Bor Madeni Ve Uygulamaları
İstanbul Barosu Enerji Hukuku Komisyonunca düzenlenen“Bor Madeni ve Uygulamaları” konulu panel, 21 Mayıs 2010 Cuma günü saat 13.00 – 18.30 arasında Tünel’deki İstanbul Barosu Kültür Merkezinde yapıldı.

İstanbul Barosu Enerji Hukuku Komisyonunca düzenlenen“Bor Madeni ve Uygulamaları” konulu panel, 21 Mayıs 2010 Cuma günü saat 13.00 – 18.30 arasında Tünel’deki İstanbul Barosu Kültür Merkezinde yapıldı.
Sunumunu İstanbul Barosu Enerji Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Yeşim Gürler’in yaptığı panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, dünya bor rezervinin % 64'üne sahip ülkemizde bu yer altı servetini mutlaka katma değere dönüştürmesi gerektiğini söyledi.
Dünyanın en büyük bor madeni rezervine sahip Türkiye’nin ülkemizi kurtaracak bir kaynak olmaktan öte toplam ihracatımız içinde dikkate değer bir kaynak olarak görüldüğünü belirten Aydın, bu nedenle de Türkiye için stratejik önemi olan bor madeninin, Türkiye'yi düzlüğe çıkarabilecek bir maddi potansiyeli içinde barındıran bir kaynak niteliğinde olduğunu bildirdi.
1978 yılında çıkarılan yasayla bor madenlerinin devletleştirildiğini, daha önce verilen ruhsatların kamu kuruluşlarına devredildiğini, böylece bor madenleri üzerindeki yabancıların 120 yıllık egemenliğine son verildiğini hatırlatan Muammer Aydın, “2172 Sayılı Kanunla Devletleştirilen Bor Sahaları birleştirilerek havza haline getirilmiş ve buralardaki bor madenlerinin işletilmesi Etibank/Eti Holding A.Ş. ve Etibor A.Ş.'ne bağlı olarak teşkil edilen İşletmeler tarafından yürütülmüştür” dedi.
2000’li yıllarda bor madenlerinin özelleştirilmesinin gündeme geldiğini ve bu konunun IMF’ye verilen niyet mektubunda yer aldığını, bunun çeşitli sakıncaları bulunduğuna değinen Aydın, bor alanları özelleştirme ile başkalarına satıldığı ya da devredildiği takdirde eski ruhsat sahiplerine de hukuken hak doğacağını belirtti.
Eti Maden işletmeleri Genel Müdürlüğünün yapısının gözden geçirilerek daha etkili ve özerk bir yapıya kavuşturulması gerektiğini vurgulayan Muammer Aydın sözlerini şöyle tamamladı: “Bor varlığımızın ülke yararına değerlendirilebilmesi için mevcut Madencilik Yasalarındaki Bor madenleri ile ilgili ilkeler titizlikle muhafaza edilmelidir. Bor üretim faaliyetlerinin tek elden yürütülmesi ve gerçekçi Ulusal Bor Politikalarının oluşturulması, ülkemizin menfaatleri açısından zorunludur”.
Daha sonra panele geçildi. İlk oturumu İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Turgay Demirci yönetti.
Bu oturumda konuşan İTÜ Kimya Metalürji Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Duman, bor madeninin stratejik önemi üzerinde durdu. Ülkemizde bor madeninin vahşice çıkarıldığını ve vahşice pazarlandığına dikkat çeken Duman konuşmasında, bor madeninin kimyasal yapısı, enerji ve iletkenlik değeri, dünya bor rezervi, teknolojide kullanma alanları konularında ayrıntılı bilgi verdi.
Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan Kalafatoğlu da “Bor Madeni ve Teknik Çalışmalar” konusunda bir sunum yaptı. Kalafatoğlu, dünyadaki bor rezervinin %64’ünün Türkiye’de bulunduğunu, bor üretiminde Türkiye’nin ABD ile yarıştığını, ancak bor kullanımı için yeni alanlar bulmak gerektiğini söyledi. Türkiye’de bor üretiminin hızlı bir artış gösterdiğini belirten Kalafatoğlu, borun izolasyon ve tekstilde kullanılan cam elyaf, silikat camlar, seramik, tarım, deterjan ve tıpta kullanıldığını bildirdi.
İkinci oturumu İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek yönetti.
Bu oturumda ilk sözü TMMOB Maden Mühendisleri Odası Üyesi Ümit Ragıp Üncü aldı. Üncü, Türkiye’nin bor tuzları ülkesi olduğunu, elektronik sanayi geliştikçe bor tüketiminin artacağını söyledi. Türkiye’deki 2,2 milyon hektar alanın yabancıların ruhsat alanı haline geldiğine dikkat çeken Üncü, anayasaya göre madenlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu ve bu alanda özelleştirme yapılamayacağını vurguladı. Üncü, madenlerimizin değerlendirilmesi açısından 20. Yüzyılın ıskalandığını, 21. Yüzyılı da böylesine harcamaya kimsenin hakkı bulunmadığını söyledi.
Araştırmacı Yazar Mustafa Çınkı da, borun bir enerji hammaddesi olduğunu, dünyaya egemen olan güçlerin enerjiyi bir kaldıraç olarak kullandıklarını bildirdi. ABD’de ve dünyanın pek çok ülkesinde madenlerin değişen oranlarda dışa bağımlı hale geldiğine dikkat çeken Çınkı, devlet yönetim sistemlerinin sanayileşmenin önünde en büyük engel oluşturduğunu kaydetti. Bor kullanılan ürünlerin temiz teknoloji olarak nitelendiğini ve çevreci olduğunu belirten Çınkı, ABD dışında Türkiye dâhil pek çok ülkenin Kyoto protokolünü imzaladığını, bu protokolün çevre dostu teknolojilerin kullanımını öngördüğünü bildirdi.
Tire Bor Derneği Başkanı Dr. Ferhat Soykan ise bor kullanılarak yapılan ürünler hakkında bilgi verdi ve bor hakkında önemli bir bilgi birikimi bulunduğunu, bunu değerlendirmenin zamanının geldiğini söyledi.
Oturum sonlarında, oturum yöneticileri, konuşmacılara birer teşekkür Belgesi sundular.


