Çevre Hukuku Ve 2B Uygulaması
İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezince düzenlenen Cumartesi Forumları’nın onuncusu 17 Mayıs 2008 Cumartesi günü saat 14.00’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezince düzenlenen Cumartesi Forumları’nın onuncusu
17 Mayıs 2008 Cumartesi günü saat 14.00’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.
Forumun oturumunu Staj Eğitim Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Av. Oya Şahin yönetti.
Forumun ilk konuşmacısı olan İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Ömer Aykul çevre sorunlarının 40 yıldır önemini her geçen gün artırdığını, insanın eko sistemin bir parçası haline geldiğini söyledi.
Çevre konusunun 1972 yılında Stockholm’de toplanan Birleşmiş Milletler “Çevre ve İnsan” konferansıyla gündeme taşındığını, 1992 yılında Rio’da “Çevre ve Kalkınma” konferansı toplandığını belirten Aykul, burada tartışılan insan merkezli “Sürdürülebilir Kalkınma” kavramına karşı çevrecilerin itirazının yükseldiğini ve “Sürdürülebilir Yaşam” kavramının öne sürüldüğünü bildirdi.
Bu çatışmanın günümüzde halen devam ettiğini kaydeden Ömer Aykul, çevre konusunda Türkiye’de yaşananlar hakkında özet bilgiler verdi. Bu arada çevre ve sağlıklı yaşamla ilgili Anayasa maddeleri hakkında açıklamalar yapan Aykul, “Anayasanın 90. maddesinde yapılan değişiklik “usulüne uygun olarak onaylanmış bulunan uluslararası sözleşmeler iç hukuk ile çatıştığı takdirde uluslararası sözleşmeler esas alınır” der. “Esas alınmak” üstün olmak anlamını taşımaz. Esas alınmak eşitler arasında birincilik kavramıdır. Üstün olmak anlamında bir yorum getirirseniz, o zaman ulusal egemenliği sorgular hala düşersiniz” dedi.
Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerleri devletin istediği gibi kullanabileceğini belirten Aykul, ancak tasarrufu altındaki yerler için irtifaklar oluşturulması gerektiğini, çünkü bu gibi yerler için dayandırılan hukukun mülkiyet hukuku değil, egemenlik hukuku olduğunu bildirdi.
Forumun ikinci konuşmacısı Prof. Dr. Sedat Ayanoğlu da 2B konusunda bilgi verdi.
Orman niteliğini kaybetmiş ve orman olarak kullanılmasında yarar bulunmayan alanların idari bir işlemle orman kadastro memurları tarafından orman sınırları dışına çıkarılması işlemine 2B denildiğini hatırlatan Ayanoğlu, bunun bir idari işlem olduğunu ve orman sınırlarına yapılacak itirazları Bölge İdare Mahkemelerinin bulunmadığı yıllarda Danıştay tarafından karara bağlandığını bildirdi.
Orman içinde meralar, makilikler, işe yaramaz kır alanlar, sulak alanlar gibi pek çok alan bulunduğunu kaydeden Ayanoğlu, bunları orman sınırı dışına çıkarmanın mümkün olduğunu, “ancak Anayasada öylesine katı hükümler var ki, bunlar hakkında karar vermek pek kolay olmuyor” dedi.
Türkiye’deki orman mevzuatı ve hukuku hakkında ayrıntılı bilgiler veren Prof. Dr. Ayanoğlu, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Türkiye’de hala toprak reformunun yapılamadığını, toprak ağalarının TBMM’de son derece etkili olduklarını ve reform girişimlerine daima engel olduklarını savundu.
Çevre konusunun ilk kez 12 Eylül yönetimince hazırlanan Anayasaya konulduğunu, 131. maddeye sadık kaldıklarını hatırlatan Ayanoğlu şöyle konuştu: “Bunlar sadece süreyi değiştirdiler. 1961 tarihini 1981’e çektiler. Yani kendi iktidarlarına bir tarih düşmüş oldular bu şekilde. Daha da önemlisi 1961 ile 1981 yılları arasında yeni açmaları, yeni işgalleri meşrulaştırmış oldular. Şimdikiler de bu süreyi 26 yıl daha uzatmaya çalışıyorlar. Yeni Anayasa taslağı çok vahim buluyorum. Orman vasfını kaybetme tarihini seçim gününe çekiyor. Bu da demektir ki, 1981’den 23 Temmuz 2007’ye kadar olan açmaları da 2B kapsamı dışına alacak, orman sınırları dışına çıkaracak hazine adına, ondan sonra buraları bir punduna getirip satacak”.
İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Ömer Aykul ve Prof. Dr. Sedat Ayanoğlu, katılımcılar tarafından kendilerine yöneltilen soruları yanıtladılar.
SEM Yürütme Kurulu Üyesi Av. Oya Şahin, forumun sonunda Av. Aykul ve Prof. Dr. Ayanoğlu’na birer plaket verdi.


