Cumhuriyetimizin 96. Yılında Atatürk İlkeleri ve Devrimleri
İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezince düzenlenen ‘Cumhuriyetimizin 96. Yılında Atatürk İlkeleri ve Devrimleri’ konulu seminer, 22 Ekim 2019 Salı günü saat 17.30’da baromuz merkez bina konferans salonunda yapıldı.
Seminerin açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, “Özellikle cumhuriyetimizin kuruluşundan 96 yıl sonra bile cumhuriyetin değerlerine ilişkin hala kuşkuların taşındığı, bu değerlere ilişkin özellikle bazı törpülenmelerin yaşandığı bir süreçte bu değerlerin özelliklerini ayakta tutabilmek İstanbul Barosu kurumsallığı için temel bir işlev olmalıdır” dedi.
Bu değerleri asla unutturmadan, bu değerlerin içini doldurarak anlatabilmenin, herkes için sindirilebilir bir değer olarak ifade edebilmenin son derecede önemli olduğunu belirten Durakoğlu, cumhuriyet bilincini tam olarak oluşturmadan onun demokrasi ile taçlandırılmasının oldukça zor olduğunu söyledi.
“Kuva-i milliyeyi amil, irade-i miliyeyi hâkim kılacağız” denildiği zamanlarda henüz kuva-i milliye, kuva-i seyyare’nin orta olmadığının atını çizen Mehmet Durakoğlu, şöyle devam etti: “Özellikle bu ülkeyi kuranlar, daha kuruluştan önce demokrasinin işaretlerini de verebilmişlerdi. Milli iradeyi hâkim kılmak düşüncesi çok önemli ölçüde içini doldurmaya kalkıştığınızda pek çok şeyi ifade ediyor. İrade-i milliyeyi laiklik olmadan hâkim kılamazsınız. Bu ülkeyi kurtarıp kuranlar irade-i milliyeyi hâkim kılmadan önce söylüyorlardı bunları”.
Demokrasimizin bugün geldiği nokta, cumhuriyetin bize kazandırdığı alt yapılarla oluşmuş olan demokratik bir nokta olduğunu belirten Durakoğlu, bizim cumhuriyetimizin bu coğrafyadaki cumhuriyetlerden farklı olduğuna da işaret ederek, demokrasiyi başarabilmiş bir anlayış bile tek başına Mustafa Kemal’in büyüklüğünü anlatmaya yeterli olduğunu bildirdi.
Staj Eğitim Merkezi Yürütme Kurulu Başkanı Av. Elif örgülü’nün kısa konuşmasından sonra seminer oturumunu Staj Eğitim Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Av. Gülseren Aytaş yönetti.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bihterin Dinçkol, hukuk devriminin temellerinin kuruluş sürecinde nasıl atıldığını ve ondan sonra nasıl devam ettiğini anlattı. Evrim, Devrim, ihtilal ve hükümet darbesi kavramları üzerinde durarak farklılıkları ortaya koyan ve bu oluşumlarda Atatürk’ün gerçekleştirdiklerini devrim olarak niteleyen Dinçkol, “Atatürk devriminin amacı ülkede hem hukuk devrimi yapmak hem de iyi hukukçular yetiştirmektir. Hiçbir devletin etkisi altına girmeden bağımsız bir devlet anlayışıyla hukuk sistemimiz medenileştirilmiştir” dedi.
Medeni kanunun hazırlanması, öğretim birliğinin sağlanması gibi yasalarla laik hukuk sitemine geçişin gerçekleştirildiğine vurgu yapan Dinçkol, bununla kadın erkek eşitliğinin sağlandığını, kadına boşanma hakkı verildiğini, eşit vekâlet hakkı tanındığını, tek eşliliğin kabul edildiğini, medeni nikâh esasının getirildiğini, mirasta cins eşitliği sağlandığını, dinini seçme özgürlüğü tanındığını, çok hukukluluğun terk edildiğini ve şer’i hukuk uygulamasına son verildiğini anlattı.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi E. Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzettin Önder de Atatürk döneminin ekonomi uygulamaları üzerine konuştu. Önder, İzmir iktisat kongresi, aşar vergisi meselesi, devletçilik, halkçılık politikası, kalkınma projeleri ve devlet eliyle Anadolu’da yatırım gibi konuları ayrıntılı olarak anlattı ve iktisat anlamında çok önemli hizmetler yapıldığını söyledi.
İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Nazan Moroğlu konuşmasında, eğitim ve kadın erkek eşitliği üzerinde durdu.
Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Türkiye’nin tam bağımsızlığını koruyacak, cumhuriyetin var olan değerlerini yükseltecek yeni nesillerin yetiştirilmesini sağlayacak bir eğitim devrimi yapıldığını belirten Moroğlu, bu devrim ilkelerinin milli olduğunu, akla ve bilime dayandığını, fırsat eşitliği yarattığını ve işlevsel olduğunu belirtti.
Yeni eğitim sistemiyle üreten insanlar yetiştirmenin amaçlandığını kaydeden Nazan Moroğlu, bütün bunların karma eğitimle, Köy Enstitüleriyle, millet mektepleriyle, okuryazarlık kurslarıyla gerçekleştirildiğini, Eğitim Birliği Yasasının kabulüyle eğitim devriminde büyük bir adım atıldığını bildirdi.
Kadınlara seçme ve seçilme özgürlüğü tanıyan kanunun kadın-erkek eşitliği konusuna büyük destek olduğunu hatırlatan Moroğlu, “Bu, pek çok medeni Avrupa ülkesinden önce Türk kadınının kazanımıdır. Medeni Kanunun kabulü, kadın haklarının büyük güvencesi olmuş ve demokratikleşmenin yolunu açmıştır. Medeni Kanunla getirilen haklar laik hukuka dayalı haklardır. Tüm bu haklara 1928 anayasasıyla anayasal güvence getirilmiştir. 1937 yılında yasada yapılan değişiklikle laiklik kuralı da yasal güvenceye kavuşturulmuştur” dedi.
Nazan Moroğlu konuşmasının son bölümünde, Atatürk döneminden sonra yaşanan olumsuzluklar, bazı temel hakların törpülenmesi ve ‘eksik demokrasi’ konusuna örneklerle değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av. Hüseyin Özbek, “Birinci Dünya Savaşı olmasaydı, belki de hayatın olağan akışı içinde Mustafa Kemal bir Osmanlı Paşası olarak kalacaktı. Oysa Birinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki konjonktür bir Mustafa Kemal yarattı” dedi.
Özbek, Şark Meselesi, imparatorluğun parçalanması, Birinci Dünya Savaşının başlaması, Mondros Mütarekesi, Mustafa Kemal Paşanın ortaya çıkışı, Samsun’a çıkış, Amasya, Sivas, Erzurum kongreleri 1920 TBMM kuruluşuna kadar özet bilgi verdi ve 29 Ekim 1923’ün bir devlet projesi olmasına vurgu yaptı.
Atatürk’ün Türk Dışişlerine üç vasiyeti bulunduğunu belirten Hüseyin Özbek, bunlardan birincisinin ‘büyük devletlerin peşinden gitmeyin’, ikincisinin ‘Ruslarla bozuşmayın’, üçüncüsünün ise ‘Arapların iç işlerine karışmayın’ olduğunu bildirdi.
29 Ekim 1923’ün Türk devletinin mimari projesi olduğunun altını çizen Özbek, bu projenin zaman zaman siyasi zorlamalarla tahrip edilmeye çalışıldığını belirterek Silivri davaları ve Suriye politikasından örnekler verdi.


