Çevreye ve Yerel Halka Yönelik Öngörülebilir Risklerin Dikkate Alınmaması ve Yeterli Önlemlerin Alınmaması İnsan Haklarının İhlalidir

TOPRAĞI, SUYU, HAVAYI, CANLILARI ZEHİRLEYİP YOK EDEN ÇAĞ DIŞI MADENCİLİK UYGULAMALARINDAN VAZGEÇİLMELİDİR.
Erzincan'ın İliç ilçesinde altın madeninde toprak kayması yaşanmış, bu faciada toprak altında kalan 9 işçiye halen ulaşılamamıştır.
İki yıl önce aynı yerde siyanür sızıntısı yaşanması üzerine maden 2 ay kapatılmış, ancak maalesef sonra yine açılmış, maden şirketinin işletme ruhsatının iptal edilmesi şikayetleri sonuçsuz kalmıştır. Uzmanlarca; kapasite artışı projesinin risk taşıdığı, tesise verilen ÇED olumlu kararının deprem riski, su kaynakları ve nehirlerin korunması bakımından bilimsel gerçeklere aykırı olduğu belirtilerek, olası felaketlere dikkat çekilmesine rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Dün ise, maden arama faaliyetlerinde kullanılan siyanür dökülen milyonlarca metreküp toprak kaymıştır. Kayan toprak, yakındaki yerleşim yerlerine ve Fırat Nehri’ne doğru devam etmektedir. Göz göre göre gelen bu büyük bir felaket için, derhal acil tedbirler alınmalıdır.
Ülkemizin topraklarını, ormanlarını, temiz havasını, suyunu yok ederek, insanlara ve tüm canlılara, ciddi, yayın ve uzun erimli zarar veren çevre uygulamaları ekokırım suçunu oluşturmaktadır. Bu olaylarda, doğrudan etkilenen yöre halkı yanında, sağlıklı çevreyi kaybeden tüm yurttaşlar ve gelecek nesiller zarara uğramaktadır.
Yaşanan maden faciasında; karar alma ve uygulama kademesindeki tüm yetkililerin sorumluluğu olduğu açıktır. Güvenli ve sağlıklı çevreden yararlanma yurttaşların anayasal hakkıdır. Hukuka aykırı davranan bilirkişiler, yargıçlar, savcılar, bürokratlar, en az maden şirketi kadar sorumludurlar. Çevre suçlarında gözlemediğimiz ‘cezasızlık’ alışkanlığının artık terk edilmesi, kasten veya ihmal ile zarar veren tüm sorumluların tespiti ve yargılanmaları gerekir. Sermayeyi koruyan, rant politikalarına sarılan, halkı değil bir avuç işverenin çıkarlarını gözeten politikacılar da bu felaketlerin failidir.
Benzer bir çevre felaketi yaşanan Romanya’da konu AHİM e taşınmış; mahkeme, altın madeninin yakınında siyanüre maruz kalan bir kişinin başvurusunu haklı bulmuştur. Mahkeme kararında; devletin çevresel ve ekonomik politikalarını belirlerken halkın bilgilendirilmesi ve katılımının sağlaması gerektiğine değinmiştir. Devletin sağlıklı bir çevre için gerekli tedbirleri almadığı ve halkın bilgi edinme hakkını sağlamadığı, başvurucuların sağlığı ve refahı için temel bir riskin varlığı söz konusuyken, devletin bu hakları koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği belirtilmiş, bu nedenlerle devletin; başvurucuların özel ve aile hayatlarına saygı haklarını ve yine anayasal hakları olan güvenli ve sağlıklı çevreden yararlanma haklarını korumadığı için insan hakkı ihlali olduğuna karar vermiştir.
Bir bölgedeki yerel halkın kendi yaşamını etkileyecek tüm tasarruflarda söz hakkı olması demokratik hukuk devletinin gereklerindendir. Çevreye ve yerel nüfusa yönelik öngörülebilir risklerin dikkate alınması, bilimsel araştırmalara kulak verilmesi, halkın karar süreçlerine katılımının sağlanması ile yeterli önlemlerin alınması devletin asli görevlerindendir.
Yaşanan İliç maden felaketinin, can kaybı olmaksızın ve kimyasalların bir an önce kontrol altına alınarak daha büyük facialara yol açılmadan atlatılmasını temenni eder, madencilik faaliyetini “felaket”e dönüştüren öznelerin tespiti ve yargılanması süreçlerinin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.
İstanbul Barosu
Çevre Kent Ve İmar Hukuku Komisyonu


