İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Cumhuriyetimizin Kuruluş Belgesi: Lozan

İstanbul Barosu Lozan Antlaşmasının 84. yıldönümünü bir panelle kutladı

Cumhuriyetimizin Kuruluş Belgesi: Lozan

İstanbul Barosu Lozan Antlaşmasının 84. yıldönümünü bir panelle kutladı.

20 Temmuz 2007 Cuma günü İstanbul Barosu Orhan Apaydın Konferans Salonunda düzenlenen panelde, Lozan Antlaşması çeşitli yönleriyle ele alındı.

Panelin açılış konuşmasını İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu yaptı.

O günün zor koşullarından bugüne nasıl gelindiğini, tarihte neler yaşadığımızı ve hangi koşullardan geçtiğimizi yeniden gözden geçirmek ve geleceğimizi değerlendirmek amacıyla Baro olarak her yıl “Lozan Toplantıları” düzenlediklerini belirten Kolcuoğlu, “84 yıl önce yaşanan ve tarihimizin çok önemli dönüm noktasını oluşturan, Milli Misak sınırları içinde bağımsız ve eşit devlet olmak hakkını kazandığımız LOZANI, yeniden hatırlamak ve değerlendirmek, geleceğimize daha aydınlık ve umutla bakmamızı sağlayacaktır” dedi.

Osmanlı İmparatorluğunun son günleri ile kurtuluş savaşı ve Lozan’a uzanan süreç hakkında özet bilgi sunan Av. Kolcuoğlu, Lozan Barış Antlaşmasından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyetinin, çağdaş bir devlet anlayışı içinde laik Cumhuriyet kurallarıyla yeni bir hukuk düzenine kavuştuğunu, Türkiye Cumhuriyetinin diğer devrimlere de temel oluşturan Hukuk Devleti ilkesi üzerinde yükseldiğini bildirdi.

Bugün 1. Dünya Savaşı sonrasını yaşatmaya ve aynı koşulları yaratmaya çalışan emperyalist devletlerin, Lozan belgesini yok farz ederek, eskiye dönüş özlemi içinde olduklarını hatırlatan Kolcuoğlu şöyle konuştu: “Yeni dünya düzeni adı altında genişletilmiş Ortadoğu Projesi ve 1. Dünya Savaşı sonrası Ortadoğu’da yaratılan yapay devletlere yenilerini katmak amacıyla, ABD, İngiltere ile birlikte Irak’ı işgal ederek geçmişte olduğu gibi bugün de insanlığa karşı suç işlemeye devam etmektedirler. Bu ülkeler, emperyalist emellerine uygun ve Sevr Antlaşması’nı diriltmeye yönelik haritalar açıklamakta ve bu haritaları elden ele dolaştırmaktadırlar.”

Türkiye’nin iç ve dış borç tutarının 400 Milyar doları aştığını, borsanın büyük bir bölümünün yabancıların eline geçtiğini, devletin hazırladığı bütçenin IMF’in onayı olmadan Meclise gönderilemez olduğunu kaydeden İstanbul Barosu Başkanı, Lozan’da azınlık olarak sadece dini azınlıklardan söz edildiği halde emperyalist güçlerin etnik yeni azınlıklar yaratma çabasında olduğunu, bununla da Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmek amacında olduklarını vurguladı.

Baro Başkanının konuşmasından sonra panele geçildi. İstanbul Barosu Genel Sekreteri

Av. Hüseyin Özbek’in yönettiği panelde ilk sözü Dışişleri Önceki Bakanlarından

Prof. Dr. Mümtaz Soysal aldı.

Soysal, Lozan Antlaşmasını, uluslararası antlaşmalar arasında ‘çok az ayakta kalan ve canlılığını sürdüren antlaşmalardan’ biri olarak niteledi. Ankara Hükümetinin “Sevr Dayatmasını” kabul etmediğini, bu antlaşmayı geçersiz kıldığını belirten Prof. Dr. Soysal, Lozan Antlaşmasının diplomatik bir zafer olduğunu, bununla 1. dünya savaşı yenilgisinin rövanşının alındığını bildirdi.

