İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Ceza Ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yeni Gelişmeler Tartışıldı

İstanbul Barosu ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesince düzenlenen “Ceza Ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yeni Gelişmeler” konulu seminer

Ceza Ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yeni Gelişmeler Tartışıldı

İstanbul Barosu ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesince düzenlenen “Ceza Ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Yeni Gelişmeler” konulu seminer, 30 Mart Perşembe günü saat 09.00 – 17.00 arasında üniversitenin Haydarpaşa Kampusu (R) salonunda yapıldı.

Açılış konuşmalarından sonra seminer iki oturum halinde gerçekleşecek. İlk oturumu İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Filiz Saraç yönetti. Saraç açılış konuşmasında

"Ülkemizin hızlı bir yasalaşma sürecinden geçti. Avrupa Birliğine yetişmek adı altında yasalar yeterince tartışılamadı. Bu yasalarla bazen doğru ve yerinde kurumlar getirilmesine rağmen altyapıları oluşturulmadığı ya da çok acele hazırlandığı için sürekli değişen ve yasa yapma ciddiyetiyle bağdaşmayan sonuçlar da doğurabildi. Bu dönemde meslektaşlarımızın sıkça değişen bu yasaları takip etmek ve doğru uygulamak gibi bir sorumluluğu ve sürekli gelişmeleri takip etmek, öğrenmek, âdeta öğrenci olmayanlarımızın da yeniden öğrenci olmak gibi yükümlülükleri doğdu. Toplumun şekillenmesinde en önemli yasalardan olan Türk Ceza Yasası ve Ceza Muhakemesi Kanunu da diğer kanunlar gibi hızlı bir yasalaşma süreci sonunda 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girdi. Savunmanın örgütü olarak biz barolara da savunma ayağında çok önemli ve yeni görevler geldi. Ceza Muhakemesi Uygulama Kanununa ilişkin bir servisimiz varken, bu servisin yapılanması çok hızlı bir şekilde büyümek zorunda kaldı. Çünkü bilindiği gibi Ceza Muhakemesi Kanunu ile özellikle 5 yılı aşan suçlarda müdafi zorunluluğu getirildi. Bu kapsamda yaptığımız görevlendirmeler arttı. Aynı şekilde sadece sanığa müdafi atarken, Barolar şimdi mağdurlara da bizce yerinde olarak vekil görevlendirmeleri yapmaya başladı. Ayrıca yine bu yasalarla yeni getirilen bir kurum olan uzlaşma müessesesi ile servisimizdeki yapılanma da değişti.

1 Haziran 2005 öncesinde, yeni yasalar yürürlüğe girmeden önce ayda ortalama 4165 görevlendirme yaparken, yeni yasalardan sonra aylık yaptığımız görevlendirme sayısı 10162, yani 3 katına yakın oranda arttı. Aynı şekilde 1 Haziran 2005 öncesindeki 5 aylık süreçte toplam görevlendirmemiz 20186 iken, son 7 ayda 71000 küsura ulaştı. Tabii, bu olağanüstü artış sonucunda yasal altyapının hazırlanmaması nedeniyle çok ciddi bir ödenek sıkıntısıyla bizi karşı karşıya bıraktı. CMK görevlendirmesinde yer alan meslektaşlarımızın çoğu bu görevi zaten idealistçe yerine getirmektedirler. Bir örnek olsun diye söylüyorum: müdafi ve vekiller, 80 ile 250 YTL arasında değişen ücretler almaktadırlar. Bu tamamen idealistçe yürüyen bir sistemdir. CMK gereği atanan müdafi ve vekillere yapılacak ödemeler, 5320 sayılı yasanın 13. maddesi ile düzenlenmiştir. Bu maddede, adli para cezalarının yüzde 15’i bu ödemeler için aktarılmış kaynaktır. Bu düzenleme gereğince, 2005 yılının ödeneği 1 Hazirandan 2005’ten sonra tükendi.

2006 yılındaki ödenek şimdiden alındı ve şu anda 2006 ödeneği, sadece 2005 yılına ait avukat görevlendirmelerin bedelini ödemeye yetmektedir. Yani, 2006 yılı için ve halen de yapmakta olduğumuz görevlendirmelere ilişkin herhangi bir ödenek bulunmamaktadır. Bu örneği vermemdeki amaç, altyapı hazırlanmadan yürürlüğe giren yasaların doğurduğu sonuçlardır. Ödenekle ilgili bir çözüm bulunmadığı için, şu anda bir tasarı gündemde. Bu tasarıyla zorunlu müdafi görevlendirmelerinde, suçun üst sınırı 5 yılı aşan suçlarda zorunlu müdafilik hükmü, suçun alt sınırı 5 yılı aşan suçlara dönüşerek zorunlu müdafiliğin kapsamının daraltılması yoluna gidildi. Tabii yasalar böyle sürekli değişmek için değildir. Bir yasa bir kere getirilir ve yıllarca, uygulanır.

Tatbikatçılar olarak baroda gözlemlediğimiz uzlaşma çok ciddi bir kurumdur, yargının yükünü kaldıracak olan bir kurumdur, ama uzlaşma müessesesi hem takibi şikâyete bağlı suçlarla ilgili öngörülmüş olması, hem yasal eksikliklerinin giderilmemiş olmasına rağmen, biz barolar, bakanlığın yapması gereken görevleri üstlendik. Şöyle ki, adliyelerde uzlaşma odalarının tahsis edilmedi. Bizim çabalarımızla bir kısım adliyede uzlaşma odaları kuruldu. Yine pek çok altyapı eksikliklerinden kaynaklanan nedenlerle bu zamana kadar uzlaşma kurumu sağlıklı işleyemedi. Yani, uzlaşma kurumu doğru bir müessese olarak topluma getirildi, ama sonuç itibariyle uygulanabilirlik alanı, gelişebilirlik alanı bulmadı.

Yasanın savunma ayağı olarak bizim 1 Hazirandan bugüne olan gözlemlerimizi iletmek istedim. Bugün 4200 meslektaşımız Ceza Muhakemesi Kanunu Uygulamasında görev almaktadır; bu ciddi bir rakamdır. "

Seminerin sabah oturumunda, Prof. Dr. Durmuş TezcanYeni TCK’da Yer İtibariyle Uygulama ve Geri Verme”, Doç. Dr. Ahmet GökçenYeni TCK’da Suç Unsurları” konusunu anlattı.

Kısa bir aradan sonra Prof. Dr. M. Emin ArtukYeni TCK’da Güvenlik Tedbirleri”,

Yrd. Doç. Dr. A. Caner YenidünyaYeni TCK’da cezalar ve İnfaz İşlemleri” konusunu ele aldı..

Prof. Dr. M. Emin Artuk yönetimindeki seminerin öğleden sonraki oturumunda Prof. Dr. Bahri Öztürk, “Koruma Tedbirleri”, Av. Levent Polat ve Av. Atilla Özen, “Ceza Muhakemesinde Avukatın Rolü”ne değinildi.

Kısa bir aradan sonra, Yrd. Doç. Dr. Yılmaz Yazıcıoğlu, “Soruşturma Safhası ve Soruşturma İşlemleri”ni, Arş. Gör. M. Emin Alaşahin de “Soruşturma Safhasında Müdafiin Dosyayı İnceleme Yetkisi”ni anlatıldı.

Seminer, sorular ve tartışma bölümüyle sona erdi.

Galeri

Kategori:Haberler