Çocuk ve Medya
Çocuk ve Medya
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezince düzenlenen ‘Çocuk ve Medya’ konulu panel, 20 Nisan 2018 Cuma günü saat 13.30’da Baromuz Konferans Salonunda yapıldı.
İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Av. Ayşegül Demirkale, açılışta yaptığı konuşmada, Merkezin yeni bir anlayışla yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Bugünkü toplantıda, medyada yer alacak çocuklarla ilgili haberlerde dikkat edilmesi gereken hususların uygulamacılar tarafından ele alınacağını belirten Demirkale, gelinen noktada kamu gücünün, kamu otoritesinin çocuğun zarar görmesinin önlenmesi açısından tartışılması gerektiğini bildirdi. Demirkale, “Bu nedenle kamu otoritesinin kullanımından kaynaklanan eksik ve yanlışlarda veya yasal düzenleme kaynaklı eksikliklerden kaynaklı çocuklarda oluşan zararlara ilişkin davaların takibi noktasında da özen gösteriyoruz” dedi.
Panelin ilk oturumunu İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi, Çocuk ve Kadın Hakları Merkezleri Koordinatörü Av. Aydeniz Alisbah Tuskan yönetti.
Birleşmiş Milletlerin, Çocuk hakları sözleşmesiyle, çocukların korunması, eğitimi ve gelişmesi için sözleşmeyi imzalayan devletlere çeşitli ödevler ve yükümlülükler verdiğini belirten Tuskan, “Bu çerçevede bakıldığında çocuk ve medya bizim için en önemli konulardan birisidir. Burada medya çalışanlarının ve özellikle medya yöneticilerinin çocuk haberine bakış açısı çok önemli” dedi.
Çocuk Hakları Merkezinin gönüllülük esasına dayalı olarak hizmet verdiğini hatırlatan Aydeniz Tuskan, şunları söyledi: “Bütün sorumluluk bir avuç insanın omzuna yüklenmiştir. Kendi güçlerinin üzerinde özveriyle çalışan Merkez Başkanı, Başkan Yardımcısı, Genel Sekreter ve Yürütme Kurulu Üyeleriyle tüm merkez çalışanlarına teşekkür ediyorum. Açılan davaları izlemek, müdahil olmak, ülke çapındaki adliyelerde görev yapmak, bu konuda raporlar hazırlamak ve sonuçta basınla bunu paylaşmak gerçekten çok önemlidir”.
İki oturum halinde düzenlenen panelin ilk oturumunda ‘Medyada Çocuk Haberciliği’ konusu ele alındı.
Cumhuriyet Gazetesi Muhabiri Figen Atalay, mesleğe başladığında kendisine alan olarak çocuk haberciliğini seçtiğini, ilk zamanlar yoksul ve engelli çocukların eğitime erişmesi, daha sonra suça itilen çocuklar, ceza evindeki çocuklar, sokak çocukları, çalışmaya zorlanan çocuklar, erken evlendirilen çocukların bu alana eklendiğini söyledi.
Atalay, aslında önemli olanın çocuk haberlerinin nasıl yapıldığı, haberin içeriğinin nasıl kurgulandığı, nasıl başlık atıldığı, nasıl görseller kullanıldığı ve hangi kelimelerin özenle kullanıldığına bakılması gerektiğini bildirdi. Figen Atalay, habercilik anlayışına ilişkin kendi meslek hayatından bazı örnekler verdi.
TRT Muhabiri Dr. Engin Başçı, TRT’nin kamu yayıncılığı yapan bir kurum olarak, özel televizyonların, basının içinde bulunduğu konum gibi iktidar odaklarıyla çok bağlantılı bir şekilde yayıncılık ve habercilik yaptığını söyledi. Bunun da halkın haber alma hakkı, doğru haber alma hakkı, bilgilenme hakkını gerçekten engelleyici, zedeleyici bir ortam yarattığını belirten Başçı, “TRT bir rehber olduğu için önemli. Herkese seslenmek zorundadır, çünkü herkesin finanse ettiği bir kamu kurumudur” dedi.
Çocuk haberlerini yaparken çocuğa biraz tepeden bakıldığını, onun birey olarak görülmediğini, çocuk haberlerinde sorgulayıcı, eleştirel ve farkındalık yaratan bir yöntemin benimsenmesi gerektiğine vurgu yapan Engin Başçı, bu tür tartışma ortamlarının eğitici olduğunu, gazetecinin de eğitime ihtiyacı bulunduğunu, gazeteci işlevini mesleğine yansıtamadığı zaman görevini yeterince yapmamış olduğunu sözlerine ekledi.
CNNTÜRK Muhabiri – Yazar Göksel Göksu, özellikle kadın ve çocuk haberlerinde tarafsız olduğunu düşünmediğini, mağdurdan yana, şiddet gören bir kadın varsa kadından yana taraf olduğunu, hatta bu tür haberlerde tam taraf olmak gerektiğine inandığını, çünkü önü alınamayan bir süreçle karşı karşıya kalındığını söyledi.
Şiddete uğrayan kadın ve cinsel istismara uğrayan çocuklarla ilgili yapılacak haberlerde dikkat edilmesi gereken hususlar üzerinde duran Göksu, yaptığı haberlerle ilgili bilgi verdi ve değerlendirmelerde bulundu.
Gazeteci Melis Alphan, Türkiye’de nüfusun üçte birinden fazlasının 18 yaşın altında çocuklardan oluştuğunu, ancak bakıldığında egemen medyada bu geniş kitleyle ilgili pek bir şey görülmediğini söyledi.
Alphan, genelde olumsuz bir durum olduğunda çocuk öznesinin karşımıza çıktığını, çünkü egemen medyanın pek çok grubu dışladığı gibi çocukları da dışladığını vurguladı. Reyting uğruna çocuklarla ilgili yapılan haberlerle çocukların hak ihlaline uğrayabildiklerini, bu tür haberleri yapanların çocuk haklarından habersiz olduklarını belirten Melis Alphan, “Bu konuda toplumun da zaafları var. Çocukları çok sevdiğimizi söylüyoruz, ancak onları birey yerine koymuyoruz. Çocuk istismarları konusunda medya görevini yapmıyor. Olay yargıya intikal ediyor, ancak hâkimler, savcılar ve avukatlar da çocuk hakları konusunda yeterince bilinçli değiller” dedi.
Soru-cevap bölümünden sonra ‘Medyada Çocuk Hak İhlalleri, Hukuksal ve Psikolojik Değerlendirme’ konulu ikinci oturuma geçildi. Bu oturumu İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Aşkın Topuzoğlu yönetti.
Yetişkinlerin çocuklara, toplumda fayda görecekleri, topluma saygılı birer birey olarak yetenekleri ölçüsünde yetişebilmeleri için bugün onlar için yerine getirilmesi gereken yükümlülükler bulunduğunu belirten Topuzoğlu, “Bizim onlara güzel bir gelecek sağlama zorunluluğumuz var. Onların da bizlerden istekleri var. ‘Güzel bir dünya bırakın bize’ diye şarkıları bile var” dedi. Topuzoğlu özetle şunları söyledi: “Halkın habere alma hakkı var, medyanın bilgilendirme yükümlülüğü var, bir de yasal düzenlemeler var. Burada bu sınırı bize çocuğun öncelikli yararı ilkesi çizecek. Eğer çocuğun öncelikli yararı o haberin yapılmasını gerektiriyorsa, haber yapılır, gerektirmiyorsa yapılmaz”.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hukuk Danışmanı Av. Gökhan Küçük, medyada çocuk hakları ve hak ihlallerine ilişkin bir sunum gerçekleştirdi.
Türkiye’de çocuklarla ilgili istatistiklerin gerçeği yansıtmadığını belirten Küçük, reklamlarda oynatılan çocukları tüketici olarak görme alışkanlığı bulunduğunu, çocukların filmlerde, dizilerde oynatılmasına ilişkin özel bir mevzuat bulunmadığını söyledi. Gökhan Küçük, çocukların anayasa, Basın Kanunu, RTÜK, Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu, Tüketici Kanundaki bazı hükümler çerçevesinde korunmaya çalışıldıklarını anımsattı.
Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi Psikolog Dr. Müge Kiremitçioğlu Öztürk de çocukların hak ihlallerini psikolojik açıdan değerlendirdi.
Çocuk hak ve ihlallerinin çor genişi bir konu olduğunu vurgulayan Öztürk, medyaya konu olan çocukların yanı sıra medyayı izleyen çocukların da bulunduğunu, çocukların izlememeleri gereken yayınları izlediklerini bildirdi. Çocuk istismarlarında, suça sürüklenen çocuklar olaylarında ailelerin de travma yaşadıklarını belirten Öztürk, konuya ilişkin örnek vaklar üzerinde değerlendirmelerde bulundu.
Soru cevap bölümünden sonra panel sona erdi. Oturum sonlarında konuşmacılara birer plaket verildi.


