İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Basın Bülteni "Soruşturmayı Amacından Saptırıyorlar"

Cumhuriyet’e ve Danıştay’a yapılan saldırılar sonucunda failler hakkında başlatılan soruşturmanın, çeşitli aşamalarında Baro’muzca, ciddi hukuka aykırılıklar saptanmıştır

Basın Bülteni "Soruşturmayı Amacından Saptırıyorlar"


Cumhuriyet
’e ve Danıştay’a yapılan saldırılar sonucunda failler hakkında başlatılan soruşturmanın, çeşitli aşamalarında Baro’muzca, ciddi hukuka aykırılıklar saptanmıştır.


Yakalanan sanığın cinayeti türban için işlediğini açıkça belirtmesi, arabasında yapılan aramada, dinci bir gazetenin saldırıyı hedef gösterici kupürünün bulunması, şüphelinin üç kız kardeşinin de türbanlı oluşu, cinayetin işlenişi sırasında “Ben Allah’ın askeriyim, Allah’ın gazabı üzerinize olsun” diye bağırması, Göztepe Parkının yeşil alan olarak kalmasını isteyen halkın bu istemini birkaç arkadaşıyla provoke etme girişimi, Marmara Üniversitesi öğrencilik yıllarında katıldığı gerici öğrenci etkinlikleri ve nihayet son zamanlarda ağırlıklı olarak Hizbullah davası sanıklarına vekillik etmesi gibi olgular siyasi iktidar ve yandaşları tarafından görmezden gelinmiştir.

Bilindiği üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince “soruşturmanın gizliliği” temel bir yargılama kuralıdır. Şüpheli olarak aranan ya da gözaltına alınanların kamuoyuna teşhir edilmeleri, isimlerinin sık sık anılması bu kuralı açık biçimde ihlal etmiştir.
    
Bu yapılanlar Adil Yargılanma İlkesine de ters düşmüştür. Suçluluğu kanıtlanıncaya dek hiç kimsenin suçlu sayılamayacağı kuralı Türk Ceza Kanunu’nun en temel ilkelerinden biriyken, dinci yayın organlarında, daha sonra serbest bırakılan kimi kişilerin “kilit isim” olarak kamuoyuna sunulmaları hukuk adına acı bir deneyim niteliğindedir. Henüz sorguya bile girmeyen isimlerin “kilit rol aldıklarından” söz edilmesi, şemalar ve hayali krokilere yer verilmesi, bilgi kirlenmesi yaratma ereğini taşımaktadır.  Aydınlanmacı güçleri hedef gösteren dinci yayın organlarının, suçluluk psikolojisi içinde, “Basın Özgürlüğü”ne sığınmaları ve adeta saldırıya uğrayan kendileriymiş gibi bir role bürünmeleri de bu kapsamda değerlendirilmelidir.

           
Saldırganların bağlantılarını ortaya koymadan, hamasi nutuklarla çeteden bahsetmek ve bunu askerle ilişkilendirmek Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratma amacını gütmektedir. Bir siyasi iktidar temsilcisinin “Şemdinli’de yapamadığımızı bu kez yapacağız” yolundaki açıklaması da soruşturmanın nerelere kaydırılmak istendiğinin açık göstergelerindendir.


Hukukun genel ilkeleri çerçevesinde suçluların yakalanması ve yargıya teslim edilmesi gerekirken, bunu bırakıp kendimizi, “sürprizlere hazırlamakla” oyalayamayız.


Gözden kaçırılmaması gereken bir diğer gerçek de soruşturmanın başka yönlere kaydırılması için siyasi iktidarın öncülüğünde başlatılan ve emniyet içerisinde yuvalanmış kimi irticai güçlerden de destek gören girişimlerdir.


Soruşturmayı çarpıtan güçlerle, saldırıyı gerçekleştiren güçler, hukukun zedelenmesi ortak hedefinde birleşmişlerdir. Katiller ellerindeki silahları ateşleyerek, sorumlular da ellerindeki yetkileri “başka amaçlar” için kullanarak sağlamışlardır bu zedelemeyi.


Soruşturmanın gizliliğini ortadan kaldıran, basına özel servis sunanlar ve soruşturmayı kendi siyasi görüşlerine göre yönlendirmeye çalışanlar hakkında derhal soruşturma açılmalıdır. Yargının ve hukukun üstündeki tüm gölgeler kalkmalıdır.

Kamuoyu ile bu düşüncelerimizi paylaşırız…

                             İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Kategori:Haberler