Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar Kapsamına İlişkin Mevzuatta Yasa Değişikliği Önerisi

Türk Ceza Kanunu’nda Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar kapsamında ve kapsamla ilgili diğer mevzuatların muhtelif maddelerine ilişkin İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı / Ceza Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Sayın Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu’nun ortak çalışması ile ilgili yasama yürütme birimlerine gönderilmek üzere yasa değişiklik öneri çalışması hazırlandı.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Cinsel suçlar temelinde kadına yönelik şiddetin önlenebilmesi ve kadın erkek eşitliğinin uluslararası sözleşmeler dikkate alınarak sağlanabilmesi için Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve ilgili diğer mevzuatların muhtelif maddelerine ilişkin İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı / Ceza Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Sayın Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu’nun ortak çalışması ile hazırlanan önerilerimiz gerekçeleriyle birlikte ilişikte sunulmuştur. Gereğini bilgilerinize arz ederiz.
İSTANBUL BAROSU
KADIN HAKLARI MERKEZİ
GENEL GEREKÇE
Kadın Hakları, insan haklarıdır. Şiddet, kadının insan haklarına karşı ağır bir ihlal oluşturmakta, hak ve özgürlüklerin kullanılmasını zayıflatmakta veya kaldırmaktadır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 20 Aralık 1993 tarihli ve 44/104 sayılı ‘Kadınlara Karşı Şiddetin Tasfiye Edilmesine Dair Bildiri’ sinin Başlangıç bölümünde:
“Kadınlara karşı şiddetin, erkekler ve kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkilerinin tarihsel bir göstergesi olduğunu ve bu güç ilişkisinin erkekler tarafından kadınlar üzerinde egemenlik kurulmasına ve kadınlara ayrımcılık yapılmasına yol açtığını ve kadınlara karşı uygulanan bu şiddetin erkeklerle karşılaştırıldığında kadınları zorla bağımlı bir konuma sokan çok önemli toplumsal mekanizmalarından biri olduğunu kabul ederek,” denilerek, kadına karşı şiddetin önlenmesinin uzun bir süreç olduğunun kabul edildiğini göstermiştir. Süreç çok yönlü ve uzun olmakla birlikte, aynı zamanda “Kadına Şiddetin Önlenmesi” acil bir gerekliliktir. Bu gereklilik 4-15 Eylül 1995 tarihinde toplanan Dördüncü Dünya Kadın Konferansına yansımış ve Pekin Deklarasyonu ve Eylem Planı içinde yer almıştır. Pekin Deklarasyonu 29. Maddesi ile “Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik her türlü şiddeti önlemeye ve ortadan kaldırmaya” yönelik hükmü koymuş, son derece ayrıntılı düzenlediği eylem planında da konuya açıklık getirmiştir. Pekin Deklarasyonu Eylem Planının 124. kısmında devletlere yüklediği yükümlülüklerden bir tanesi de;
“Şiddetin önlenmesine ve suçluların kanuni takibine önem vererek, kadınlara yönelik şiddetin yok edilmesinde etkin olmalarını sağlamak amacıyla yasalar kabul etmek ve/veya uygulamak, düzenli olarak gözden geçirmek ve incelemek,....” şeklindedir.
Bu çalışmalar “Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi” konusunu “acil gereklilik” olarak uluslararası ve ulusal düzeye sokmuş ve şiddete ilişkin düzenlemeler hız kazanmıştır.25.10.2007 yılında hazırlanan Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi ile de “çocuklara karşı işlenen cinsel suçların önlenmesini, faillerin kovuşturulmasını ve çocuk mağdurların korunmasını sağlayacak kapsamlı ve etkili tedbirlerin getirilerek çocukların cinsel sömürü ve cinsel istismara karşı korunmasını” hedeflemiştir.
