İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Çanakkale Deniz Zaferi’Nin 97.Yıldönümü Basın Açıklaması

Birinci Dünya Savaşı I.Paylaşım Savaşı olarak da

Çanakkale Deniz Zaferi’Nin 97.Yıldönümü Basın Açıklaması

Birinci Dünya Savaşı I.Paylaşım Savaşı olarak da adlandırılmaktadır. Gerçekten de I.Dünya Savaşı emperyalist devletlerin mazlumların coğrafyasını paylaşma konusunda kendi aralarında anlaşamamaları nedeniyle çıkmıştır.

Savaşın gerçek nedeni emperyalistlerce Hasta Adam dedikleri Osmanlı imparatorluğunun terekesinin paylaşılmasıdır. İngiliz, Fransız ve Çarlık Rusya’ sının başını çektiği bağlaşıkların Osmanlı devletinin siyasi sınırları içinde bulunan Basra, Filistin, Doğu Anadolu ve Çanakkale gibi değişik cephelerden saldırıya geçmeleri asıl niyetlerini göstermektedir.

Birinci Dünya Savaşı’nda aynı safta, müttefik olarak bağlaşıklara karşı omuz omuza savaştığımız Almanya’nın gizli ajandası da pek farklı değildir. Savaşın karmaşık denklemi aynı safta buluşturmuş olsa da sanayi devrimini sonradan gerçekleştirmesi nedeniyle sömürge paylaşımında diğerlerinden geride kalmış Almanya’nın gözü de Osmanlı mirasındadır!

İngiliz Fransız bağlaşıklığı savaşı kestirmeden sonlandırmanın çözümü olarak Çanakkale’ye yüklenip boğaz yolunu açmayı düşünmektedirler. Çanakkale müstahkem mevzilerini düşürüp Marmara’dan Başkent İstanbul’a ulaşıp Osmanlı’yı savaşın başında saf dışı etme hayalindedirler. Ayrıca Doğu Avrupa’da Alman-Avusturya ordularının karşısında sıkışan Çarlık Rusya’sına Karadeniz yoluyla her türlü yardım ulaştırılacak, müttefiklerin lehine cephe buluşması gerçekleşecektir.

Müttefik donanması Kasım 1914’den başlayarak Çanakkale mevzilerine yönelik yoklama bombardımanlarının ardından  18 Mart 1915’de boğaz yolunu açacak büyük saldırı için her şeyin hazır olduğunu düşünmektedirler. 14 İngiliz, 4 Fransız büyük savaş gemisinin dışında çok sayıda yardımcı gemiden oluşan, o zamana kadar dünyanın görmediği tonaj ve donanımdaki mağrur düşman zırhlılarının cehennemi bombardımanı 18 Mart sabahıyla başlar. Boğazın iki yakasındaki tabyalar ağır bombardımanla alt üst olmaktadır. Siperdeki Mehmetler sabırla üzerlerine ölüm yağdıran, yanı başlarındaki kimi arkadaşlarını şehit eden yüzen devlerin atış menziline girmesini beklemektedir.

Bağlaşık donanması boğaza iyice girip ortalık aydınlanmaya başladığında Mehmetlerin beklediği an  gelmiştir.  Yanı başına uzanıvermiş şehit tertiplerinin öcünü almaya and içmiş Mehmet yapacağını yapmaya başlar. Türk topçusunun isabetli atışlarıyla kısa zamanda yenilmez armadanın mağrur zırhlılarından kimileri boğazın serin sularını boylamaya, kimileri ölümcül yaralarla karaya oturmaya, kimileri de tornistana başlar. Müttefik amiralleri şaşırmış, zafer müjdesi bekleyen Londra, Paris adamakıllı karışmıştır.

Mehmetler denizden izin vermeyince karayı denerler.  25 Nisan 1915’te Gelibolu yarımadasının değişik yerlerine çıkartma yaparlar. Kara muharebeleri yılsonuna kadar sürer. Kanlı çarpışmalarda İki tarafın da kaybı büyüktür. Bir yanda yurdunu savunan Mehmetler, diğer yanda İngiliz, Fransız bağlaşıklığının anayurt askerlerinin yanında sömürge devşirmelerinden oluşan kolordular vardır. Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan, Afrika, uzak doğu gibi değişik kıtalardan, değişik ırklardan, değişik dinlerden oluşan Dünya karmasına meydan okur Mehmetler. Onlara vatan savunmanın, yurdu sahiplenmenin ne olduğu gösterir.

25 Nisan 1915 sabahı, yani çıkartmanın ilk günü,19. Tümenin Komutanı genç kurmay, önsezisi, öngörüsü, gecikmeksizin verdiği isabetli kararlarla savaşın kaderini değiştirir. Yarbay Mustafa Kemal ilk günden Anzak Kolordusunca Gelibolu’nun düşürülmesiyle İstanbul yolunun açılmasını önler. İngilizlerin “kaderin adamı”  dediği genç yarbay 57. Alayın Mehmetlerine “taarruzu değil ölmeyi” emreder. Mehmetler gözlerini kırpmaksızın Türk milletinin sonsuza kadar özgür yaşaması uğruna toprağa uzanırlar.

Kanlı kara muharebelerinin sonraki aylarında Anafartalarda, Conkbayırında, Kocaçimende üstün komuta yeteneği ile karşılaşılan birçok tehlikenin bertaraf edilmesiyle kendisini kanıtlayan Mustafa Kemal yarbay olarak başladığı Çanakkale’den paşa rütbesiyle ayrılacaktır. Yıllar sonra 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığında Türk halkı zor zamanların adamı olan Çanakkale kahramanının ardına tereddüt etmeden düşecektir. 

Yıl sonuna kadar siper savaşları şeklinde devam eden Gelibolu macerasından bir sonuç elde edemeyeceğini anlayan işgalciler yeni yılın ilk haftasında gelişlerindeki şamatadan çok farklı biçimde, bir hırsız gibi sessizce terk ederler Çanakkale’yi.

Çanakkale için Kurtuluş Savaşı’nın önsözüdür denir. Mehmetler yalnızca Türk milletine değil, dünyanın tüm mazlumlarına emperyalizmin yenilebileceğini gösterir. Ezilenlerin kararlılıkla direnişinin karşısında dünyanın efendilerinin çaresiz kalacaklarını kanıtlar.  Kuşkusuz ki; bu gün için de Çanakkale destanından alınacak sayısız dersler vardır. Büyük bedeller ödenerek ulaşılan ülke bütünlüğü, ekonomik ve siyasal bağımsızlık konusunda gösterilecek duyarlılık şehitlerimize karşı ulusal borcumuzdur. Geçen yüzyılın yenidünya düzeni için Çanakkale’ye saldıranların bu yüzyılın yenidünya düzeni için ülke bütünlüğümüze saldırdıkları gözden kaçırılmamalıdır.  

İstanbul Barosu büyük zaferin 97.yıldönümünde Çanakkale ve diğer cephelerde vatan savunması için yaşamlarını feda eden şehitlerimizi minnetle anarken, Çanakkale kahramanlarının bağımsızlık mirasının yaşatılması konusundaki duyarlılığını sürdüreceğini kamuoyuna saygıyla duyurur.

                      İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI 

Kategori:Haberler
Çanakkale Deniz Zaferi’Nin 97.Yıldönümü Basın Açıklaması | İstanbul Barosu