Cumhuriyet, Demokrasi, İnsan Hakları Paneli
İstanbul Barosu Cumhuriyet Hukuku ve Kültürü Merkezince (CUMER) 20 Ekim Salı günü saat 16.00 – 20.00 arasında Baro Merkez Bina Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapılan panelde “Cumhuriyet, Demokrasi ve İnsan Hakları” konusu ele alındı.

İstanbul Barosu Cumhuriyet Hukuku ve Kültürü Merkezince (CUMER) 20 Ekim Salı günü saat 16.00 – 20.00 arasında Baro Merkez Bina Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapılan panelde “Cumhuriyet, Demokrasi ve İnsan Hakları” konusu ele alındı.
Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, “Bugün Türkiye'de iki kutsal kavram üzerinde oyunlar oynanmaktadır. Bu kavramlardan İlki "demokrasi", ikincisi ise "insan hakları"dır. Cumhuriyeti yıkmaya, ya da rejimi değiştirmeye yönelik her karanlık amaç, bu iki kavramın gölgesinde sürdürülmektedir” dedi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyeti iki eksen üzerine kurduğunu, bunlardan birinin çağdaş uygarlık ötekinin de cumhuriyet ve demokrasi olduğunu belirten Aydın, çağdaş uygarlık ekseniyle din sömürüsü ve bağnazlığın terk edilmesinin, cumhuriyet ve demokrasi ekseniyle de teokratik monarşi, faşizm ve komünizmin reddedilmesinin amaçlandığını bildirdi.
Sovyetler Birliğinin yıkılmasından sonra dünya jandarmalığına soyunmuş tek bir süper gücün laik demokratik yapımıza karşın Türkiye’ye ısrarla “Ilımlı İslam” elbisesi giydirmeye çalıştığını, Büyük Orta Doğu Projesinin bu amaçla uygulanmayı başlandığını hatırlatan Muammer Aydın, kaldığını, Batı'daki Uygarlığın ve İnsan Haklarının temeli "Laiklik" iken, ülkemiz için dinciliğin demokrasi adına savunulmaya başlandığını, ABD ile AB politikalarının bu alanda örtüştüğünü ifade etti.
Bugün Atatürk ve ilkelerini savunanlar bilinen bir dava sürecinde yargılanmaktayken demokrasinin olmazsa olmaz ilkelerinden "Hukukun Üstünlüğü", "Yargı Bağımsızlığı" ve "Hukuk Devleti" ilkelerinin hiçe sayıldığını belirten İstanbul Barosu Başkanı Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bilindiği gibi Yargıçlar her yerde ve ülkemizde de kararlarıyla konuşurlar. Ancak geçtiğimiz gün basında yer alan fotoğraflardan özel yetkili bir mahkemenin yargıçlarının o soruşturmayı yöneten polislerle, savcılarla birlikte bir tekne gezisinde ve iftar yemeğinde birlikte olduklarını tüm kamuoyu gördü. Üstelik bu yemekten sonraki 3 ya da 4 gün sonra bir dalga olarak yapılan operasyonla birçok şüpheli mahkeme önüne çıkarılmış ve bu ortak yemek yiyen yargıçlar tarafından tutuklanmıştı. Bu durum birçok sanık ve vekillerince itiraza konu yapıldı.”
Muammer Aydın, "Siyasal Yargı"dan söz edilmesi için mahkemelerin açıkça siyasi otoritenin emri doğrultusunda davranmalarının şart olmadığını, bir mahkeme kararını verirken, hukuku ve adaleti değil, egemen ya da resmi ideolojiyi ya siyasi iktidarı referans alıyorsa yargının siyasallaştığını söylemenin yanlış olmayacağını vurguladı.
Ülkemizde toplumsal haklar konusunda büyük bir eksiklik bulunduğunu, bu alanda ülkemizin topal kaldığını, demokrasimizin yürüyemez hale geldiğini hatırlatan Aydın, insan hakları konusunda ise Türkiye’nin hakkında en fazla olumsuz karar verilen ülke olarak sınıfta kaldığını bildirdi.