Son olarak İstanbul, 11.05.2011 hazırlanan, ilk imzacılardan olan ülkemiz tarafından da imzalanan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” aynı prensipleri son derece ayrıntılı olarak düzenlemiştir. Bu sözleşme özellikle kadın ve çocuklara yönelik şiddetin önlenmesi için özel olarak hazırlanan en son ve en kapsamlı sözleşmedir. Sözleşme ile; “Şiddetin önlenmesinin çok yönlü bir çalışma olduğunu, toplumsal cinsiyete duyarlı kapsamlı ve eşgüdümlü politikalar üretmenin; veri toplamanın önemini; şiddeti önlemede farkındalığı artırmanın, eğitimin, önleyici müdahale ve tedavi programlarının, özel sektör ve medyanın yerini; koruma ve destekte uzman desteğinin, sığınma evlerinin, 7-24 telefon yardım hatlarının, cinsel şiddet mağdurlarına verilecek desteği, aile içi şiddet tanığı çocukları koruma ve desteğin zorunluluğunu özellikle de birimlerin koordineli çalışması gereği” hüküm altına alınmıştır. Sözleşmenin 5. Bölümünde düzenlenen ‘Maddi Hukuk’ başlığında hukuk davaları ve başvuru yolları, tazminat, velayet, ziyaret hakları, zorla evliliklerin hukuki sonuçları, psikolojik şiddet, taciz, fiziksel şiddet, tecavüz dahil olmak üzere cinsel şiddet, zorla evlendirme, kadın sünneti, zorla kürtaj ve zorla kısırlaştırma, cinsel taciz, yardım ve yataklık etme ve girişim, sözde “namus” adına işlenen suçlar dahil olmak üzere, kabul edilemez gerekçeler, cezai suçların tatbiki, yargı yetkisi, yaptırım ve tedbirler, ağırlaştırıcı sebepler, diğer tarafça verilen hükümler ve zorunlu alternatif uyuşmazlık çözüm usulleri veya hükümlerinin yasaklanması maddeleri ile yapılması gerekenler belirtilmiştir.
Dolayısı ile “Kadına Karşı Şiddeti Önlemede” İstanbul Sözleşmesi çok büyük bir öneme sahiptir. Bu sözleşmeyi ilk kez imzalayan ülkelerden biri olarak sözleşmeye uygun yasal düzenlemeler “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” nun kabulü ile başlamıştır.
Bu kapsamda İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak ceza vermenin ve cezaları artırmanın şiddeti önlemede sınırlı etkisinin de bilincinde olarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda ve ilgili olduğu diğer kanunlarda kadını ilgilendiren hükümlerle ilgili İstanbul Sözleşmesine uygun bir takım değişikliklerin yapılmasının zorunlu olduğu inancı ile işbu değişiklik önerilerimizi bilgi ve görüşlerinize sunuyoruz.
TÜRK CEZA KANUNUNDA “CİNSEL DOKUNULMAZLIĞA KARŞI SUÇLAR” KAPSAMINDA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ İLE YİNE BU KAPSAMLA İLGİLİ TÜRK MEDENİ KANUNU, CEZA İNFAZ YASASI, CEZA MUHAKEMESİ KANUNU VE 6284 SAYILI YASADA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA GÖRÜŞLERİMİZ
MADDE 1- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 124. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
A. Ehliyetin koşulları
I. Yaş
MADDE 124- Kadın veya erkek onsekiz yaşını doldurmadıkça evlenemez.
Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onyedi yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.
MADDE 2- 5287 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Nitelikli haller
Madde 82- (1) Kasten öldürme suçunun;
a) Tasarlayarak,
b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,
c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,
d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı,
e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı,
g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,(1)
i) (Ek:29/6/2005 - 5377/9 md.)Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle,
j) Kan gütme saikiyle,(2)
k) Töre veya namus saikiyle,(2)
İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
MADDE 3- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Kasten yaralama (3)
Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî
müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(3) Kasten yaralama suçunun;
a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,
b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silahla,
f) Kadına karşı cinsiyet ayrımcılığı nedeni ile
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
MADDE 4- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Cinsel saldırı
Madde 102-
(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikayeti üzerine 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi durumunda, 10 yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.
(3) Suçun;
a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
b) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı,
d) Silâhla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
e) İnsanların toplu bulunduğu yerlerde, bu halin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.
(4) Suçun işlenmesi sırasında mağdurun direncinin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesinde cebir kullanılması durumunda kişi ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı cezalandırılır.
(5) Suçun sonucunda mağdurun beden sağlığının bozulması halinde ??? yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
MADDE 5- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Çocukların cinsel istismarı
Madde 103-(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, 4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın 12 yaşını doldurmamış olan çocuklara karşı işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır. Cinsel istismar deyiminden;
a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
c) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri vermesi ya da bunların içeriğini göstermesi, okuması, okutması veya dinletmesi,
d) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösterilmesi, görülebilecek şekilde sergilenmesi, okunması, okutulması, söylenmesi, söyletmesi anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, 12 yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
(3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
(7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
MADDE 6- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Reşit olmayanla cinsel ilişki
Madde 104- (1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fail mağdurdan üç yaştan daha büyük ise, şikayet koşulu aranmaksızın, cezası iki kat artırılır.”
Madde 7- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na 104 A maddesi eklenmiştir.
Ensest
Madde 104 A-Her kim, altsoyundan biri ile cinsel ilişkide bulunursa beş yıl hapis cezası ile cezalandırılır.
B-Birbirleri ile cinsel ilişkide bulunan kardeşler de beş yıl hapis cezası ile cezalandırılır.
C-Her kim, evlat edinen de dahil üst soy ile cinsel ilişkide bulunursa dört yıl hapis cezası ile cezalandırılır.
D-Amca, Dayı Hala ve Teyze ile yeğenleri arasında cinsel ilişki dört yıl hapis cezası ile cezalandırılır.
E-Akrabalık ilişkisi sona erdirilmiş olsa dahi bu hüküm uygulanır.
MADDE 8- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Cinsel taciz
Madde 105- (1) Ergin bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında mağdurun şikayeti üzerine 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/13 md.) Bu fiiller; hiyerarşi, kamu görevinin verdiği güçten ya da hizmet veya eğitim ve öğretim ilişkisinden ya da aile içi ilişkiden, 3. derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisinden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlendiği ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlendiği yahut 3 defadan fazla tekrarlanması halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise, verilecek ceza bir yıldan az olamaz.
MADDE 9- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 225. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Hayasızca hareketler
MADDE 225. - (1) Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan, aleni yerlerde rıza dışı müstehcen fotoğraf çeken, görüntü kaydeden kişi, 2 yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fotoğraf çeken ya da görüntü kaydeden kişilerin bu verileri ifşa etmesi halinde verilecek ceza bir kat arttırılır.
Madde 10- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
A ve b bentleri 103. Maddenin c ve d bentleri oldu.
Müstehcenlik
Madde 226- (1) Müstehcen görüntü, yazı, sözleri içeren ürünleri
a) içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz eden,
b) Bu ürünleri, bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında, satışa arz eden, satan veya kiraya veren,
c) Bu ürünleri, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak veren veya dağıtan,
d) Bu ürünlerin reklamını yapan,
Kişi, altı aydan 2 yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi, beş yıldan az olmamak üzere beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(5) Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(6) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(7) Bu madde hükümleri, bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz.
MADDE 11- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 227. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Fuhuş
Madde 227-1)a) Çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhuşuna aracılık eden kişi, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Çocuğun 15 yaşından küçük olması halinde verilecek ceza iki katı oranında artırılır. Bu suçun işlenişine yönelik hazırlık hareketleri de tamamlanmış suç gibi cezalandırılır.
b) Çocukla fuhuş yapan kişi ayrıca dört yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanması, fuhşa teşvik sayılır.
(3) (Mülga: 6/12/2006-5560/45 md.)
(4) Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi hakkında yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
(5) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların eş, üstsoy, kayın üstsoy, kardeş, evlât edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(6) Bu suçların, suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(7) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(8) Fuhuşa sürüklenen kişi, kamu sağlığını tehlikeye düşürecek ise tedaviye veya psikolojik terapiye tabi tutulabilir.
MADDE 12- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 230. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören
Madde 230- (1) Evli olmasına rağmen, başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kendisi evli olmamakla birlikte, evli olduğunu bildiği bir kimse ile evlilik işlemi yaptıran kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Evlenmenin butlanı sonucunu doğuracak hususlarda gerçeği saklamak suretiyle bir başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(4)Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçlardan dolayı zamanaşımı, evlenmenin iptali kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
(5) Aralarında evlenme olmaksızın, evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir. Ancak, medeni nikah yapıldığında kamu davası ve hükmedilen ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
(6) Evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren belgeyi görmeden bir evlenme için dinsel tören yapan kimse hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.
