Cumhuriyet’ in 86.yıldönümünü buruk bir sevinçle kutluyoruz. Sevincimiz Türk Milletinin Cumhuriyet ve Demokrasiyi tercihinin hukuki olarak tescillenişinin üzerinden yüz yıla yakın bir zaman geçmesindendir. Tedirginliğimiz ulusal kurtuluşla yenilip tasfiye edilen iç ve dış hasımların Türkiye Cumhuriyeti ile yeni bir hesaplaşmaya girişmiş olmalarıdır. 86 yılı geride bırakan Cumhuriyet deneyimi Türk halkının çağdaş demokratik yaşam dışında bir rejim tercihinin olamayacağını göstermiştir. Atatürk’ ün en büyük eseri olarak nitelediği Devrimci Cumhuriyet aynı zamanda Ulusal Kurutuluş Savaşı sonrası devrimlerin hukuksal ve düşünsel temelidir.
Atatürk’ün mirası özgür ülke, ulus devlet, demokratik rejim günümüzde çok yönlü saldırılarla kuşatılmak istenmektedir. Emperyalistler Osmanlının mirasını paylaşmak üzereyken son anda ellerinden kaçırmış olmanın sorumlusu olarak Atatürk’ ü görmektedirler. Yüzyıllardır tebaa olarak yönetip, sürü olarak niteledikleri kitlelerin yurttaş, yurttaşların millet olmasını bir türlü hazmedemeyen hilafet ve saltanat artıkları Atatürk’ün hasmıdırlar. Sürüleştirip sömürdükleri yığınların mensup olmaktan çıkıp özgür birey olmasını hazmedemeyen cemaat önderleri oklarını Atatürk’ e yöneltmektedirler. Yoksul köylüleri feodal dönemin serfleri gibi sömürmek isteyen toprak ağaları Atatürk’ten rahatsızlık duymaktadırlar. Türk milletinden farklı etnisiteler çıkarmak, alt kimliklerle ulusu parçalamak isteyen emperyalist destekli bölücüler yok edilmesi gereken ilk hedef olarak Atatürk’ü belirlemişlerdir.
Atatürk’ün Türk ulusu için hala yol gösterici olmasından, milli kimliğin gurur simgesi oluşundan, ulusal kurtuluşu ve bağımsızlığı hatırlatmasından, antiemperyalist çağrışımından rahatsız olan ulus ötesi güçler ve içerdekiler ilginç bir koalisyon ortaklığı içindedirler.
Atatürk’le birlikte Cumhuriyet’in dinamiklerine yönelik, bireysel ve kurumsal bir itibarsızlaştırma, değersizleştirme kampanyası yürütülmektedir. Uzun zamandır ABD ve AB Türkiye’nin, Atatürk sembollerini ve düşüncelerini terk etmesinin zamanının geldiğini dillendirmektedir. İçerden de bu telkinlere katılan ve gereğini yapmaya çalışan anlayışlar yeterince güçlendiklerini düşünmektedirler. Atatürk’e yönelik küçültücü, itibarsızlaştırıcı kampanyada sivilleşme, demokratikleşme maskesi kullanılmaktadır. Demokratik bir yaşama felsefi anlamda, yetiştiği atmosfer itibariyle yabancı olanların yüzlerine taktığı demokrasi maskesi iğreti durmakta, sırıtmaktadır.
Türkiye’ ye demokratik, çağdaş bir yaşam yerine etnik ve mezhepsel bölünme, cemaatleşme, alt kimliklerle ayrışma dayatılmaktadır. Cumhuriyet’in ulus devlet temelinde tekil yapı, laik, demokratik düzen yerine ayrışmayı, yabancılaşmayı, Yugoslavyalaşmayı dayatanların beklentisi kurguladıkları bir iç savaşla Türkiye’nin dağılmasıdır.
Cumhuriyet’ e, laik, demokratik rejimin güvencesi olan kişi ve kurumlara yönelik bu hain kampanya sonuç vermeyecektir. Emperyalizmin yerli maşaları, dıştan yönlendirmeli Cumhuriyet ve demokrasi karşıtı bu organize kalkışmanın hesabını, bundan öncekiler gibi tarih önünde vereceklerini unutmamalıdırlar.
İstanbul Barosu Cumhuriyet’ in kazanımlarını, çağdaş, demokratik, laik düzenin getirdiklerini hukuk alanında savunmaya kararlılıkla devam edeceğini kamuoyuna saygıyla duyurur.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI