İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Çocuk Hapishaneleri Kapatılmalıdır

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezince düzenlenen ‘Çocuk hapishaneleri’

Çocuk Hapishaneleri Kapatılmalıdır

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezince düzenlenen ‘Çocuk hapishaneleri’ konulu Sempozyum, 26 Nisan 2014 Cumartesi günü saat 10.00’da Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi Konferans Salonunda yapıldı.

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nden sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Aydeniz Alisbah Tuskan’ın kısa sunuşundan sonra Sempozyumun açılış konuşmasını Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Aşkın Topuzoğlu yaptı. Topuzoğlu, çocuklara ilişkin uluslararası ve ulusal mevzuatta yer alan hükümlere ilişkin hatırlatmalar yaptı ve nihayet 2005 yılında Çocuk Koruma kanununa kavuştuklarını, ancak yasaya aykırı uygulamaların devam ettiğini gördüklerini söyledi. Uygulamada Havana Kurallarına aykırılıklara da dikkat çeken Topuzoğlu, Türkiye’de bütünlüklü bir çocuk politikasının bulunmamasından yakındı.

Daha sonra Sempozyum oturumlarına geçildi. “Siyasi Partilerin Çocuk Hapishanelerine Dair Tespitleri ve Çözüm Önerileri” başlığı altında yapılan ilk oturumu İstanbul Barosu Başkan yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu yönetti.

Bu oturumda konuşması beklenen Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Milletvekili Halide İncekara, mazeret bildirdiği için Sempozyuma katılamadı.

Cumhuriyet Halk Partisi Muğla Milletvekili Nurettin Demir, Türkiye’de 23 milyon çocuk bulunduğunu, çocukların önemsenmediğini ve onlar için bir şey yapılmadığını söyledi. Nüfusun %30’unu oluşturan çocukların 1/3’ünün yoksulluk sınırı altında bulunduğunu belirten Demir, çocuk politikasında çifte standart uygulandığını bildirdi. Hapishanelerde yaptıkları incelemelerde işkence, kötü muamele, tecavüz gibi bir takım hukuksuzlukların yaşandığını tespit ettiklerini kaydeden Demir, hapishaneden çıkan çocuklar için hiçbir şey yapılmadığını ve çocukların dışarıda travmalar yaşadıklarını anlattı. Çocuk hapishanelerini Türkiye’nin geleceği için en büyük sorun olarak gördüklerini ifade eden Demir, parti olarak ‘Çocuk Hapishaneleri Kapatılsın’ kampanyasını desteklediklerini sözlerine ekledi.

Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Av. Levent Tüzel, Türkiye’de adalet ve çocuğun iki sorunlu alan olduğunu, çocuklarla ilgili sorunların içler acısı olduğunu söyledi. Çocukların cezalandırılması için mahkemeler kurulması, cezaevleri yapılmasının çok yanlış bir politika olduğuna işaret eden Tüzel, çocukların özgürlüğünü kısıtlamanın en son düşünülecek bir şey olduğunu, onları cezalandırmak yerine daha değişik önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı. Pozantı, Antalya, Şakran gibi cezaevlerinde yaptıkları incelemelerde tespitlerde bulunduklarını hatırlatan Tüzel, ç ocuklarla ilgili sürdürülen devlet politikasının çok yanlış olduğunun altını çizdi.

Sempozyumun ikinci oturumunda Suça Sürüklenen Çocuk: Yargılama ve İnfaz Uygulamaları konusu üzerinde duruldu. Bu oturumu Av. Bahri Bayram Belen yönetti. İstanbul 4. Çocuk Mahkemesi Hâkimi Hacer Dönmez konuşmasında, ‘Çocuk’ ve ‘Cezaevi’nin bir arada olmaması gereken iki kavram olduğuna dikkat çekti. ‘Çocuk Suçlu’ kavramını da kabul etmediğini belirten Dönmez, asıl çocuğu suça sürükleyen nedenler üzerinde durmak gerektiğini bildirdi. Uygulamadan çeşitli örnekler anlatan Dönmez, çocuğun bilerek suç işleyemeyeceğini, cezanın bir çözüm olmadığını, cezaevi yerine iyileştirme yerlerinin açılması ve çocuğun hayata kazandırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

İstanbul Anadolu 3. Çocuk mahkemesi Hâkimi Mustafa Uçanoğlu, çocuk sorununun tespiti için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının sahaya inip tarama yapması gerektiğini, bunu yapamamanın mazeretinin bulunmadığını, acilen bu tespitin yapılması gerektiğini söyledi. Türkiye’deki çocuk sorunuyla ilgili herkesin yaşam koçluğu yapması gerektiğinin altını çizen Uçanoğlu, bunun için tüm disiplinlerin organize olmaları gerektiğini belirtti. Suça sürüklenen çocukların korunması için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğine dikkat çeken Uçanoğlu, Yargıtay’da Çocuk dairesi kurulmasını ve suç işleyen çocuklar hakkında ‘davanın açılmasının ertelenmesi’ kuralının uygulanmasını önerdi.

