İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
Atatürk“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun

Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 174. maddesi gereğince Anayasal koruma altında olan sekiz devrim kanunundan biri 3 Aralık 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanundur.

2596 sayılı devrim kanunuyla herhangi bir din ve mezhebe mensup ruhanilerin mabet ve ayinler haricinde ruhanî kisve (kıyafet) taşımaları yasaklanmıştır. 

Halen yürürlükte olan bu kanuna göre Türkiye’de bulunan Türklerin ve yabancıların, yabancı memleketlerin siyaset veya askerlik ile ilgili kıyafetlerini, alametlerini, araç ve gereçlerini taşımaları da yasaktır.

Kanunun TBMM görüşmeleri sırasında söz alan İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, teokratik monarşiden laik Cumhuriyete geçiş sürecindeki hukuk devrimlerine değinerek Cumhuriyetin laiklik niteliğiyle ilgili bu düzenlemenin gerekçesini açıklamıştır:

“Baylar, büyük inkılabımızın temellerinden biri de laik olmaktır. Laik olmak demek devlet işlerinde ve ulus işlerinde dinî etkiyi kaldırmak demektir. Biz Cumhuriyetin kurulduğu günden beri buna dair ehemmiyetli kanunlar yaptık, kararlar verdik. Hilafetin ilgası, mahkemelerin birleştirilmesi, şeriye mahkemelerinin kaldırılması, tevhidi tedrisat, medreselerin kaldırılması, tarikatların ilgası, kanunu medenî ve bundan ayrı birçok kanunlarımız vardır. Fakat tatbikatta görüyoruz ki ve bilhassa Büyük Meclisin bize verdiği direktiflerden anlıyoruz ki bunlardan bazılarının zamanı gelmiştir. Büyük arzunuzu yerine getirmek için bugün birisini daha huzurunuza takdim ediyorum.”

2596 sayılı devrim kanunundan kısa bir süre önce 26 Kasım 1934 tarihli ve 2590 sayılı lakap ve ünvanların kaldırılmasını öngören kanun da kabul edilmiştir. Anayasanın 174. maddesi gereği Anayasal koruma altında olan bu devrim kanunuyla da erkek ve kadın vatandaşların kanun karşısında ve resmî belgelerde yalnız adlarıyla anılması zorunlu tutularak Ağa, Hoca, Molla, Paşa, Efendi, Bey, Hanım ve Hazretleri gibi lakapların kullanımı yasaklanmıştır. Ayrıca Türk vatandaşlarının yabancı devlet nişanlarını taşıyamayacakları öngörülmüş ve Mareşal, Ferik, Liva ünvanları yerine General ve Amiral ünvanları getirilmiştir.

İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, bu devrim kanununa ilişkin TBMM görüşmelerinde, “eski devirlerden kalma, bugünkü demokrasi esasına uymayan bazı lakaplar, ünvanlar, rütbeler, nişanlar, madalyalar var. Bunların bir an evvel resmî belgelerden ve kanunun karşısında kaldırılması, inkılabımıza uygun bir hareket olacaktır. Hükümetiniz, böyle bir kanun hazırladı, yüksek huzurunuza takdim ediyor” demiştir.

Cumhuriyetin ilanından 94 yıl sonra parlamenter sistem yerine cumhurbaşkanlığı sistemiyle yönetilmeye başlanan Türkiye Cumhuriyeti’nde bugün hükümet, bakanlar kurulu ve başbakan yoktur. 21 Ocak 2017 tarihli ve 6771 sayılı kanun ile Anayasadan “Hükümet”, “Bakanlar Kurulu” ve “Başbakan” ibareleri çıkarılmış veya değiştirilmiştir. Ancak bugün de Türkiye Cumhuriyeti, Anayasanın ikinci maddesine göre Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Bu anayasal çerçevede büyük önem taşıyan devrim kanunları halen yürürlüktedir ve bu kanunlara aykırılıkların giderilmesi gerekmektedir.

Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden iki devrim kanununun 91. yılında büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşlarını saygı ve minnetle anıyoruz.

İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi

 


 

 

Galeri

Kategori:Haberler
Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun | İstanbul Barosu