Cumhuriyetin 100. Yaşında 3 Aralık Dünya Engelliler Günü

Milletimizin bağımsızlık için verdiği kurtuluş mücadelesinin en önemli kazanımı olan Cumhuriyetimizin 100. yılında, engellilere özgülenen 3 Aralık gününü kutlamıyor, aksine 6 Şubat’tan bu yana süregelen matemimizle karşılıyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılını farklı engellilik kimliğine sahip olan herkesin kader birliği içinde kurduğu bir kutlama kortejinde idrak etmeyi çok istesek de insanın onurlu bir yaşam sürdürmesi için gereken temel hakların gerçekleştirilememiş olmasından kaynaklanan sorunlarla yüzleşmekteyiz.
Birleşmiş Milletler Engelliler Hakkındaki Sözleşme’nin başlangıç kısmı ile uyumlu biçimde, “Engelliliğin gelişen bir kavram olduğunu ve engellilik durumunun, sakatlığı olan kişilerin topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını engelleyen tutumlar ve çevre koşullarının etkileşiminden kaynaklandığı gerçeğini kabul ederek” hak savunusuna devam eden bizler; 6 Şubat 2023 tarihinde ülkemizi sarsan iki büyük depremin ardından, fiziksel, görme, işitme ve nörolojik engelliliğe sahip olan depremzedelere yönelik arama kurtarma çalışmalarında yaşanan zorlukların ve deprem dolayısıyla uzuv ve yeti kaybı yaşayan depremzedelere ilişkin strateji eksikliğinin kapsayıcı olmayan şehir, arama-kurtarma, tahliye ve rehabilitasyon planlarından kaynaklandığının bilincindeyiz.
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde de hatırlatmak gerekir ki, deprem bir doğa olayıdır. Deprem, insan ihmali ile afete dönüşür. Bir insanın, konutunun ağır hasar alsa dahi yıkılmadan ayakta kalacağına yönelik beklentisi, sosyal hukuk devletinde yaşamanın getirdiği bir öngörüdür.
Engelli özneler ve engelli hakları savunucuları olarak bizler, erişilebilirliği yalnızca olağan dönemin gerekliliği olarak görmüyor, afet yönetişiminin engelli depremzedeleri de kapsaması gerektiğini tekrar belirtiyoruz.
İnsanın onurlu bir yaşam sürdürmesi için temel hakkı, birincil gereksinimi olan “konut”, engelliler için her açıdan büyük bir çıkmaza dönüşmüştür. Fay hatları üzerinde bulunan ülkemiz için deprem tehlikesiyle birlikte, nöroçeşitlilerin apartmanlarda istenmemesi gibi toplumsal sebeplerle barınma koşullarının her geçen gün daha da büyük bir soruna dönüştüğünün farkındayız.
Engelli özneler, engelli yakınları ve hak savunucuları olarak, kaybettiklerimize yönelik yasımızın yanında her gün karşılaştığımız sorunların toplumsal sağlamcılık normlarından kaynaklandığını;
- Meslektaşlarımız da dahil olmak üzere engelli kişilere izin almadan dokunmakta bir beis görülmediğini,
- Fiziksel engelli ve tekerlekli sandalye kullanan meslektaşlarımızın avukat olduklarını belirttiklerinde şaşkınlıkla karşılandıklarını,
- İşitme engelli meslektaşlarımıza “duymadıkları için” mahkeme salonlarında bir yargı mensubuna yakışmayacak tutum ve davranışlarda bulunulduğunu,
- Engelli çocuğu olan meslektaşlarımızın; özellikle bakım emeğini üstlenen annelerin mikrosaldırgan ve küçümseyici tavırlarla yüzleştiğini
her gün yaşayarak deneyimliyoruz.
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde bir kez daha
- Kapsayıcı planlamalardan ve müdahalelerden yoksun bir alanda bulunduğu için yaşamını yitiren engelli depremzedeleri saygı ile anıyor,
- Muhtemel değil, bilimsel olarak ortaya koyulmuş biçimde müstakbel İstanbul Depremi için tüm uzmanları engellilere ilişkin deprem öncesinde hazırlık programı, deprem esnasında korunma metodu ve deprem sonrasında tahliye ve arama-kurtarma çalışmalarını geliştirerek anaakımlaştırmaya davet ediyor,
- Nöroçeşitli engellilerin apartmandan bakımevine dek yaşadıkları barınma sorununun haysiyet kavramına odaklanılarak çözülmesini talep ediyor,
- Ceza infaz kurumlarındaki engellilerin kurum içi olanaklara erişiminin iyileştirilmesi için daha fazla çabanın gerekli olduğunu tespit ediyor,
- Okumak, yazmak, imza atmak gibi işlemlerin dijitalize olduğu dünyamızda özellikle Medeni Kanun’daki engelli algısını değiştirmek için hukukçulara sesleniyor,
- Her iletişimin kıymetli olduğu bilinciyle, duyu farklılığı yaşayan kişilerin yok sayılmamasının, edilgenleştirilmemesinin bir gereklilik olduğunu hatırlatıyor ve
- Erişilebilir ve kapsayıcı uygulamaların yaygınlaştırılması için gözlem, denetim ve yaptırım kabiliyeti olan tüm kamu kurumlarını, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını ve sivil toplum kuruluşlarını mücadelemizde birleşmeye davet ediyoruz.
Engelli ve engelli haklarını savunan avukatlar olarak Cumhuriyetin yüzüncü yılında, insan onuruna uygun bir yaşamı hedefleyerek, engelliler toplum içinde eşit bir değere ve kendini gerçekleştirme hakkına kavuşuncaya dek mücadeleye devam edeceğimizi dile getiriyoruz.
Ehil bedenlerin oluşturduğu platformlarda, belirli gün ve haftalarda mikrofon uzatılanlar değil, beş duyunun beşini bir arada aramayan ancak beş duyuya da geniş çapta erişebilen bir platformun öznelerce oluşturulduğu, bu platformun sürekli kılındığı güne kadar, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü, özeleştiri günüdür. Bir sonraki 3 Aralık’a kadar, izlemeye ve raporlamaya devam edeceğiz…
İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi


