İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

“Çağdaş Eğitim Anlayışından Vazgeçilmemeli”

3 Mart 1924 tarihli Öğretim Birliği Yasası ile Türkiye Cumhuriyeti, yeni kuşakları bilimsel doğrultuda, çağdaş uygarlığın değerleriyle ulusal bilinci sentezleyen bir eğitim anlayışıyla yetiştirmek istemiştir.

“Çağdaş Eğitim Anlayışından Vazgeçilmemeli”

3 Mart 1924 tarihli Öğretim Birliği Yasası ile Türkiye Cumhuriyeti, yeni kuşakları bilimsel doğrultuda, çağdaş uygarlığın değerleriyle ulusal bilinci sentezleyen bir eğitim anlayışıyla yetiştirmek istemiştir.

Türkiye Cumhuriyeti, ümmetten ulus bilincine, ortaçağın karanlık düşüncelerinden özgürlükçü, çağdaş değerleri benimsemiş yurttaş bilincine ulaşmış bireylerle çağdaş dünyada saygın bir yer edinileceğini düşünmüş, eğitim anlayışını da buna göre şekillendirmiştir.

Özgürlük, bilim, çağdaş değerler ve demokrasiyle doku uyuşmazlığı olan, saltanatı ve onun ortaçağ kurumlarını devrimci bir anlayışla tasfiye eden Cumhuriyet'le ve onun çağdaş kurumlarıyla kapanmamış hesabı olanlar son dönemlerde eylemelerine hız vermişlerdir.

Ülkemizde ilköğretimden üniversiteye kadar örgün eğitim çağında olanların nüfusu 15 milyonun üzerindedir. Bu rakam birçok AB üyesi devletin toplam nüfusundan daha fazladır.
Eğitimin hangi aşamasında olurlarsa olsunlar, çocuklarımızın ve gençlerimizin çağdaş bir anlayışla yetiştirilmeleri hem kişisel açıdan hem toplumsal açıdan vazgeçilemez bir zorunluluktur.

T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulunca kabul edilen ve milyonlarca öğrencimize dağıtılan ders kitaplarının yukarıda sayılan özellikleri taşıması gerekirken bunun tam tersi bir durum söz konusudur.

Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında saltanat makamında bulunan Padişah Vahidettin genç beyinlere, işgal güçleriyle uzlaşan, kişisel çıkarı için ulusal kurtuluş mücadelesini baltalayan kimliğiyle tanıtılmamakta, aklanmaya, mazur gösterilmeye çalışılmaktadır. 
Atatürk döneminde Cumhuriyet devrimlerine, ulusal bütünlüğe karşı gerçekleştirilen gerici, bölücü kalkışmalar yazılmamakta, genç beyinlere aktarılmamakta, yazılmak zorunda kalınanlarda da ihanetleri mazur gösterilmeye, emperyalist işgalcilerle işbirlikleri unutturulmaya çalışılmaktadır.

Cumhuriyet öncesinin çürümüş, çağdışı kalmış, bilim karşıtı kurumları, gerilik kaynağı odaklar aklanmakta, genç beyinlere özendirilerek aktarılmaktadır. Yine bilimdışı bir takım düşüncelerle öğrencilerin kafaları doldurulmak istenmektedir.

Böylece Türkiye Cumhuriyeti'nin, ulus devletin karşıtı olan cemaatler, tarikatlar, her türlü gerici anlayışlar cumhuriyetin seçeneği olarak genç beyinlere aktarılmaktadır.

İstanbul Barosu olarak çağdaş eğitim anlayışının tasfiyesi anlamına gelecek olan bu tür girişimlerden vazgeçilmesini, bilimin gerekleri doğrultusunda eğitim-öğretim yapılmasını talep ediyor, toplumun tüm kesimlerini de bu konuda duyarlılıklarını sergilemeye davet ediyoruz.

Kategori:Haberler