İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Basına Ve Kamuoyuna Duyuru (Reyhanlı)

REYHANLIDAKİ MENFUR SALDIRIYI ŞİDDETLE KINIYOR

Basına Ve Kamuoyuna Duyuru (Reyhanlı)

REYHANLIDAKİ MENFUR SALDIRIYI ŞİDDETLE KINIYOR, ÖLENLERE RAHMET, YARALILARA ŞİFA, MİLLETİMİZE BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUZ.

HALKIN HABER ALMA HAKKINA GETİRİLEN, ANAYASAYA, KANUNA VE HUKUKA AYKIRI, ESASEN KANUNDA HİÇ BULUNMAYAN BİR YAYIN YASAĞI VERİLMESİNİ KABUL EDİLEMEZ VE SON DERECE TEHLİKELİ BULUYORUZ.

Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde Hatay İlimizin Reyhanlı ilçesinde meydana gelen terör saldırıları sonucunda çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştır. Zamanlaması ve oluş biçimi bakımından son derece dikkat çekici bu hain saldırıyı nefretle kınıyor, ölenlere rahmet, yaralılara şifa, milletimize başsağlığı diliyoruz.

Ortadoğu’nun, emperyalist ülkelerin güç ve nüfuz arenası olarak tuzaklarla dolu yapısı içerisinde, bunun Türkiye’yi kanlı bir çatışma ortamına sürüklemeye yönelik olduğu açıktır. Ancak milletimiz her zaman olduğu gibi engin sezgisi ile buna izin vermeyecektir.

Bu arada Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11.05.2013 tarih ve 2013/597 soruşturma sayılı yazı ve talebi üzerine Reyhanlı Sulh ceza Mahkemesi’nin 11.05.2013 tarih ve 2013/584 D.iş sayılı yayın yasağı hukuki temeli olmayan, halkın haber alma hakkını ortadan kaldıran, demokratik bir hukuk devletinde kabul edilemez bir karardır.

Gerçekten bir kere kararın dayanağı yapılan CMK 153.madde, karara dayanak yapılabilecek, yayın yasağına imkan veren bir hüküm değildir. Gerçekten “Müdafiin Dosyayı İnceleme Yetkisi” başlıklı anılan madde, gerek başlığı, gerekse içeriğinden açıkça anlaşılacağı üzere müdafiin soruşturma evresinde dosyayı inceleme yetkisi ve bunun istisnaları ile ilgilidir. Bu anlamda maddede, yayın yasağı ile ilgili hiçbir düzenleme yoktur, olamaz. Maddenin ikinci fıkrası, müdafiin dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek almasının, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, sulh ceza hakiminin kararıyla bu yetkisinin kısıtlanabileceğine ilişkindir. Bu düzenlemenin, kararda olduğu gibi, Reyhanlı’daki patlama ile ilgili olarak “…soruşturmaya ilişkin ve soruşturma kapsamı içinde kalan olay yerine ve olayda ölen ve yaralananlara ilişkin ve olay içeriğine ilişkin her türlü sesli ve görüntülü yazılı görsel medyadaki yayınlar ile internet ortamındaki bu kapsamdaki bilgilerin CMK 153 vd. maddeleri gereğince YAYIMLANMASININ VE GÖSTERİLMESİNİN YASAKLANMASINA” dayanak yapılmasının mümkün olmadığını anlamak için hukukçu olmak da gerekmemektedir. Bu durumun örneğin ceza kanunundaki bir suçun boşanma kararına dayanak gösterilmesinden bir farkı bulunmamaktadır. Hukuk kurallarının bu şekilde, hiçbir uygulama yeri olmadığı açık olduğu halde kullanılması ve dayanak yapılması son derece tehlikeli olduğu gibi, hukuk devleti, hak ve özgürlükler bakımından kabul edilemez. Gerçekten yapılan kıyas yahut genişletme dahi olmayıp, kanunda olmayan bir “hüküm” yaratmak, yasama organının yerine geçerek hüküm sevketmek anlamına gelmektedir. 

Hele ki Cumhuriyet Başsavcılığının talep yazısında talebe dayanak olarak “Ceza Muhakemesi Kanununun tüm hükümleri”, “Ceza Muhakemesi hukuku genel ilkeleri” gibi soyut ifade ve dayanaklar gösterilmesi, olayla hiç ilgisi ve uygulama yeri bulunmayan Kalem Yönetmeliğinin 45.maddesinin zikredilmesi, hazırlık soruşturmasının gizliliğinden hareketle soruşturmaya konu delil kapsamındaki her bilgi ve görüntünün bu kapsamda değerlendirilerek bu kapsamda CMK 153.maddenin amacının soruşturmanın gizliliğini korumak olduğu ve bu gizliliğin müdafiiye karşı korunması yanında müdafii dışındaki kişi ve kurumlara karşı korumanın esas alındığı, olayla ilgili yazılı ve görsel medyada yayımlanan görüntü ve bilgilerin yayımlanmasının soruşturmanın gizliliğine zarar verecek ve soruşturmanın geleceğini tehlikeye düşürecek hususlardan olduğu şeklindeki belirlemeler, bu şekilde maddenin ilgisi olmayan kişilere, kurumlara ve olaylara genişletilmesi inanılması güç ve tehlikeli belirlemelerdir. Bu şekilde kanunda olmayan bir düzenleme varmış gibi kabul edilerek basına açıkça sansür uygulanabilmesinin yolu açılmaktadır. Kanun ve hukuk devleti ilkeleri buna imkan vermemektedir. Yargı, kanunda bulunmayan bir hükmü varmış gibi kabul ederek bu şekilde bir karar veremez. Kaldı ki Ceza Muhakemesi Kanunun hiçbir hükmü, Ceza Hukukunun evrensel ilkeleri, Kanunda bulunmayan, hak ve özgürlükleri kısıtlayan bir uygulamaya da imkan veremez, vermemektedir.

Karar bu açıdan hukuken kabul edilemez ve son derece tehlikelidir. Ayrıca biçimsel ve maddi anlamda kanuni dayanağı bulunmayan bu karar, basına dayanağı olmayan bir sansür, Anayasada yer alan halkın haber alma (bilgilenme) hakkının ve basının haber verme görev ve işlevinin engellenmesi, bu hakkın özünün ortadan kaldırılmasıdır. Elbette ki soruşturmanın gizliliği önemli ve gereklidir. Ancak bunun kuralları belli olup, olmayan hükümlerin varmış gibi gösterilmesi ve bu şekilde kısıtlama getirilmesi, hukuk devleti bakımından soruşturmanın zarar görmesi kadar, hatta bundan daha tehlikelidir. Hukuk devleti suç ile mücadelede hukuktan ayrılmayan, kurallara uyan devlettir.

Bu nedenlerle İstanbul Barosu olarak yayın yasağı ile ilgili kararı kanuna, hukuka aykırı görmekte ve büyük bir kaygı ile karşılamaktayız.

Durumu kamuoyuna saygı ile sunarız.

                           İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Kategori:Haberler
Basına Ve Kamuoyuna Duyuru (Reyhanlı) | İstanbul Barosu