MADDE 13- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 233. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali
Madde 233-(1) Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikâyet üzerine, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Velâyet hakları kaldırılmış olsa da, maddî ve manevî özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
MADDE 14- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 287. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Genital muayene
Madde 287- (1) Yetkili hakim ve savcı kararı olmaksızın, kişiyi genital muayeneye gönderen veya bu muayeneyi yapan fail hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Bulaşıcı hastalıklar dolayısıyla kamu sağlığını korumak amacıyla kanun ve tüzüklerde öngörülen hükümlere uygun olarak yapılan muayeneler açısından yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.
(3 ) Kişinin kendi istemi dışında herhangi bir sebeple bekaret kontrolüne gönderen veya bekaret muayenesi yapan kişi hakkında halinde üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
MADDE 15- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesi 16. bendi eklenmiştir.
107. madde 16. Bend:
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilmiş olanlar 36 yılını müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar 30 yılını, süreli hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar cezalarının 3/4’ünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.
MADDE 16- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 51. maddesine 9. bend eklenmiştir.
Madde 51-
(9) Hapis cezasının ertelenmesi hükümleri, cinsel dokunulmazlığa karşı suçların işlenmesi durumunda uygulanmaz.
MADDE 17- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine 15. Bend eklenmiştir.
231. madde 15. Bend:
…. Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, cinsel dokunulmazlığa karşı suçların işlenmesi durumunda uygulanmaz.
MADDE 18- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237. maddesinin 1. bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 237-(1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar Türkiye Barolar Birliği, Barolar, Baroların Kadın ve Çocuk Hakları birimleri gerekli gördükleri hallerde kadın ve çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısı ile ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
MADDE 19- 6284 sayılı yasanın 20. maddesinin 2. bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 20-
(2) Bakanlık, Türkiye Barolar Birliği, Barolar, Baroların Kadın ve Çocuk Hakları birimleri mağdurun istemi ve gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir.
MADDE 20- - 5271 sayılı Kanunun 253/3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 253-(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarla, kadına ve çocuğa karşı cinsiyet ayrımcılığı nedeniyle suçlar, şiddet ile aile içi şiddet içeren suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez.
MADDE GEREKÇELERİ:
MADDE 1- ( TMK 124) Madde ile, evlilik yaşının onsekize çıkarılması, böylece çocuk yaşta yapılan evliliklerin önüne geçilmesi ve erken yaşta yapılan evlilikler nedeniyle çocukların karşılaştıkları mağduriyetlerin önlenmesi öngörülmektedir. Bu değişiklik zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması ve Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesinin 18 yaşına kadar bütün bireyleri çocuk kabul eden hükmü ile de uyumlu olacaktır.
MADDE 2- (TCK 82) 5237 sayılı TCK’nun 82. Maddesinde, kasten öldürme suçunun ‘töre saikiyle’ işlenmesi ağırlaştırıcı sebep olarak düzenlenmiştir. Bu halde hüküm her zaman ‘namus cinayetlerini’ kapsamayabilecektir. Zira “töre” ifadesi belli bir bölge ve aşiret yapısı ile ilişkilendirilmektedir. Bu durumda kişisel namus cinayetlerine açık kapı bırakılmaktadır. İstanbul Sözleşmesinin 42. Maddesine uygun olarak bu fıkranın namus cinayetlerinin tamamını kapsayacak şekilde değiştirilmesi veya bu yönde uygulanması daha yerinde olacaktır.