Lozan barış görüşmeleri sırasında kapitülasyonların devamını istemek ve Ermenilere toprak verilmesi konusunun müzakerenin terki anlamına geleceğinin baştan vurgulandığını, kapitülasyonlar konusunun müzakerelere ara verilmesine neden olduğunu hatırlatan Soysal, Ankara Hükümetinin isteğinin kabul edilmesiyle sorunun aşıldığını ve kapitülasyonların kaldırılmasıyla da normal hukuk düzenine geçildiğini anlattı.

Lozan’ın Türkiye’ye bazı yaralar bırakarak tamamlanabildiğini kaydeden Mümtaz Soysal, bu antlaşmayla Güneydoğu sınırının çizilemediğini, Kıbrıs konusunun antlaşmada yer almadığını, buna benzer kalıntıların bulunduğunu ve o nedenle Lozan Antlaşmasının canlılığını sürdürdüğünü belirtti.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Umumi Hukuku Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Sevin Toluner de Lozan Antlaşmasının 28. maddesinde yer alan yerleşme ve iade işleri üzerinde durdu.

Söz konusu maddeye göre yerleşme ve iade işlerinin uluslararası hukuk ilkelerine göre yapılacağının belirtildiğini anlatan Toluner, antlaşmada siyasi hükümler ve kapitülasyonların ağırlık taşıdığını, kapitülasyonlarının kaldırılması kararından sonra Cumhuriyet döneminde İslam hukukunun terk edilerek laik hukuk sistemine geçildiğini bildirdi.

Prof. Dr. Sevin Toluner, yargıya ilişkin konvansiyon ve ticaret konvansiyonunda tam karşılıklılık ilkesinin uygulandığını, yabancılara Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına tanının haklardan fazlasının tanınmadığını belirtti.

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Özel Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sibel Özel de Lozan Antlaşmasında yer alan Ortadoks Fener Rum Patrikhanesinin durumu ve bugünü konusunu ele aldı.  

Lozan görüşmelerinde patrikhanenin Türkiye’den uzaklaştırılması konusunun büyük bir dirençle karşılaştığını, bu konuda çetin tartışmaların yapıldığını anlatan Özel, Türk Heyetinin patrikhanenin hiçbir siyasi ve idari faaliyette bulunmaksızın sadece dinsel görevini yerine getirmek kaydıyla Türkiye’de kalabileceği önerisinin kabul edilmesiyle bir uzlaşma sağlanabildiğini bildirdi.

Patrikhanenin iç hukuka tabi olduğunu, idari ve siyasi imtiyazlarının bulunmadığını belirten Sibel Özel, Ekümenikliğin siyasi ve idari işlevleri de bulunacağı için Lozan Antlaşmasına konulmadığına dikkat çekti. 

Panelde konuşan Emekli Büyükelçi Taner Baytok ise Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerini “Paradokslar Dönemi” olarak niteledi ve Balkanların kaybedilmesi, Çanakkale Savaşları, Sarıkamış olayları ve Yemen Çölleri Osmanlı İmparatorluğunun yok olmasına neden olduğunu bildirdi.

1919 – 1923 döneminde Türklerin ölüm kalım mücadelesi verdiklerini ve kazanılan zaferin Lozan Antlaşmasıyla noktalandığını belirten Taner Baytok, daha kurtuluş hareketinin başında Atatürk’ün Misak-ı Milli sınırlarını çizdiğini, Mudanya Mütarekesi sırasında da Trakya sınırlarının belirlendiğini anlattı.

Taner Baytok son derece renkli geçen konuşması sırasında ağırlıklı olarak Lozan müzakerelerine katılan ülkelerin temsilcileri hakkında ilginç açıklamalarda bulundu ve müzakereler sırasında yaşanan olaylar hakkında da ayrıntılı bilgiler verdi.

İkinci tur konuşmalardan sonra panel sona erdi.

Bu arada İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezinin de üyesi bulunduğu İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği de Lozan Antlaşmasının 84. yıldönümü nedeniyle bir bildiri yayınladı.

Bildiride: “Günümüzde tehlikenin farkında olan herkesin, Lozan’dan ve Cumhuriyet’in kazanımlarından ödün verilmesine yönelik dış güçlerin ve içteki yandaşlarının her türlü girişimine “dur deme” kararlılığını göstereceğine inanıyoruz” denildi.

Galeri

Kategori:Haberler