan Cumhuriyet’in siyasi, ekonomik, hukuki, kültürel boyutlarıyla ele alındığı panel 28 Ekim 2013 Pazartesi günü saat 16.00’ da Orhan Adli Apaydın Konferans salonunda yapıldı.
Açılışta konuşan İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek, Türkiye Cumhuriyeti’nin, tapusu Lozan’da alınan her şeyi ile milli ve her bakımdan tam bağımsız bir devlet projesi olduğunu söyledi. Son yıllarda cumhuriyetle hesaplaşmadan ve rövanştan bahsedildiğini belirten Özbek, asıl hedefin 2023 değil, 1923 olduğunu verdiği örneklerle anlattı. Özbek, Cumhuriyetin sağlam temellere oturtulduğunu, onu kuran iradenin, onu yaşatacak gücünün de bulunduğunu bildirdi.
İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek’in yönettiği panelde ilk sözü alan Araştırmacı yazar Osman Selim Kocahanoğlu, Cumhuriyetin ilanının öncesi ve sonrasını anlattı. Tanzimat’tan bu yana cumhuriyet rejimine adım adım gidildiğini belirten Kocahanoğlu, ne var ki, gerici ve bağnaz zihniyetin cumhuriyetin getirdiği çağdaşlaşmayı ve adam olmayı sindiremediğini ve Cumhuriyetin felsefesine karşı olmaktan asla vazgeçmediklerini anlattı.
Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ, Atatürk’ün dış politikası üzerine inşa edilen Türk dış politikası ile bugünkü iktidarın uyguladığı dış politikalar üzerinde saptamalar yaptı.
Atatürk’ün dış politikasının ‘yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesine dayalı, Avrupa uluslar topluluğu içinde onurlu bir devlet olarak yer almayı amaçladığını belirten Elekdağ, batı devletlerinin Türkiye Cumhuriyetini kabul etmekte zorlandıklarını bildirdi. Elekdağ, Atatürk’ün dış politikasının ulusal çıkarları gözeten, başka ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesini savunan akılcı ve gerçekçi bir temele oturduğunu anlattı.
Bugünkü iktidarın dış politikası hakkında eleştirilerde bulunan Elekdağ, komşularla sıfır sorun politikasını amaçlayan etnik ve mezhepsel uygulamaların dış politikayı çıkmaza soktuğunu belirtti. Osmanlıcı, Sünni İslamcı bir sistem için çok ciddi adımlar atıldığının altını çizen Şükrü Elekdağ, Sünni merkezli Suriye politikasını ise ‘devlet yönetimindeki en büyük basiretsizlik’ olarak niteledi.
Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevtap Demirci ise Atatürk’ün bir ülkü ve idealizmin simgesi olmayı başarmış, antiemperyalist, devrimci, aynı zamanda halk için halkla beraber hareket eden bir lider olduğunu söyledi.
Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerde Batı’nın ‘şark meselesi’ haline geldiğini, imparatorluğun topraklarının paylaşım planları yapıldığını ve bunu gerçekleştirmek için askeri hareketlere girişildiğini belirten Demirci, ancak, Atatürk’ün milli mücadeleyi örgütleyerek bu hesapları tersine çevirdiğini bildirdi.
Atatürk’ün Misak-ı milli sınırları içinde milli bir devlet kurmayı hedeflediğini vurgulayan Sevtap Demirci, bu devletin her alanda tam bağımsızlık, modernleşme ile akılcılık ve bilimsellik temeline oturtulduğunu anlattı. Demirci, “Örgütlü halkın karşısında hiçbir güç duramaz. Küreselleşmeci politikalar, Atatürk’ün tam bağımsızlıkçı politikalarıyla taban tabana zıttır” dedi.
Toplantıda ikinci tur kısa konuşmalardan sonra konuşmacılar katılımcıların sorularını yanıtladı. Toplantı sonunda konuşmacılara, İstanbul Barosunun bazı yayınları ve Teşekkür Belgeleri sunuldu.