MADDE 3- ( TMK 86) TCK’nun 86-89. maddeleri arasında düzenlenen kasten yaralama suçunun sadece ‘üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı’ işlenmesi ağırlaştırıcı sebep olarak öngörülmüş ve bu halde soruşturma ve kovuşturma için şikayet aranmayacağı belirtilmiştir. (m.86/3) Oysa İstanbul Sözleşmesi’nde, kadına yönelik fiziksel ve cinsel şiddet eylemlerinin şikayete bağlı olmaması, uzlaşma kapsamında olmaması gerektiği taraf devletlere bir yükümlülük olarak getirilmiştir. Dolayısı ile TCK’nun 86/3. fıkrası bu yükümlülüğü tamamen karşılamamaktadır. Bu halde kasten yaralama suçunun, kadına karşı cinsel ayrımcılığı nedeni ile uygulanmış olması halinin tamamen uzlaşma kapsamında olmayan ve re’sen kovuşturulan bir suç olarak düzenlenmesi gerekir.
CMK 253/2 fk. Uzlaşma kapsamını şikayete bağlı suçlardan ayrık olarak, şikayete bağlı olsun olmasın kasten yaralama, taksirle yaralama hükümlerini de kapsama almıştır. Her ne kadar 86/3 ayrık tutulmuş olsa da ve de cinsel suçlar uzlaşma kapsamı dışı tutulmuş olsa da kasten yaralama suçunu düzenleyen 86/1-2 fk. 86/3 de yer alan kişilere karşı işlenmesi dışında uzlaşmaya tabi olması bu kişiler dışındaki kadına çocuğa cinsel şiddet dışında ki şiddet eylemleri mağdurlarını uzlaşma kapsamına almış olmaktadır. Dolayısıyla yürürlükteki hüküm uyarınca, örneğin ; sevgilisini veya nişanlısını yaralayan kişi hakkında ağırlaştırıcı sebep uygulanmayacağı için, yaralamanın derecesine göre de şikayete bağlı ve/veya uzlaşma kapsamında kalabilecektir. Yine taksirle yaralama suçunu düzenleyen TCK 89. Md. şikayete bağlı tutulmuş olmakla aynı çekincelerimiz tekrarla, TCK 89/5 fk. gereği bilinçli taksirle işlenmesi şikayete bağlı olmasa da bu suç da TCK 253/2 fk. ile ayrım gözetilmeden tüm fıkraları ile kapsama alınmıştır. İstanbul sözleşmesi uyarınca kadına yönelik şiddet eylemleri hiçbir şeklide uzlaşmaya konu olamaz.
MADDE 4- (TCK 102) Cinsel suçların düzenlendiği 102-105. maddelere bakıldığında, öncelikle çocukların cinsel istismara ilişkin 103, 104 ve 105. maddelerin, Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi’ne uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir.
102 maddeye e fıkrası failin bulunmasında ve mağdurun savunmasındaki zorluk nedeniyle eklenmiştir.
TCK’nun 102/5. fıkrasında düzenlenen ‘suç sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması’ şeklindeki ağırlaştırıcı sebep, basit cinsel saldırı ile nitelikli cinsel saldırı fiillerine uygulanacak yaptırımların orantısız olması sonucunu doğurabilmektedir. Aynı zamanda cinsel saldırı eyleminin vukuunda basit ya da nitelikli ayrımına bakılmaksızın mağdurun ruh sağlığının bozulduğunun kabul edildiği aksi halde cinsel saldırıya uğrayan kişinin bunu ispatı için zorlanmasının yeni bir saldırı niteliği taşıyacağı düşünüldüğünden bu bendin kaldırılması gerekmektedir.
Suçun işlenmesi halinde mağdurun psikolojisinin bozulmasına ilişkin araştırma ve buna bağlı olarak alt limit şartı kaldırılmalıdır. İstanbul sözleşmesi, kadına yönelik şiddetin önlenmesine dair hükümlerin etkin ve caydırıcı olması gerektiğini ifade etmektedir. Bu bakımdan 102. madde kapsamında verilecek cezaların alt ve üst limitleri de artırılmalıdır.
MADDE 5 - (TCK 103) 226. maddenin 1. bendinin a ve b fıkrası 103. maddenin birinci bendinin c ve d fıkrası olarak eklenmiş, 226 maddeden çıkarılmıştır. Zira Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesinde pornografi çocuğun cinsel istismarı olarak düzenlenmiştir. Bu değişiklik ile sanığın iki ayrı maddeden ceza alması yerine, eylemine uyan cinsel istismar suçundan ceza alması uygun olacaktır..
