Bilgimizi Bilince, Bilincimizi Dirence Dönüştürmeliyiz
Staj Eğitim Merkezi’nin Anadolu Yakasında Türkan Saylan

Staj Eğitim Merkezi’nin Anadolu Yakasında Türkan Saylan Kültür Merkezinde oluşturulan biriminde 23 Eylül 2013 Pazartesi günü saat 14.00’da düzenlenen törenle eğitime başlandı.
Açılışta konuşan Staj Eğitim Merkezi (SEM) Yürütme Kurulu Başkanı Av. Muazzez Yılmaz, İstanbul gibi büyük bir metrepolde ulaşım güçlüklerini ve trafikte boşa geçen zamanı dikkate alan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’nun Anadolu yakasında staj eğitimi yapılabilecek bir mekân olarak Türkan Saylan Kültür Merkezi’ni belirlediğini, Anadolu yakasında staj yapmak isteyen stajyerlerin bundan böyle stajlarını bu mekânda yapacaklarını söyledi.
İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, ‘ilk ders’ yerine genç stajyer avukatlara hitaben yaptığı konuşmada, avukatlık mesleğinin erdemini anlattı ve genç meslektaşlarına deneyimli bir avukat olarak çeşitli uyarılarda bulundu.
Staj eğitiminin önemini vurgulayan Durakoğlu, İstanbul Barosu ve Staj Eğitim Merkezindeki tüm yönetimlerin staj döneminde yaşanan sorunları çözmeye çalıştığını, çeşitli programlar uygulandığını ve önemli mesafeler alındığını bildirdi.
Konuşmasında bir meslek olarak avukatlık ve avukatların toplumsal sorumluluklarına değinen Durakoğlu, altını çizdiği hususları özetle şöyle sıraladı:
· Avukatlık mesleğinde hiyerarşi yoktur. Bir günlük avukatla 50 yıllık avukat arasında fark görmüyoruz. Stajda da aynı anlayışı sürdürüyoruz. Hepimiz birbirimize saygı duymalıyız. Kıdem saygı ister, tecrübe barındırır. Ama birbirimize üstünlük içermez.
· Yılda 2000 stajyere eğitim veriyoruz. Ders verenler bu işi fahri olarak özveriyle yapıyorlar. Biz birbirimizi yetiştirmeye çalışıyoruz. İstanbul’da üye sayımız 30.000’e dayandı. Bu ihtiyaçtan çok fazla. Çok sayıda açılan hukuk fakültelerinin bunda payı var.
· Bu durum avukatları büyük bir yarışa sokuyor. O nedenle yabancı dil ve avukatlıkta uzmanlaşma büyük önem kazanıyor. Yarışı bitirebilmek için bu donanımlar önem taşıyor.
· Avukatlık mesleğini algılamak çok önemli. Sıradan bir avukat olmamak için bu mesleği DNA’da hissetmek gerekiyor.
· Avukat, toplumda hak arama özgürlüğünün temsilcisidir. O nedenle savunma hakkını içselleştirmeliyiz. Meslek ilkelerini göz ardı etmemeliyiz. Avukatlar duruşmalarda karşı karşıya gelebilirler, tartışabilirler, hatta kavga edebilirler, ama duruşmadan kol kola çıkmaları gerekir. Oysa uygulamada, meslektaşlarımız disiplin suçu işliyorlar ve Disiplin Kurulu binlerce dosya ile uğraşmak zorunda kalıyor.
· Biz, birbirimizden çok sorumlu olan bir mesleğin sahibiyiz. Kendimizi müvekkille asla özdeşleştirmemeliyiz.
· Avukat bilen adamdır. Toplum bunu böyle algılıyor. Bilgi ihtiyacımızı ve açlığımızı giderdiğimiz duygusuna kapılmamalıyız. Başka mesleklerdeki bilgisizlik pek kimsenin gözüne batmaz ama avukatın bilgisizliği hemen ortaya çıkar, derhal fark edilir. Bilgi eksiğini aşmayı başaran avukat iyi avukattır.
· Avukatlar toplum önderidir. Avukatlık toplumsal bir görevdir. Ne yazık ki bugün toplumda adalet talebi yok. Siyasilerin tutumu sonucu adaletsizliğin hüküm sürdüğü bir toplumda savunma hakkı bir yana atılır ve avukat şekli bir unsur olarak anlaşılırsa bu mesleğin sonu gelmiş demektir. Siyaset, Özel Yetkili Mahkemelerle yargıyı kuşatmışsa ve toplumsal bir tepki de yoksa avukatlar toplumun adalet talebini yüksek sesle dile getirmek zorundalar. Bugün, avukatların en güçlü örgütü İstanbul Barosu’nun da yaptığı budur.
· Yargı ülkemizde bir türlü bağımsız olamadı. Yargı bağımsızlığı olmayan bir ülkede avukatlık yapmak pek kolay değil. O nedenle, hayata hangi pencereden bakıyor olursanız olunuz, hangi görüşü temsil ediyorsanız ediniz, mesleğinizi hakkıyla yapabilmek için yargının bağımsız olması mücadelesine katılmanız gerekir.
· Günümüzdeki yargı uygulamalarına bakıldığında, hukuk fakültelerinde edindiğiniz bilgilerin sıfırlandığını görüyorsunuz. Büyük bedeller ödenerek kurulan devletimizde, yargıyı cumhuriyetin onuru haline getirmekle yükümlüyüz. Türkiye Cumhuriyeti Müdafaa-i Hukuk temeline oturtulmuştur. O nedenle durmadan aşındırılan cumhuriyet değerlerini korumak için hukuku savunmak bizim için toplumsal bir görevdir.
· Avukat da, hâkim ve savcı gibi yargının kurucu unsurudur. Yargı hiyerarşisine şiddetle karşıyız. İstanbul Barosu olarak bunun mücadelesini veriyoruz. Yargıda kimse kimseden üstün değildir. Adliyeler hâkim ve savcıların mülkü değildir. Avukatlık şekli bir unsur olarak düşünülemez. Bu mücadelede bilgimizi bilince, bilincimizi dirence dönüştüreceğiz.
· Korkmuyoruz. Sesteki nefes biziz. Hukuk tarihini hep avukatlar yazmıştır. Bu uğurda ödenmesi gereken bir bedel varsa bunu seve seve ödemeye hazırız. Nitekim İstanbul Barosu aleyhine açılan dava ve yürütülen soruşturmalarda bu bedeli ödemek adına mücadele veriyoruz.
·
İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu’nun genç meslektaşlarına hitaben yaptığı bu özet konuşma, coşkuyla karşılandı ve uzun süre alkışlandı.


