Çek Parlamento Heyeti Baroyu Ziyaret Etti
Çek Cumhuriyeti Parlamentosundan bir heyet İstanbul Barosunu ziyaret etti. Heyet, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi, Av. Dr. M. Şükrü Alpaslan’la bir süre görüştü.

Çek Cumhuriyeti Parlamentosundan bir heyet İstanbul Barosunu ziyaret etti. Heyet, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi, Av. Dr. M. Şükrü Alpaslan’la bir süre görüştü.
Çek Cumhuriyeti Parlamento Heyetinde, Bohemya ve Moravya Komünist Partisi Komite Başkanı Zuzka Rujbrova, Çek Sosyal Demokrat Parti Başkan Yardımcısı Hana Orgonikova, Demokrat Parti Başkan Yardımcısı Vaclav Najemnik, Hristiyan Demokratlar Birliği Çekoslovak Halk Partisi Üyesi Jiri Karas ve Çek Cumhuriyeti Başkonsolosu yer aldı.
Ziyaretten sonra bir açıklama yapan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Dr. M. Şükrü Alpaslan şu bilgiyi verdi:
“Konuk heyete İstanbul Barosunun insan hakları konusunda çok duyarlı davrandığını söyledim. Irak’ın yasa dışı işgali dolayısıyla suçlular hakkında Uluslar arası Ceza Mahkemesine suç duyurusunda bulunduğumuzu anlattım. Yeni iç hukukta yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdim. Özellikle yaşam hakkı ihlali olarak gördüğümüz, kamu görevlilerinin hızlandırılmış tren kazasında, delillerin karartılmasına ilişkin eylemine karşı savcılığı harekete geçirdiğimizi ve durumu tarafsız bir bilirkişi raporuyla saptadığımızı anlattım.
Sorulan bir soru üzerine, Türkiye’de tüm avukatların özgür ve bağımsız olduğunu, avukatların mahkemeler önünde serbestçe savunma yaptıklarını, tüm hak ihlalleri konusunda İnsan Hakları Mahkemesine gidebildiklerini söyledim.
Türkiye’de telefon dinleme olayının örgütlü suçlarda hakim kararına bağlı olduğunu, yine bu dinleme sırasında avukatların meslek sırrı kapsamına giren konularda avukattan açıklama yapmasının istenemeyeceğini ifade ettim.
Son zamanlarda, temel yasalarımızda değişiklikler yapıldığını, bu değişikliklere uyum bakımından meslektaşlarımızı bilgilendirmek için Tüm barolar gibi İstanbul Barosunun da eğitim seminerleri düzenlediğini anlattım.
CMUK ve Adli Yardım konularında konuklarımıza bilgi verdim. Bu hizmetin kamu kaynaklarıyla karşılandığını, bunun denetiminin de Barolarca yapıldığını belirttim.
Eski bir kültüre sahip olan Türkiye’de şeriat hükümlerinin etkisini soran bir konuğumuza şu cevabı verdim: Türkiye’nin Osmanlıdan gelen bir kültürünün bulunduğunu, ancak Cumhuriyetin ilanından sonra devletin yapısının mutlak surette laik ilkelere oturtulduğunu, hatta laiklik ilkesinin anayasanın “değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek hükümleri” arasında yer aldığını, Türk devletinin bu yapısının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Refah Partisinin kapatılması ve Leyla Şahin başvurularında verdiği kararlar da desteklendiğini belirttim.
Avrupa Birliği giriş sürecinde müzakere tarihi alınıncaya kadar Türkiye’nin sıkışık bir gündem yaşadığını, çıkarılan temel yasalarda üniversite ve barolardan görüş istendiğini ancak zaman yetersizliği yüzünden bu görüşlerden yeterince yararlanılmadığını anlattım.“