Maddenin düzenlenmesinde çocukların yaşlarına göre bir ayrıma gidilmesi zorunlu görünmüştür. Çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimleri yaşlara göre farklılık arz ettiğinden bu maddede düzenlenen bir suçun kendilerine karşı işlenmesi halinde mağduriyet dereceleri de yaşları azaldıkça artacaktır.
Anne ve babanın çocuğun zorla evlendirilmesi hususunda cezai müeyyide düzenlenilmesi anne ve babanın mevcutta cinsel istismara iştirak suçundan alacakları cezanın azalmasına sebebiyet vereceğinden bu hususta ayrı ve yeni bir düzenleme yapılması kadına yönelik şiddetin cezalandırılmasında aleyhe olacaktır.
Süreli hapis cezasının üst sınırının 20 yıl olması nedeni ile bu suçta üst sınır düzenlenmemiştir.
MADDE 6- (TCK 104) 104. maddede 1. Fıkra aynı şekilde kabul edilmiştir. Madde metninde yer almasa da suçun konusu cebir, hile, tehdit olmaksızın rızaen cinsel ilişkiye girilmesidir. Rızanın olmaması durumunda TCK madde 102 uygulanacağı, ayrıca cinsel istismar var ise fikri içtima kurallarının gündeme geleceği açıktır.
Maddenin ikinci bendine İptal edilen bentte ağırlaştırıcı sebep olarak düzenlenen mağdur ve fail arasındaki beş yaş farkı yerine üç yaş farkı getirilmiştir. Yaş farkının ağırlaştırıcı sebep olarak kabulü, 18 yaşından küçüklerin kurdukları ilişkilerde rıza tartışmalarına farklılık sağlanması yoluyla çözülmesi ve hem de böylece ülkemizde var olan çocuk gelinlerin önlenebilmesi amacına yöneliktir. Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi yaş sınırının cezai olarak arttırım sebebi kabul edilebileceğini net bir biçimde açıklamıştır.
Madde 7- (TCK 104-A) TCK 104. Maddesine a fıkrası eklenerek “ensest”in suç olarak kabul edilmiştir.. Türk Medeni Kanunun 129. maddesi evlenme engelleri başlığı altında aralarında evlenme yasağı olan kişileri açıklamıştır. TMK. Madde 129 “Aşağıdaki kimseler arasında evlenme yasaktır: 1. Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında, 2. Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında,3. Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında.” şeklindedir. Akrabalık sebebi ile evlenme yasağına girenler arasındaki rızaya dayalı cinsel ilişki ülkemizde var olan ensestin önüne geçebilmek için çok önemlidir bu nedenle maddeye akrabalık sebebi ile evlenme yasağına girenler arasındaki rızaya dayalı cinsel ilişkinin cezalandırılmasına ilişkin bir bent eklenmiştir.
Ensest suçu düzenlenirken Alman Ceza Kanunu esas alınmış, aynı zamanda TMK da yer alan evlenme yasağına tabi kişiler de bu kapsama dahil tutulmuştur ancak evlat edinen ile evlatlık arasında evlenme yasağı bulunmasına karşılık evlatlığı zaten alt soy olması nedeni ile ayrıca ifade edilmemiştir.
MADDE 8- (TCK 105) Bu madde kapsamı 18 yaşından büyük reşit kimseler ile sınırlandırılmıştır. Madde kapsamı çocuğa cinsel taciz değil cinsel istismar olacağından çocuklar için 103. madde uygulanmalıdır.
Bu maddenin 2. fıkrasına ağırlaştırıcı nedenler arasına 102/3’de yer alan ancak bu bentde yer almayan ağırlaştırıcı nedenler eklenmiştir.
Aynı zamanda 105. maddede açıklanan cinsel taciz eylemlerinin 3’ten fazla olması yani itiyadi bir hal kazanması halinde verilecek ceza arttırılmalıdır.
MADDE 9 - (TCK 225) Bu maddeye, aleni yerlerde mağdurun rızası olmaksızın müstehcen fotoğraf çeken, görüntü kaydeden kimselerin eylemi de eklenmiş olup suçun cezası arttırılmış, suçun aleni işlenmesi arttırım sebebi kabul edilmiştir.