AB Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirgesine de değinen Av. Muammer Aydın, Türkiye üzerine oynanan oyunlara dikkat çekmek için Bildirgenin Başkanlık Fikirleri bölümündeki 23. maddeyi katılımcıların dikkatine sundu. 23. madde şöyle: “.......... Müzakerelerin yalnız Türkiye ile değil diğer devletlerle de yapılabileceğini, müzakereler esnasında Türkiye
birkaç devlete bölünürse veya Güneydoğu Bölgesinde bir " Kürt Devleti " kurulursa, yeni bir karara gerek olmaksızın onlarla da müzakereler yapılacaktır.”
Muammer Aydın, “İstanbul Barosu olarak tehlikelerin farkında ve bilincindeyiz. Yönetimde olduğumuz süreçte de bu konularda duyarlı olmayı sürdürdük ve görevimizi yapmaktan asla kaçınmadık, kaçınmayacağız da” diyerek sözlerini tamamladı.
Cumhuriyet Hukuku ve Kültürü Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Av. Saliha Karakuzulu da açılış konuşmasında, cumhuriyet kavramının anlamı üzerinde durarak demokrasinin birey için günlük yaşam içindeki anlamından yola çıkarak cumhuriyetin sosyolojik olarak toplumsal algılamasına değindi.
Paneli, Cumhuriyet Hukuku ve Kültürü Merkezi (CUMER) Başkanı Av. Burhan Öğütçü yönetti. Öğütçü, panele katılan konuşmacıların kısa tanıtımlarını yaptı ve ilk sözü Maltepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Orhan Çekiç’e verdi.
UNESCO’nun 20. yüzyılda emperyalizme karşı verilen savaşı zafere götüren ilk kişi olarak 1981 yılını Atatürk Yılı olarak ilan ettiğini, bunun UNESCO’nun tarihinde bir ilk olduğunu, o günden bu yana ikinci bir kişi için böyle bir karar verilmediğini belirten Çekiç, Atatürk Cumhuriyetinin temel ve yardımcı nitelikleri üzerinde durdu.
Galatasaray Üniversitesi Anayasa Hukuku ABD Başkanı Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu, da cumhuriyet, demokrasi ve insan hakları konusunu anayasa hukuku açısından değerlendirdi.
82 Anayasasının kabulünden bu yana 14 değişiklik yapıldığını, insan hakları konusunda önemli kazanımlar sağlandığını, ancak bunların yeterli olmadığını söyleyen Yüzbaşıoğlu, 82 anayasasının örgütlü topluma izin vermediğini, sivil toplum örgütlerinin etkisiz, sendikal hakların eksik ve toplumsal refleksin yeterli olmadığını savundu. Yüzbaşıoğlu, Türkiye’de basın özgürlüğünün özürlü olduğunu, siyasi partilerde parti içi demokrasinin bulunmadığını belirterek “10 aylık bir partinin nasıl iktidar olduğunu, iktidardaki bir partinin de seçimlerde neden %1 oy aldığını anlamak mümkün değil” dedi.
Marmara Üniversitesi Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Doğru da konuya insan hakları açısından yaklaştı. Anayasamızın 2. maddesinin “insan haklarına saygılı bir devlet”ten söz ettiğini anımsatan Doğru, insan haklarına bir norm getiren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde yapılacak değerlendirmede AİHM tarafından hakkında en fazla olumsuz karar verilen ülkenin Türkiye olduğunu söyledi. AİHM kararlarına ilişkin istatistikler sunan Doğru, bu istatistiklerden Türkiye’nin işkence konusunda etkili bir mücadele yapmaktan kaçındığını, işkenceden yargılanan kişileri cezasız bırakmak için de yargının çaba gösterdiğinin anlaşılabileceğini vurguladı.
Cumhuriyet Hukuku ve Kültürü Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Av. Zeki Yıldan ise yaşanan sorunlarda Batı uygarlığının dayandığı liberal ekonomi sisteminin belirleyici olduğunu söyledi. Liberalizmin dört esasını bireycilik, özgürlük, kendiliğinden oluşan piyasa ve hukuk devleti olarak niteleyen Yıldan, Batı liberalizmi, Osmanlı döneminde liberal hareketler, cumhuriyet öncesi ve sonrası liberalleşme hareketleri üzerinde ayrıntılı bilgi verdi. Yıldan, Lozan’dan sonra Atatürk’ün milli iktisat politikaları uyguladığını ve karma ekonomiyi hayata geçirdiğini sözlerine ekledi.
Panel sonunda İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hüseyin Özbek konuşmacılara birer Teşekkür Belgesi sundu.


