Bölge Baroları Manisa Toplantısı Sonuç Bildirgesi

26-27-28 Kasım 2004 günlerinde Manisa'da toplanan Baro Başkan ve Temsilcilerinin katıldığı 7. Bölge Baroları toplantısının sonuç bildirgesini kamuoyuna saygı ile sunarız
l-)Amerika Birleşik Devletlerinin komşumuz Irak'taki işgali, insanlık dışı bir soykırıma dönüşmüş bulunmaktadır. Irak'ta, Telafer ve Felluce'de yaşanan vahşet, uluslar arası hukuk ilkeleri açısından bir insanlık ve savaş suçu olduğu halde, dünyada demokrasi ve insan haklarının beşiği olarak bilinen AB ülkelerinden ses çıkmamaktadır. Bu savaşa dur demek için Birleşmiş Milletler Örgütü de göreve çağırılmamaktadır.
Buradan bütün dünyaya ve BM örgütüne Amerikan işgalinin ve katliamının durdurulması için harekete geçme çağrısı yapıyoruz.
2-)Türkiye'nin AB'ye girişini başlatacak görüşme tarihi verilmesine ilişkin 17 Aralık günü yaklaştıkça, birlik içinden olumsuz sesler yükselmektedir. Türkiye'nin AB'ne girmesi konusunda kendisine düşen bütün görevleri yerine getirmek için gösterdiği olağanüstü çaba ve Gümrük Birliği gibi aleyhine işleyen ekonomik zorluklar göz önünde tutulmak gerekirken diğer yeni üyelere giriş koşulu olarak konulmamış bulunan dayatmaların kabul edilmesi mümkün değildir. AB; Türkiye'yi üyeliğe kabul ettikten sonra var olan sorunları görüşerek çözmek yerine, önce sorunları çözüp sonra üyeliğe kabul etme gibi çifte standart uygulamasından vazgeçmelidir. Özellikle, ulusal egemenlik, ülke bütünlüğü (Üniter devlet), Kıbrıs, Ege, sözde Ermeni soykırımı iddiaları, etnik ve dinsel azınlıklar gibi konuların gündeme getirilmesini doğru ve haklı bulmuyoruz.
Türk Hukukçuları olarak Lozan Antlaşmasıyla hukuksal temele bağlamış olan Türkiye Cumhuriyetinin egemenlik ve diğer tüm dünya devletleriyle eşitlik ilkesine aykırı hiçbir dayatmayı kabul etmeyeceğimizi duyururuz.
3-)AB uyum yasaları çerçevesinde yeniden düzenlenen hukuk sistemimizde. CMUK değişiklik tasarısında; Sav ve Savunmanın yargılamada eşit düzeyde temsili gerekirken, ülkelerinden farklı bir şekilde Cumhuriyet Savcısının yerinin ve hukuksal konumunun, savunmadan üstte tutulması ve savcının kamunun avukatı konumunda oklusunun gözetilmemesi, bireyi, vatandaşı savunan avukattan farklı yere oturtulması, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan adil yargılanma ilkesine aykırıdır. Ayrıca, hukuksal eşitliğin sağlanabilmesi bakımından Anayasanın 140. maddesinde yer alan Yargıç ve Savcılık Mesleğinin yanında Avukatlık mesleğine yer verilmelidir. Anayasa değişikliğinde yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesi tam olarak sağlanmalı ve yargıçlık ve savcılık mesleğinin anayasal unsur olmasına karsın avukatın yalnızca yasal unsur olarak belirlenmesi şeklindeki eşitsiz uygulamaya son verilerek Barolar ve Avukatlık mesleği Yargı bölümüne alınmalıdır.
4-)Ülke topraklarının yabancılara satışı kabul edilemez. Anayasa Mahkemesi yabancılara toprak satışına ilişkin yasal düzenlemeyi "toprağın, devletin kurucu unsuru olması" gerekçesiyle, 1986 yılında iptal etmiştir. Bu karar ortada dururken 19 Temmuz 2003 tarihinde Köy Kanunu ve Tapu Kanunu'nda yapılan değişikliklerle buna olanak sağlanmış ve yasama organı Anayasa Mahkemesi kararını uygulanamaz hale getirmiştir. Oysa Anayasamıza göre : " yasama ve yürütme organları ve idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar, mahkeme kararlarını hiçbir şekilde değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.
Avrupa Birliğine yeni giren ülkelerin toprak satışına gösterdiği titizliği maalesef Türkiye'nin göstermediği görülmektedir.
Bu nedenlerle, siyasal iktidarı yargı kararını hiçe sayan tutum ve davranışlardan kaçınmaya ve bu yasal değişiklikleri eski haline getirmeye davet ediyoruz. .
5-)Yine Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de Yargıç ve Savcı olabilmek için öncelikle beş yıl süreyle Avukat olarak görev yapmanın yasal ön koşul haline getirilmesi sağlanmalıdır.
6-)Hak ve adalet uğrunda mücadele eden Avukatların, sağlık sigortalarının ve emekliliklerinde, yaşam düzeylerine uygun emeklilik olanaklarının bulunmaması nedeniyle yargıç ve savcılarla eşitlik sağlayacak yeni bir yasal düzenleme yapılarak, bir kurumsal yapı oluşturulmalıdır.
7-)Kamu Hukuku alanında, temel yasa niteliği taşıyan CMUK 'un değiştirilmesine ilişkin tasarının komisyonda görüşülmesinde, çok önemsemiş olduğumuz Adli Kolluğun yer almasını istiyoruz. Bunu, sorgulamada fena muamele ve işkence iddialarının ortadan kaldırılmasının ön koşulu olarak görüyoruz.28.11.2004
SAYGILARIMIZLA,
Afyon Baro Bşk. C.Mümtaz Akıncı
Antalya Baro Bşk. Av. M. Zeki Durmaz
Aydın Baro Bşk. Av. Sümer Germen
Balıkesir Baro Bşk. Av. Kemal Çelikboya
Burdur Baro Bşk. Av. Ramazan Gedik
Bursa Baro Temsilcisi Av. Amaç Bursalı
Çorum Baro Bşk. Av. Uğur Küçük
Denizli Baro Bşk. Av. Adil Demir
Eskişehir Baro Bşk. Av. Oğuz Sezer Aslan
İsparta Baro Bşk. Av. Erol Berber
İstanbul Baro Bşk. Av. Kazım Kolcuoğlu
İzmir Baro Bşk. Av. Nevzat Erdemir
Konya Baro Bşk. Av. Hasip Şenalp
Kütahya Baro Bşk. Av. Sabit Özdağlar
Manisa Baro Bşk. Av. Remzi Demirkol
Mersin Baro Bşk. Av. İsa Gök
Muğla Baro Bşk. Av. Ayla Kara
Sakarya Baro Bşk. Av. Semih Gökdemir
Uşak Baro Bşk. Av. Mesut Akkışla