MADDE 10- ( TCK 226) ) 226. maddenin 1. bendinin a ve b fıkrası 103. maddenin birinci bendinin c ve d fıkrası olarak eklenmiş, 226 maddeden çıkarılmıştır.
MADDE 11 - (TCK 227) Fuhuş başlıklı 227. Maddenin 1. fıkrasında , çocuğu fuhuşa teşvik eden, fuhuşu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuk fuhuşuna aracılık eden kişilere verilen ceza artırılmıştır. Çocuğun 15 yaşından küçük olması halinde bu kişilerin alacağı ceza iki kat artırılmıştır. Çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimleri yaşlara göre farklılık arz ettiğinden bu maddede düzenlenen bir suçun kendilerine karşı işlenmesi halinde mağduriyet dereceleri de yaşları azaldıkça artacaktır. Bu madde kapsamında fuhuşa sürüklenen çocuklar arasında yaş kademelendirmesi yapılmalıdır
Birinci fıkraya b bendi eklenerek “Çocukla fuhuş yapan kişi ayrıca dört yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. “ hükmü getirilerek fuhuş yapana da caydırıcı bir ceza konulması hedeflenmiştir. Modern ceza kanunlarında da düzenleme bu şekildedir.
Son 8. Fıkra ile fuhuşa sürüklenen kişinin ancak kamu sağlığını tehlikeye düşürecek bir durum olması halinde tedavi ve psikolojik terapiye tabi tutulması düzenlenmiştir. Fuhuşa sürüklenen kişilere her türlü ekonomik, psikolojik ve sosyal desteğin istemi halinde verileceği açıktır. Düzenlemenin de bu şekilde olması gerekir. Ancak bunu zorunlu hale getirmek fuhuşa sürüklenen kişiyi suçlu gibi görmeye sebep olacağından kanun tekniği bakımından uygun bulunmamıştır.
MADDE 12 - (TCK 230) Türk Ceza Kanunu’nun “Aile Düzenine Karşı Suçlar”ın düzenlendiği 230-234. maddeleri incelendiğinde bazı değişikliklerin yapılması gerektiği anlaşılacaktır. TCK madde 230/3. fıkradaki, “gerçek kimliğini saklamak suretiyle bir başkasıyla evlenme işlemi yaptıran” şeklindeki suçun unsurları açık, belli değildir. Bu hükümdeki, ‘kimlik’ kavramı ile neyin kastedildiği, hangi bilgilerin saklanması halinde suçun oluşacağı, kanunilik ilkesi de göz önüne alındığında açık, net bir şekilde “evliliğin butlanı veya yokluğu sonucunu doğuracak bilgilerin saklanması” olarak belirtilmiştir.
MADDE 13 - (TCK 233) Bu madde kapsamında verilecek cezaların alt ve üst limitleri artırılmalıdır. Türk Ceza Kanunu’nun Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali suçunun düzenlendiği 233. Maddesinin 3. Fıkrası kanunilik ilkesine uygun değildir. Gerçekten bu fıkraya göre , “velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba” … cezalandırılacaktır. Çocuğun “ahlakının tehlikeye sokulması” kavramı, kanunilik ilkesine aykırıdır. Nitekim Alman Ceza Kanunu’nun aynı suçun düzenlendiği 171. paragrafında sadece “sağlığın bozulması” yaptırıma bağlanmıştır. Alman Ceza Kanunu’nun özen(yardım ve bakım) ve eğitim yükümlülüğünü ihlali başlıklı 171. paragrafına göre, 16 yaşından küçük birine karşı yardım, bakım ve eğitim yükümlülüğünü ağır bir şekilde ihlal ederek korumanın suça yönelik bir yaşam tarzı sürmesi veya fuhuşa sürüklenmesi tehlikesine sebep olan, ruhsal veya bedensel gelişimi ağır bir şekilde tehlikeye sokan kişi, 3 yıla kadar hapis cezası veya para cezası ile cezalandırılır. Alman Ceza Kanunu’ndaki düzenlemenin kanunilik ilkesine uygun olduğu açıktır. Zira maddede çocuğun “ahlaki gelişiminin tehlikeye sokulması” gibi belirsiz bir kavram yerine daha somut, açık ve anlaşılabilir bir kavram olan “ çocuğun suça yönelik bir yaşam tarzı sürdürmesi veya fuhuşa sürüklenme tehlikesi” kavramına yer verilmiştir. Alman Ceza Kanunu’nun 171. Paragrafının eski metninde çocuğun bedensel veya ahlaki gelişiminin tehlikeye sokulması kavramları mevcuttu. Ancak Alman Hukukunda bu kavramı uygulamada aşılamaz yorum zorlukları çıkardığı da kabul edilmekteydi. Bu nedenle madde değiştirilirken kanunilik ilkesi bakımından tartışılabilir olan kavramlar madde metninden ayıklanmıştır.
MADDE 14 - (TCK 287) Bekaret kavramı kadına yönelik şiddet biçimidir. Kadınların hayatında silinmesi güç izler bırakan bekaret tabiri baz alınarak yapılan uygulamalar, kadın bedeninin namus adına denetim ve baskı altında tutulmasıdır. Bu nedenle bekaret kontrolü adı altında ya da buna sebep olacak uygulamaların kadının rızası dışında yapılması da kesin hükümlerle önlenmelidir. Türk Ceza Kanunu’nun 287. maddesindeki düzenleme yetersiz olup, bütün bekaret kontrollerini kapsayabilecek genişlikte değildir. Madde “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Bu halde suça ilişkin delil elde etmek ve/veya şüpheliyi, sanığı tespit etmek amacıyla genital muayenelerde 287. madde hakim ve(veya) savcı kararı ile uygulanabilecektir. Fakat ortada bir suç bulunmaksızın, kişinin ailesi veya bir başkası tarafından genital muayeneye götürülmesi neticesi bekaret muayenesi yapılması ve bu muayenenin yapılmasını yaptırıma bağlayan bir suç bulunmamaktadır. Bu durum düzeltilerek kişinin rızası dışında bekaret kontrolüne gönderen veya bekaret muayenesi yapan fail cezalandırılmıştır.
MADDE 15 - (CİY 107) Koşullu salıverilme müessesesinin amacı, cezasını iyi halli olarak geçiren mahkumun devlet tarafından koşullu olarak affedilmesidir. Çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel istismar suçu, zamanın geçmesi ile af edilebilecek suçlardan değildir. Nitekim bu suçun faillerinin daha sonra da aynı suçu işlemeye devam ettikleri ancak çoğu zaman mağdurun korumasız olması nedeniyle ilgili makamların bundan haberdar olmadığı bir gerçektir. Bu noktada, çocuklara cinsel saldırı suçlarının devlet aleyhine işlenen suçlar örneğinde olduğu gibi, kişinin koşullu salıverilme hükümlerinin ağırlaştırılması gerekmektedir.
MADDE 16 - (CMK 51)- Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda hapis cezasının ertelenmesi hükümleri uygulanmamalıdır. Zira erteleme müessesesi kadına karşı şiddetle mücadelede etkin ceza verilmesi ilkesine aykırıdır.
MADDE 17- (CMK 231) Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması hükümleri cinsel saldırı fillerinde uygulanmaz şeklinde bir bend eklenmesi kadına karşı şiddetle etkin mücadelede yararlı olacaktır.
MADDE 18- (CMK 237) Kamu davasına katılma başlıklı maddenin ikinci bendine, Baroların Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonlarının da Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi ve İstanbul Sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca müdahil olma hakkı tanınmalıdır.
MADDE 19 - (6284 sayılı yasa 20) 6284 sayılı yasanın 20. maddesinin ikinci bendine, Barolar Birliği, Barolar ve Baroların Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonlarının da Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi ve İstanbul Sözleşmesinin 55/2 maddeleri uyarınca mağdurların isteği üzerine müdahil olmalıdır.
Madde 20- (5271 sayılı Kanun 253/3 ) Madde 3 gerekçelerini tekrarla, ayrıca 6325 Sayılı Hukuki uyuşmazlıklarda arabuluculuk Kanunu Madde 2 son cümle ve gerekçesi dayanakla.


