Çocuk İstismarı Sadece Ceza Artışı İle Önlenemez
Çocuk İstismarı Sadece Ceza Artışı İle Önlenemez

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nin Türk Ceza Kanunu ve Bazı kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı Hakkındaki Görüşü
Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan “Türk Ceza Kanunu ve Bazı kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı” 09.04.2018 tarihinde TBMM ne sunulmuştur. Tasarıdaki genel gerekçeye göre “ Yeni ceza adalet sisteminin uygulandığı yaklaşık 13 yıllık süre içinde ortaya çıkan ihtiyaçlar dikkate alındığında çocuklara karşı işlenen istismar suçu ile daha etkin mücadele edebilmek amacıyla ilave bir takım önleyici tedbirlerin alınması ve cezaların arttırılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır” Bu çerçevede çocukların istismarına ilişkin suçların cezaları önemli oranda artırılmakta yargılama aşamasında ve sonrasında uygulanacak ilave tedbirler ve hak yoksunlukları düzenlenmekte ve bu suçlara özgü yeni koşullu salıverilme süreleri belirlenmekte böylece hukuk devletinin temel amaçlarından olan bireyin korunması ve toplum güvenliğinin sağlanması hedeflenmektedir” belirlemesi yapılmıştır
Tasarıya göre
• 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu “Devlet Memurluğuna alınacaklarda özel ve genel şartlar başlıklı “48 maddeye “çocukların cinsel istismarından mahkum olmama hali “ devlet memurluğuna atanma koşulları arasında sayılmıştır
• TCK 62 maddesinde yer alan takdiri indirim nedenlerinin gerekçeli olması zorunluluğu getirilmiştir.Yine bu halde Müebbet hapis cezası verilmesi hallerinde mevcut yasadaki yirmibeş yıllık süre, kırk yıl olarak uygulanır denmiştir.
• Çocukların cinsel istismarını düzenleyen TCK 103 maddeye göre çocukların cinsel istismarı suçunun nitelikli hallerine ceza artışı ve müebbet hapis cezası getirilmiş , bu maddeye göre verilecek sonuç cezanın kırk yıldan fazla olamayacağı belirtilmiştir. TCK 103. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralardaki tanımlanan hallerden biri ağırlaştırıcı sebebinde yaş sınırı oniki değil onbeş yaş olmalıdır.
• TCK 227 maddeye göre çocuğu fuhşa teşvik edenlere adli para cezası alt sınırı getirilmiştir
• 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun Mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri başlıklı 108 maddesine göre çocuğa karşı işlenen bir suç nedeniyle koşullu salıverilme ağırlaştırılmış müebbette elli yıl müebbet hapis cezasında kırk yıl olarak belirlenmiş, cinsel isteğin tıbbi yönden baskılanmasını da kapsayacak şekilde denetim yükümlülükleri , rehabilitasyon programları getirilmiştir
• 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu “kuruma başvuru “ başlıklı 6 maddesinde korunma ihtiyacı olan çocukların bildirim yükümlülüğü kısmına Cumhuriyet Başsavcılığı ve mahkemeler ifadesi ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bildirim ve çocuk ve çocuğun bakımından sorumlu kimselerin de Bakanlığa başvurabileceği getirilmiştir
• 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa ek madde getirilmiş ve buna göre cinsel istismar mağduru çocuklarla ilgili haber ve yayınların kısıtlanması ve mağduriyetin önlenmesi amacıyla adli tıbbi işlemlerin gerçekleştirilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığınca özel merkezler kurulması , cinsel suç faillerinin çalıştırılma yasakları düzenlenmiştir.
Kamuoyunda çocuk cinsel istismar vakalarının tartışılması esas olarak cezaların artması üzerinden gerçekleştiğinden hazırlanan taslağında temelde bu esasa dayandığı görülmektedir. Oysa yukarıda yazdığımız genel gerekçede belirtilen “çocuklara karşı işlenen istismar suçu ile daha etkin mücadele edebilmek amacıyla” hazırlanan kanun tasarısının uygulamada ve yasalarda yer alan boşlukları dolduracak nitelikte olması, çocuk istismarının önlenmesinde esas ciddi bir adımdır
Tasarının hazırlandığı ve kamuoyu ile tartışılmayan dönemde sıklıkla ifade edildiği gibi rıza yaşının 15 olarak korunması, cinsel istismar faillerinin belli işleri yapmaktan yasaklanması olumlu bir düzenlemedir.
Ancak başkaca yasalarda da değişiklik konusunun tasarıda yer alması nedeniyle MK daki evlenme yaşının 18 olarak belirlenmesine dair yasa değişikliği de tasarıya eklenmelidir. Çocukların törenle “evlendirilmesi” ni gerçekleştirenler ve tanıklara ceza uygulaması getirilmelidir.
Bunun yanında Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarında belirtilen ve bu alanda çalışan hukukçuların ısrarla üzerinde durduğu cinsel istismar suçu failinin çocuk olması halinde bu çocuklara sadece TCK 31 maddesinde belirlenen ceza indirimi ile yetinilmesi çocuk ceza adalet sistemine aykırı olduğu konusuna dikkat edilmemiş buna dair herhangi bir düzenleme getirilmemiştir.
