Basın Açıklaması: “Ulusun Kollektif Vicdanı Susturulamaz”
Uğur Mumcu’nun 24 Ocak 1993 yılında

24 Ocak 1993’te Uğur Mumcu’nun alçakça bir suikast sonucu katledilmesinden bu yana 18 yıl geçti. Uğur Mumcu’nun şahsında aslında susturulmak istenen Türk halkının kolektif vicdanıdır!
Atatürk’ün manevi mirasının, Cumhuriyet’in, ulusal bağımsızlığın, çağdaşlığın, sosyal devletin, emeğin, ezilenlerin talepleri onun kaleminden yazıya, ağzından söze dönüşürdü. Uğur Mumcu’nun kişiliğinde ulus devlete, üniter yapıya, laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ne konan bombanın yıkıcı sonuçları her geçen gün daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Uğur Mumcu’nun yaşamını yitirmesiyle Cumhuriyet’in harici ve dâhili düşmanları rahat bir nefes almışlardır: Etnik bölücüler, din tacirleri, uyuşturucu baronları, silah kaçakçıları, hayali ihracatçılar, kamu kaynaklarını acımasızca yağmalayan hortumcular, özelleştirme adı altında Cumhuriyet’in gururu, alın teri ekonomik varlıkları birer birer tasfiye eden siyaset bezirgânları Mumcu’nun keskin kaleminin, etkili kelamının yokluğunda denetimsiz soygunun keyfini yaşamaktadırlar!
Sermaye medyasında her gün Küreselleşme, serbest piyasa, liberal ekonomi illüzyonuyla kitleleri uyutan soygun düzenin amigoları Mumcu’nun yaşadığı ve yazdığı bir ortamda bu kadar rahat, bu kadar utanmaz, bu kadar arsız olamazlardı!
Bağımsız yargının bağımlıya, kuvvetler ayrılığının tepesinde siyasal iktidarın bulunduğu kuvvetler birliğine, çağdaş hukukun çağdışı dikta mevzuatına dönüştüğü bir sisteme geçiş Uğur Mumcu’nun yaşaması durumunda bu kadar kolay olamazdı.
Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Bahriye Üçok ve katledilen diğer aydınlarla aslında Türkiye Cumhuriyeti Atatürk’ün söylemiyle soylu savunucularından yoksun bırakılmak istenmiştir. Suikastlar zinciriyle aydınlar, bilim insanları ortadan kaldırılarak Türk ulusu Cumhuriyet’i, hukuku, çağdaşlığı savunacak, halkını aydınlatacak, yol gösterecek seçkin yurttaşlarından yoksun bırakılmak istenmiştir!
Uğur Mumcu’ların şahsında özgürlüğe, demokrasiye, hukuka, toplumsal barışa, kısacası ülkeye ve ulusa sıkılan kurşundur söz konusu olan!
İstanbul Barosu, kendi ulusu kadar diğer halkların, tüm ezilenlerin yılmaz savunucusu, inandığı değerler uğruna yaşamını feda etmekten çekinmeyen demokrasi şehidi Uğur Mumcu’yu saygıyla anmaktadır.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


