İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Çevre Ve Hukuk Konferansı

İstanbul Barosu Başkanlığı, Galatasaray Üniversitesi ve Türk Ceza Hukuku Derneğince 22 Ocak 2007 Pazartesi günü saat 17.00’da Galatasaray

Çevre Ve Hukuk Konferansı

İstanbul Barosu Başkanlığı, Galatasaray Üniversitesi ve Türk Ceza Hukuku Derneğince 22 Ocak 2007 Pazartesi günü saat 17.00’da Galatasaray Üniversitesi Prof. Dr. Yıldızhan Yayla Konferans Salonunda düzenlenen toplantıda ‘Çevre ve Hukuk” konusu ele alındı.

Toplantıyı bir konuşmayla açan İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu, çevre hukuku deyince bu konudaki uluslararası sözleşmelerin büyük önem taşıdığını bu konuda 22 uluslar arası sözleşme bulunduğunu söyledi. Bu sözleşmeleri Türkiye’nin da kabul ettiğini belirten Kolcuoğlu, Anayasamızın 90. maddesine göre bu sözleşmelerin bağlayıcı niteliğinin bulunduğunu bildirdi.

Çevre hukuku konusunda iç hukukumuzda da düzenlemelerin bulunduğuna işaret eden İstanbul Barosu Başkanı Kazım Kolcuoğlu, TCK ve Kabahatler Kanununda bazı hükümlerin bulunduğunu anlattı.

Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Köksal Bayraktar da konuşmasında çevre hukuku ve uygulamalar üzerinde geniş açıklamalar yaptı.

Ülkemizde ilk çevre yasası kabul edildiğinde hava ve su kirliliğinin ağırlık taşıdığını, daha sonra atık kavramının ortaya çıktığını belirten Bayraktar, son zamanlarda çevre hukukuna sosyal ve kültürel boyutun da eklendiğini, çevre konusunun en fazla gelişen kavramı oluşturduğunu, bunun nedeninin de çevre konusundaki sorunların giderek yoğunlaşması olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Köksal Bayraktar, çevre hukuku konusunda Tokyo, Barselona ve Rio de Jeneiro’da yapılan uluslararası toplantılarda alınan kararların ve yapılan sözleşmelerin önem taşıdığını, ayrıca uluslararası mahkemelerin aldıkları kararların bağlayıcı olmasının da çevre hukukunun gelişmesine katkı sağladığını bildirdi.

Günümüzde üçüncü kuşak hakkı denilen ve anayasal bir hak olarak ortaya çıkan, hukuk düzenini etkileyen bir hak olan çevre hakkının genelde yönetmelikle yürütülen bir hukuk dalı olduğunu anlatan Köksal Bayraktar, kendi saptamasına göre 86 yönetmelik bulunduğunu, ancak bunlar tam olarak uygulanabilirse kirlilikle mücadelede sonuç alınabileceğini vurguladı.

Prof. Dr. Köksal Bayraktar konuşmasını şöyle sürdürdü: “Geldiğimiz noktada çevre hukuku tüzel kişilerin sorumlu olduğu bir alan olarak ortaya çıkmaktadır. Çevre hukukunda daha çok objektif hukuk kuralları geçerlidir. Sübjektif sorumluluk değil. Neden derseniz, kirlilikle mücadele etmek ve o kirliliği bir an önce ortadan kaldırmak lazım. Eğer siz sübjektif sorumluluğa giderseniz kirlilikle tam olarak mücadele edemiyorsunuz. Failin bulunması, yargılamanın uzaması, kirliliğin orada uzamasına sebebiyet veriyor. Bu nedenle biz çevre hukukunda daha çok objektif kuralların geçerli olduğunu görüyoruz. Bu durumda “kirleten öder” kuralı çevre hukukunda geçerli olmaktadır”.

Türk Ceza Yasasında yer alan çevre cezaları hakkında da açıklamalar yapan Prof. Dr. Bayraktar, çevre suçlarına astronomik cezaların konulduğunu, bu cezaların caydırıcı olabileceğini, ancak öldürücü cezalar da olduğunu ve ödemeyi güçleştirdiğini bildirdi.

26 Nisan 2006 tarihinde yürürlüğe giren çevre yasası ile yasanın 27 maddesinden 22’sinin değiştirildiğini, değişikliklerle kirliliğin bir yana bırakıldığını ve atıklara ağırlık verildiğini belirten Bayraktar, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınmanın bu yasada öne çıkarıldığını 39 yeni tanım getirildiğini ve bazı konularda bazı kuruluşlara yetki dağılımı yapıldığını anlattı.

Köksal Bayraktar, Çevre Yasası değişiklikleriyle Çevre Yüksek Kurulu oluşturulduğunu, çevre sorunlarının çözümü için plan ve proje hazırlayacak bu kurulun yılda bir defa Başbakanın başkanlığında toplandığını, bunun da ciddiyetle bağdaşmadığını sözlerine ekledi.

Daha sonra katılımcılar konuya ilişkin değerlendirmeler yaparak katkı sağladılar.

Galeri

Kategori:Haberler