İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Cumhuriyet’İn 85.Yılı Basın Açıklaması

29 Ekim 2008’de 85. yılını geride bırakan Cumhuriyet devrimini bir kez daha kutluyoruz. 19 Mayıs 1919’dan 23 Nisan 1920’de Ankara’da çalışmalarına başlayacak olan TBMM’nin açılışına kadar olan evre Kongreler Süreci olarak adlandırılmaktadır.

Cumhuriyet’İn 85.Yılı Basın Açıklaması

 29 Ekim 2008’de 85. yılını geride bırakan Cumhuriyet devrimini bir kez daha kutluyoruz. 19 Mayıs 1919’dan 23 Nisan 1920’de Ankara’da çalışmalarına başlayacak olan TBMM’nin açılışına kadar olan evre Kongreler Süreci olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde Milli Mücadele’nin örgütsel önderliği 23 Temmuz 1919 Erzurum ve 4 Eylül 1919 Sivas kongrelerinin ortaya çıkardığı Heyet-i Temsiliye tarafından yürütülmektedir. Halkın temsilcilerinden oluşan Heyet-i Temsiliye, milli varlığı sona erdirilmek, tarih sahnesinden silinmek istenen bir milletin direncinin örgütsel adıdır.

         Erzurum ve Sivas kongreleriyle gelişen örgütsel yapı, 23 Nisan 1920’de açılan TBMM yasama ve yürütme erkini ele alana kadar, adı konulmamış bir hükümet olarak çalışır ve işbirlikçi İstanbul hükümetlerinin Anadolu’daki inisiyatifini felce uğratır. Yönetim merkezi İstanbul’ un Anadolu’daki etkinliğinin azalarak, hükümet etmesinin fiilen olanaksız hale gelmesiyle ters orantılı biçimde meşruiyetini halktan alan ulusal hareketin gelişmesinde belirleyici etken Mustafa Kemal’in yönetim dehasıdır.

         Yüzyılların alışkanlığıyla kayıtsız koşulsuz İstanbul’un her buyruğuna uyan Anadolu’nun, mütareke hükümetlerinin teslimiyetçiliğine karşı duruşu ve diklenmesi Mustafa Kemal’in tanımıyla ulusun kurtuluşunun yine ulusun azim ve kararına dayanacağı bilincine ulaşılması sonucudur. Bu bilincin gelişmesi, yerleşmesi ve uygulamaya geçirilişi Heyet-i Temsiliye’den TBMM’ ye dönüşüm sürecinde yaşananlardan alınan derslerle mümkün olabilmiştir.

         Meşruiyetini halk egemenliğinden alan TBMM, yasama, yürütme ve zaman zaman yargısal işlevleri yerine getirmesiyle, halkın özverisiyle oluşturup donattığı ordusuyla, siyasal ve hukuksal açıdan dünyanın da ilgisini çeken bir örnek oluşturmaktadır.

         Mustafa Kemal Paşa, TBMM önderliğinde yürütülen antiemperyalist Kurtuluş Savaşı sürecinin siyasal, askeri, hukuksal kompozisyonunu adı konulmamış bir Cumhuriyet olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle, zamanı gelince sancısız biçimde, fiilen yaşanılan bir rejimin hukuksal tanım ve düzenleme olarak da Cumhuriyet’e dönüştürülmesinin kolayca gerçekleştiğine işaret etmektedir.

         85. yıldan geriye baktığımızda, teslimiyet ve Sevr’le birlikte yok oluş yerine, Lozan’la taçlanan ulusal kurtuluşa, sonuçta Cumhuriyet’e ulaşma mucizesinde, bir ulusun bağımsız yaşama iradesini harekete geçiren Mustafa Kemal gibi bir önderliği görmekteyiz.

        Ankara’nın karşısında Damat Ferit hükümetleriyle birlikte, emperyalizmin sivil müttefikleri, Milli Mücadelenin amansız düşmanları Kürt Teali Cemiyeti, İslam Teali Cemiyeti ve benzerleri de yerini almıştı. 1920’lerin emperyalizme bağımlı çağdışı, despotik, teokratik rejimiyle, antiemperyalist, çağdaş bir düzen arasındaki savaşımın galibi ikinciyi tercih eden Türk ulusu olmuştu. Emperyalizm, geçen yüzyılın başlarında denediği oyunu bir kez daha sahnelemektedir. Damat Ferit’in manevi mirasçılarıyla sivil müttefikleri yeniden sahnededir. 

        Atatürk’ün, milli mücadele şehitlerinin mirası, kanla irfanla kurulan Cumhuriyet 85.yılında Damat Ferit’in ardıllarının, kalkışma denemeleri yapan etnik bölücülüğün, emperyalizmin ılımlılaştırarak siyasallaştırdığı teokratik gericiliğin tehdidi altındadır.

       İstanbul Barosu, Türk ulusunun vazgeçilmez yaşam biçimi, çağdaş değerlerin ve Cumhuriyet’in kazanımlarının korunmasındaki tavrını bundan sonra da aynı özen ve kararlılıkla sürdüreceğini kamuoyuna saygıyla duyurur.

Kategori:Haberler