Cübbemize, Vatandaşın Hakkına Ve Hukukuna Sahip Çıkıyoruz! Arabuluculuğa Geçit Yok!
Avukatlık Kanunu değişikliği

Avukatlık Kanunu değişikliği tartışmalarının yapıldığı bu günlerde, "<ı>yargının iş yükü" bahane edilerek, avukatlık mesleğine, vatandaşın hak ve hukukuna saldırı niteliği taşıyan, çok hukukluluğu ve kadı sistemini getiren; mafya, tarikat, cemaat "<ı>adaletini" hukukun içine sokan, geçtiğimiz dönemde Baromuzun kararlı direnişi nedeniyle çıkarılamamış olan arabuluculuk yasa tasarısı yasalaşma sürecine girmiştir.
Taslağa göre hukukçu olmayanlar da 100 saatlik hukuk dersi ile arabulucu olabilecektir Bu durumda neden halen yeni hukuk fakülteleri açıldığının sorgulanması gerekir. Düzenleme ile bir yandan hukuk eğitimi ve avukatlık mesleği küçümsenmekte, sıradanlaştırılmakta, öte yandan hak arama ve adalet dağıtma hukukçuların ellerinden alınarak başka ellere verilmektedir. Tasarı ile "Av."'nin yerini "Arb" almakta, yeni bir meslek türü yaratılmaktadır Arabuluculuk zaten olması gerektiği şekilde Avukatlık Kanununun 35/A maddesinde vardır. O halde amaç başkadır Bu şekilde emperyalizm ve küresel sermaye, Türkiye'ye modern ‘<ı>kadılık' sistemini dayatmakta, hukuka yabancı kavramlar adalete sızmaktadır. Arabuluculuk ile yargı ve adalet özelleştirilmece, hukuk birliği parçalanma sürecine girmekte, bir süredir dillendirilen çok hukukluluk yasal alt yapıya kavuşturulmaktadır.
İstanbul Barosu arabuluculuğa kökten ve ilkesel olarak karşıdır, çünkü:
Arabuluculuk, adaleti dağıtma işlev ve yetkisinin, millet adına karar veren yargıdan alınıp, kimin adına karar vereceği belli olmayan ellere teslimidir!
Arabuluculuk, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu, kullanılmasının hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye, sınıfa bırakılamayacağı: hiçbir kimse ve organın kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamayacağı, yargı yetkisinin Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı şeklindeki anayasal ilkelere açıkça aykırıdır, çünkü yargı alanındaki egemenliğin ve yetkinin belirli kişilere ve zümrelere devri niteliğindedir. Bu nedenlerle Anayasanın 2. 6, 9. 11 ve 36. maddelerine açıkça aykırıdır.
Arabuluculuk ile mesleğin, meslektaşın iş alanı daraltılacak, daha vahimi adalete yabancı güçler hukuka "<ı>sızacak", çok hukukluluk, kadılık sistemi, mafya‐tarikat‐cemaat adaleti yasallaşacaktır.
Arabuluculuk hukukun gücünün, "gücün" hukuksuzluğuna teslimidir!
Arabuluculuk hukukun cübbesini başka cübbelere teslimidir!
Arabuluculuk vatandaşın, onun hakkının ve hukukunun mafyanın, tarikatların cemaatlerin egemenliğine, insafına, keyfiliğine terk edilmesidir!
Arabuluculuk, (avukatlar eliyle yapılsa bile) bu alanda "<ı>kastlaşmayı" "<ı>tekelleşmeyi", "<ı>özelleştirmeyi' getirmektir!
Görüldüğü gibi arabuluculuk hem avukatlık mesleğine ve avukatlara, hem de vatandaşın hukuk güvenliğine zarar verecek, adalet ve güven duygusunu zedeleyecek, adalete yabancı unsurları hukuk düzenine taşıyacak, çok hukukluğun, hukuk dışı güçlerin egemenliğinin yolunu açacak vahim bir düzenlemedir. Yargıdaki iş yükünü azaltmanın alternatifi bu olmayıp, yapılması gereken öncelikle yargı bağımsızlığını sağlayarak köklü bir yargı reformu yapmak, alt yapı ve insan gücü sorunlarını doğru bir planlama ile çözmektir. Türkiye'de yeter sayıda hukuk fakültesi ve hukukçu mevcuttur. Yapılması gereken sadece doğru bir planlamadır
Bu nedenlerle barolarımızı, meslektaşlarımızı ve kamuoyunu bu vahim gelişmeye, anılan tasarıya karşı duyarlı olmaya ve mücadele etmeye, hukuka sahip çıkmaya çağırıyoruz. Dünyanın en büyük savunma örgütü olan İstanbul Barosunun, tarihi bir görev ve sorumluluk bilinci ile arabuluculuk yasa tasarına karşı kararlılıkla direneceğini, mücadele edeceğini, demokratik ve meşru gücünü sonuna kadar kullanacağını, mesleği, meslektaşları, vatandaşın hak ve hukukunu sonuna kadar koruyacağını kamuoyunun bilgisine saygı ile sunarız
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