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü Eğitim Şubesi Tetkik Hâkimi Mustafa Doğan, İnfaz Kanununun getirdiği yenilikler ve cezaevlerindeki çocuk sayısı hakkında bilgi verdi. Mevcutların yeterli olmadığını ve yeni infaz kurumlarının açılması gerektiğini vurgulayan Doğan, uluslar arası ve ulusal kurumların cezaevlerinde zaman zaman denetlemeler yaptıklarını, çocuklara yönelik iyileştirme çalışmalarına devam ettiklerini, Milli Eğitim ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile işbirliği yapmayı planladıklarını anlattı.

Sempozyumun üçüncü oturumunda suça sürüklenen çocukların hakkında tedbir ve destek mekanizmaları konusu ele alındı. Bu oturumu İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Abalı yönetti. Uzman Psikolog Gülçin Şenyuva, herkesin çocuk sorununun etrafında dolaştığını, kendi alanında düşündüğünü, aslında sorunu ortaya koyup bütün tarafların bir araya gelerek çözüm üretmesi gerektiğini bildirdi.

İstanbul Denetimli Serbestlik İl Müdürlüğü Sosyal Hizmet Uzmanı Hasret Torun, denetimli serbestlik kurumunun AB’ye uyum sürecinde 2005 yılında faaliyete geçtiğini belirtti ve kurumun görevleri ve çalışmaları hakkında bilgi verdi. Denetimli serbestliği ‘alternatif bir çözüm’ olarak niteleyen Torun, buna göre kişinin cezasını toplum içinde çekmesinin öngörüldüğünü bildirdi.

Kartal Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri 1. İzleme Kurulu Üyesi Sevilay Malkoçoğlu, konuşmasında gözlemlerini ve raporlamalarını anlattı. İzleme Kurulu raporlarının idarece dikkate alındığını belirten Malkoçoğlu, izleme kurullarının çalışmaları hakkında ayrıntılı bilgi verdi.

Çocuk Hakları Bakışıyla Tedbir, Ceza ve İnfaz Hukuku konulu dördüncü oturumu İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Üyesi Av. Ali Onur Güncel yönetti. Bu oturumda konuşan Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Sevgi Usta, ceza yargılama sisteminin, çocuk koruma sisteminden daha iyi çalıştığını söyledi. Çocukların sosyal adalet mağduru olduklarını belirten Usta, suça sürüklenen çocukların aile yapılarının bunun kanıtı olduğunu bildirdi. Çocuk koruma sistemi hakkında ayrıntılı bilgi veren Usta, çocuk sorununu çözmek için tüm tarafların birlikte hareket etmeleri gereğine inandığını kaydetti.

Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Eylem Aksoy, uluslar arası sözleşme ve kurallar açısından çocuk ceza hukukunu ele aldı. Çocuk mahpusların temel hak ve özgürlüklerinin korunması gerektiğini belirten Aksoy, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesinin raporları ile ülkemiz uygulama mevzuatlarının örtüşmediğine dikkat çekti. Çocuğun yaşam hakkı ve vücut bütünlüğünün korunması, intihar eğilimi varsa önlemlerin alınması gerektiğine işaret eden Aksoy, fiziksel ve ruh bütünlüklerinin korunabilmesi için koğuş sisteminden vazgeçilmesinin kaçınılmaz olduğuna vurgu yaptı.

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi sekreteri Av. Selmin Cansu Demir de çocuklara hukuki destek sağlamak için yaptıkları bir çalışma hakkında açıklamalarda bulundu.