Rızaya dayalı cinsel ilişkide fail ile mağdur arasına yaş sınırı (3 yaş gibi)getirilmelidir
Çocuğu fuhuşa teşvik hallerine belirlenen ceza miktarı azdır
Ceza İnfaz kurumlarında yapılacak şartlı salıverilme denetimli serbestlik kişisel ve sosyal iyileştirmeye yönelik rehabilitasyon ve yardım destek çalışmalarının mevcut uzmanlarca gerçekleştirilmesi yeni iş yükü yaratacaktir Zaten yetersiz kadroların artırılmasına dair düzenlemeler ve yeni kadro tesisine dair hüküm düzenlemede yoktur. Ayrıca uzmanların niteliğine ve meslek tanımına ilişkin ayrıntılı belirlemeler yapılmalıdır.
Kimyasal kastrasyon olarak adlandırılan düzenlemenin hükümlünün rızasına dayanmaksızın uzman raporu ertesinde hakim kararına bağlanması ise kişinin bedeni üzerine müdahale niteliğindedir , temel insan haklarına aykırı ve Anayasa 17 madde ihlalidir.
Çocuk Koruma Kanununa getirilen ek maddeler ile cinsel istismar mağduru çocuğun yüksek yararı gerektiriyorsa yayın yasakları ve erişim engelleri , başvuru üzerine ve resen Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilerek uygulamaya konulması ve 24 saat içinde hakim onayına sunulması esası haber alma hakkının ihlali olabileceği gibi özgürlüklere de müdahale niteliğinde sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle hakim kararı ile verilecek kararların içeriği ayrıntılı bir şekilde düzenlemelidir
Sağlık Bakanlığı tarafından kurulan mevcut çocuk izlem merkezlerinin geliştirilmesinin yanında üniversitelerdeki çocuk koruma birimlerinden hizmet alınması esası getirilmiştir. Adliyelerde uygulamaya geçilen AGO olarak adlandırılan adli görüşme odalarının işlevi ise belirsiz olarak bırakılmıştır. Çocuk İzlem Merkezlerinin tüm cinsel suç mağdurlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi niteliğindeki yeni oluşum , hem mekânsal hem de nitelikli personel ,yeterlilik sorununu beraberinde getirecektir. Gerekçeye bakıldığında Sağlık Bakanlığı adeta soruşturma uzmanlığına dönüştürülmektedir.. Bunun yanında “maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının gerektirdiği zorunlu haller dışında soruşturma ve koğuşturmada mağdurun ifadesinin yeniden alınamayacağına dair “ düzenleme, tüm ceza yargılamalarında temel sorun olduğuna göre mağdurların nasıl korunacağı belirsiz bir halde bırakılmıştır. Bu düzenleme mevcut sistemde var olan eksiklikleri gidermekten ziyade yeni bir uygulama gibi sunulmakla beraber açık ve anlaşılır değildir.
Ancak mevcut düzenlemede AGO larda SSÇ lerin ifadesinin alınması gibi hukuka aykırı bir düzenlemenin varlığının yanında ve mağdur ve ssç nin vekil/müdafii ile aynı ortamda bulunması zorunluluğuna dair düzenleme eksikliğinin dikkate alınarak mevcut ÇİM ve benzeri uygulamalarda da vekil/ müdafi zorunluluğu özel olarak belirlenmesi gerekmektedir. Yine bu merkezlerde yer alacak uzmanların nitelikleri ve meslek tanımları özel olarak ayrıntılandırılmalıdır
Çocuk Koruma Kanunu uyarınca kuruma başvuru için Cumhuriyet Savcılığı ve mahkemelerin de ihbar yükümlülüğü kapsamı içine alınması olumludur Ancak özellikle suça sürüklenen çocukların da korunma ihtiyacı olan çocuk kapsamında kabul edilmesi gereken hallerde bu çocukların ceza davasının süjesi olmaları nedeniyle korunma ihtiyacı olan çocuk kabul edilmemelerini/gözden kaçırılmasını ortadan kaldırmak açısından maddenin açıkça SSÇ leri de kapsayacak biçimde genişletilmesi sağlanmalıdır
Gerek mevcut yasal düzenlemelerde gerekse tasarıda çocukların korunması ve suçların önlenmesine dair düzenlemelerin olmaması en önemli eksikliktir. Suçu önleme ve suçla etkin mücadelenin sadece ceza artışı ile sağlanmasının mümkün olmadığı somut gerçekliktir. Bu durum aksine fahiş cezalar nedeniyle “ cezasızlık” haline neden olmaktadır.Yine çocukların korunması ile ilgili olarak müdahale yetkisinide içeren idari bir kurumsal yapı hala söz konusu değildir. Önleme öncelikle idari bir görevdir. Sadece yargılama makamlarına bırakılması doğru değildir. Çocukların tamamı mağdur veya SSÇ lar için SİR düzenlemesi zorunlu kılınmalı ve adil yargılama ile koruma boyutu öne çıkarılmalıdır
Çocuk istismarı ile mücadele partiler üstü bir durumdur Bu nedenle tasarının kamuoyunda tartışılması ertesinde meclisteki görüşmelerde eleştirilerde dikkate alınarak düzenleme değerlendirilmelidir.
İSTANBUL BAROSU ÇOCUK HAKLARI MERKEZİ


