Bölücülük – Gericilik Sarmalında Devrim Yasalarımız Ve Anayasa
8 Mart Dünya Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Kadın Araştırmaları Derneğince düzenlenen toplantı, 3 Mart 2016 Perşembe günü saat 14.00’da Beşiktaş Belediyesi Akatlar Kültür Merkezi salonunda yapıldı.
Tiyatro Sanatçısı Orhan Kurtuldu’nun şiirlerle bezediği coşkulu sunumuyla gerçekleşen toplantı saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.
Açılışta konuşan Kadın Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Necla Arat, 3 Mart1924’ün cumhuriyet tarihimizin önemli tarihlerinden biri olduğunu, devletin laikleştirilmesinin yanı sıra eğitim ve öğretimin de laikleşmesini sağlayan Kemalist devrimlerin de başlangıç tarihi olduğunu söyledi.
Devrim yasalarının gerçekte ortaçağ kalıntısı kurumlardan kurtulmak ve monarşik yönetime son vermek amacıyla çıkarıldığını belirten Arat, günümüzde bu ortaçağ kalıntısı kurumların yeniden yeşermeye başladığını ve monarşik yönetime doğru hızlı adımlarla koşar adım gidildiğinin gözlemlendiğini bildirdi.
Bugün hilafetin geri gelmesini savunanlar için 3 Mart’ın bir matem günü olduğunu kaydeden Necla Arat, konuşmasını şöyle sürdürdü: ”Oysa hilafetin kaldırılmasının nedeni sembolik bir dinsel liderlik makamı olması gerekirken, devlet karşısında siyasi bir güç olmaya başlamasıdır. Yapılması gereken sosyal reformların önünde engel görülmesidir. Hilafetin kaldırılmasıyla ümmetçi devlet anlayışından ulus devlete geçiş süreci hızlanmıştır. Günümüzde bunun tersi yönünde çabalar var. Şimdi Türkiye’yi tepeden tırnağa kuşatan yeni İslamcıların hizmetinde medya ordusu diyebileceğimiz bir yandaş basın, on binlerce dernek, vakıf, şirket ve binin üzerinde okul bulunmaktadır. Sözde yeni İslamcılar demokrasi adına ve onu kullanarak Türkiye’yi artık koşar adım teokratik rejime götürmektedir”.
Türkiye’nin, günümüzde tarihinin en gerici, bölücü bir politika ve küresel tehditle karşı karşıya bulunduğunun altını çizen Necla Arat, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu tehditler karşısında tarihsel bir görevle karşı karşıyayız. Yurtsever, ulusalcı, laik, demokrat halkımız tek bir yürek halinde ‘artık yeter, biz varız’ demelidir. Çünkü emanete sahip çıkma zamanı gelmiştir, daha çok geç kalınmamalıdır”.
Açılış konuşmasından sonra Kadın Araştırmaları Derneğince hazırlatılan ‘ILIMLI İSLAMIN PENÇESİNDE KADIN’ konulu görsel sunum gerçekleşti. Sunum alkışlarla karşılandı ve sosyal medyaya konulması istendi.
Arat’ın konuşmasından torna toplantının panel bölümüne geçildi.
Paneli İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Aydeniz Alisbah Tuskan yönetti. Tuskan, 8 Mart haftasının kadınların eşit hak talebinin gündeme getirildiği bir hafta olduğunu ve hafta boyunca pek çok etkinlik yapıldığını ve geniş kitlelere ulaşılmaya ve farkındalık yaratılmaya çalışıldığını söyledi.
Konuşmasında zorunlu ve kesintili eğitim sistemini eleştiren Tuskan, bu eğitim sistemi ile çocuklarımızın eşit birey olarak yetişmesinin mümkün olmadığını bildirdi. Aydeniz Tuskan, “Önce genç kazlarımızın başları örtüldü. Bu tavır yuvadaki çocuklarımıza kadar indirgendi. Toplumsal cinsiyet eşitliği olmadan yapılan farklı eğitimle, kesintili eğitimle, çocuklarda ileri yaşlarda eşitsizlik kendini çok daha belirgin bir şekilde gösteriyor, bu nedenle devrim yaslarına çok daha fazla sahip çıkmak ve savunmak zorundayız” dedi.
23. Dönem CHP Milletvekili Av. Şahin Mengü, gündemde önemeli bir tutan anaya değişikliği, yeni anayasa yapımı konuları üzerinde durdu.
Anayasaları “İdeolojik belge” olarak niteleyen ve her anayasanın bir ideolojisinin bulunduğunu belirten Mengü, şimdi değiştirmeye çalıştıkları ve vesayet anayasası diye bugün saldırdıkları anayasanın vesayetle bir ilgisinin bulunmadığını, çünkü anayasanın 17 defada 117 maddesinin, yani üçte ikisi değiştirildiğini, askerlerin yaptığı anayasa ile hiçbir ilgisinin kalmadığını söyledi. Değiştirilmeyen maddelerin de bugün kimseyi rahatsız etmeyen, her anayasada bulunan sıradan maddeler olduğunu belirten Mengü şöyle konuştu: ”Anayasanın ilgili maddesine göre anayasanın ideolojisine dokunmadan (ilk dört madde) ve bu maddelerin içini boşaltmadan anayasada değişiklik yapılabilir, zaten yapılmıştır. Ama bu anayasada yeni anayasa yapma yetkisi hiç kimseye verilmemiştir. Bugün koparılan kıyamet bir anayasa tartışmasından ziyade anayasanın ideolojisini ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu hukuki yollardan, hukuk sürecini kullanarak bir diktatörlüğe geçişin önünü açma operasyonudur”.
Emekli Amiral-Yazar Türker Ertük, konuşmasında, kadın hakları, üç devrim yasası, toplumdaki Mustafa Kemal ve Atatürk algısı ile aydın ve aydınlanma konuları üzerinde durdu. Çağdaş dünyanın örgütlenme biçiminin ulus devlet olduğunu belirten Ertürk, Atatürk’ün bu yöndeki çabalarını anlattı. Türkiye’nin bugün ciddi tehditler altında bulunduğunun altını çizen Ertürk, toplumun henüz bu tehditlerin anlamını iyi kavrayamadığını bildirdi.
Gazeteci-Yazar Mehmet Faraç, konuşmasında cumhuriyetin karşı karşıya kaldığı tehlikelere dikkat çekti. Cumhuriyetin 1919 koşullarından çok daha ağır tehdit altında bulunduğunu belirten Faraç, o günlerde Mustafa Kemal’in Müdüfai Hukuk ve Kuvayı Milliye derneklerini örgütlediğini ve düşmana karşı tüm olanaksızlıklar içinde örgütlü bir mücadele verdiğini anlattı. Ulusal ve uluslararası tehdide karşı toplunun yeniden örgütlenmeye ihtiyacı bulunduğunu kaydeden Faraç, kurulacak binlerce dernek, vakıf ve okullarla, aynı ideolojiyi paylaşan siyasal partilerle yeni bir kurtuluş savaşı vermenin gerekliliğine işaret etti.
Konuşmaların tamamlanmasından sonra soru-cevap bölümünün ardından toplantı sona erdi.