Sivil toplum bakışıyla çocuk hapishaneleri, sorunlar ve çözüm önerileri konulu Sempozyumun son oturumunu İstanbul Barosu Yönetim kurulu Üyesi Av. Aydeniz Alisbah Tuskan yönetti. Bu oturumda konuşan Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Temsilcisi Zafer Kıraç, sivil toplum temsilcilerinin cezaevlerinde inceleme yapmasına Adalet Bakanlığınca izin verilmemesinden yakındı. Ekranda yer alan Silivri Cezaevi Kampusunun resmini işaret eden Kıraç, 2017 yılına kadar daha buna benzer 64 kampusun yapılmasının planlandığını ve 350 bin kişinin daha bu depolara kapatılacağını öne sürdü. Islahevlerinin kapatılmasını ve çocukların kampuslara konulmasını eleştiren Kıraç, kapalı alanların şiddet ürettiğini, cezaevi çalışanlarına tecrit uygulamasından vazgeçilmesini ve infaz koruma memurlarının da eğitilmesini istedi.

Türkiye İnsan Hakları Kurumu Üyesi ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Levent Korkut, Türkiye İnsan Hakları Kurumunun kuruluş çalışmaları hakkında bilgi verdi. Çocukların konulduğu kampus sistemine son verilmesi ve yeniden ıslahevleri sistemine dönülmesini isteyen Korkut, çeşitli hapishane modüllerinin bulunduğu kampus sisteminde cezaevi çalışanlarının da uzmanlaşması ve sayılarının artması, daha çok pedagog, psikolog,  sosyolog istihdam edilmesi gerektiğini belirtti. Korkut, tutukluluk süreleri ve koşullarının iyileştirilmesi ve çocuklar için tutukluluğa hiç başvurulmaması gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı üyesi Nevin Özgün, çocuğa saygı göstermeyi ön plana almak gerektiğini, bunun adil bir ülkenin göstergesi olduğunu belirtti ve Birleşmiş milletler raporlarının buna özen gösterdiğini söyledi. Tahliye sonrası çocukların rehabilitasyonu konusunda çalışmalar yaptıklarını belirten Özgün, suçu merkeze koyan bir politika yürütüldüğünü ve bundan vazgeçilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Çağdaş Avukatlar Derneği İstanbul Şubesi Üyesi Av. Güçlü Sevimli, sorunların kaynağında devletin bir bütün olarak güttüğü politikanın yattığını söyledi. Hapishanelere kolay kolay girilemediğinden yakınan Sevimli, hapishanelerde en önemli sorunun işkence ve kötü muamele olduğunu, hapishanelerin bağımsız izlemeye açılması gerektiğini bildirdi. İzleme kurullarının raporları gizli olduğu için, bunların kamuoyu tarafından bilinmediğini belirten Sevimli, mevcut haliyle izleme kurullarının tarafsız olamayacağını, bu kurulların yapısının tartışılması gerektiğini vurguladı.

TOHAV Özgürlükçü Hukukçular Derneği Üyesi Av. Veysi Eski, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin insan hakları örgütlerine önemli görevler yüklediğini, bunlar dikkate alınmadıkça ulusal mevzuatla hiçbir sorunu çözmenin mümkün olmadığını bildirdi.

İnsan Hakları Derneği Genel Başkan Yardımcısı, ‘Çocuk Cezaevleri Kapatılsın’ Girişimi Sözcüsü Av. Hasan Erdoğan, çocuklara cezaevinde işkence yapıldığını, işkence yapıldığı belli olmasın diye çocukların doktor muayenesine çıkarılmadıklarını söyledi. Çocuk tutukluluğunu ‘temel sorun’ olarak niteleyen Erdoğan, tutukluluğun derhal kaldırılmasını, çocuklara kelepçe takılmamasını ve hücre cezası verilmemesini istedi. 28 sivil toplum ve 2 barodan oluşan bir bileşen oluşturduklarını belirten Erdoğan, 5 ilde girişim koordinasyonu oluşturduklarını anlattı. Erdoğan, ‘Çocuklarda tutukluluk kalktığı zaman, zaten hapishaneler de kendiliğinden kapanacaktır’ dedi.

Konuşmaların tamamlanmasından sonra İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Av. Ayşenur Demirkale, satır başları halinde toplantının genel bir değerlendirmesi olan SONUÇ BİLDİRGESİ’ni sundu.

Sempozyumun oturum aralarında konuşmacılara birer Teşekkür Belgesi sunuldu. Sempozyumun sonunda ise katılımclara birer Katılım Belgesi verildi.

Ø  SONUÇ BİLDİRGESİ İÇİN TIKLAYINIZ 

Galeri

Kategori:Haberler
Çocuk Hapishaneleri Kapatılmalıdır | İstanbul Barosu